Orta sınıfın erimesinin uzun vadede ülkenin ekonomik ve sosyal dengelerini sarsacağını vurgulayan Çiftçioğlu, kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.

“Orta direk ekonominin omurgasıdır”

Açıklamasına sosyolojik bir çerçeve çizerek başlayan Çiftçioğlu, Amerikalı sosyolog Wright Mills’in “White Collar” eserine atıf yaparak modern toplumlarda orta sınıfın belirleyici rolüne dikkat çekti. Türkiye’de ise Cumhuriyet’ten bu yana memurların bu yapının temel taşı olduğunu belirten Çiftçioğlu, “Düzenli maaşıyla geçinen, çocuğunu okutan ve istikrarlı bir hayat süren kesim, bu ülkenin en güçlü dayanağıydı” dedi.

Sağlık Çalışanlarının Sendika Üye Sayıları Açıklandı
Sağlık Çalışanlarının Sendika Üye Sayıları Açıklandı
İçeriği Görüntüle

Ancak özellikle son yıllarda bu tablonun hızla değiştiğini ifade eden Çiftçioğlu, 2010’lu yıllardan itibaren memur kesiminin ekonomik olarak gerilediğini ve “orta direk” kavramının giderek yok olmaya başladığını söyledi.

“Bu direk yıkılırsa denge bozulur”

Siyaset bilimci Seymour Martin Lipset’in güçlü orta sınıfın demokrasinin temeli olduğu yönündeki görüşünü hatırlatan Çiftçioğlu, bu kesimin toplumsal istikrar açısından kritik rol oynadığını belirtti. Orta sınıfın zayıflamasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve sosyal sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.

Turgut Özal’ın “orta direk çökerse devlet zarar görür” uyarısını da hatırlatan Çiftçioğlu, bugün gelinen noktada bu riskin somut şekilde hissedildiğini ifade etti.

“Memur artık geçim mücadelesi veriyor”

Çiftçioğlu, memur kesiminin yaşadığı ekonomik sıkıntıları somut örneklerle anlattı. Ay ortasında kredi kartı borcunu düşünmek zorunda kalan memurlar, nöbetten çıkıp pazarda fiyat sorarak geri dönen hemşireler, çocuğunun eğitim masrafını karşılamak için ek iş arayan öğretmenler… Tüm bu tabloya dikkat çeken Çiftçioğlu, “Orta direk artık ayakta kalma mücadelesi veriyor” dedi.

Toplu sözleşme eleştirisi: “Zam değil, gecikmiş iade”

Temmuz 2026 maaş artışlarını da değerlendiren Çiftçioğlu, memura verilen yüzde 13,52’lik artışın gerçekte yanıltıcı olduğunu savundu. Bu artışın yalnızca yüzde 7’sinin toplu sözleşmeden kaynaklandığını, geri kalan kısmın ise enflasyon farkı olduğunu belirterek, “Bu bir kazanım değil, memurun cebinden alınan paranın gecikmeli iadesidir” ifadelerini kullandı.

Kağıt üzerindeki artışlarla gerçek hayat arasındaki farkın giderek açıldığını vurgulayan Çiftçioğlu, verilen zamların kısa sürede enflasyon karşısında eridiğini söyledi.

“Sorun sadece ekonomi değil, temsil meselesi”

Yaşanan tablonun yalnızca ekonomik koşullarla açıklanamayacağını belirten Çiftçioğlu, asıl sorunun sendikal temsil yapısında olduğunu ifade etti. Memur adına masaya oturan yapıların yeterince etkili olmadığını savunan Çiftçioğlu, yıllardır benzer süreçlerin tekrar ettiğini dile getirdi.

“Her dönemde yüksek tepki veriliyor ama sonuçta düşük zam oranlarına imza atılıyor” diyen Çiftçioğlu, mevcut sistemin memurun lehine işlemediğini söyledi.

Çözüm önerisi: Güçlü temsil ve gerçek pazarlık

Orta direğin yeniden güçlendirilmesi için öncelikle sendikal yapının değişmesi gerektiğini vurgulayan Çiftçioğlu, toplu sözleşme sürecinin gerçek bir pazarlık zemini haline getirilmesi gerektiğini belirtti.

Refah payı, kök maaş düzenlemesi ve ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması gibi taleplerin öncelikli olması gerektiğini ifade eden Çiftçioğlu, memurun milli gelirden hak ettiği payı almasının şart olduğunu söyledi.

“Memur kendi gücünün farkına varmalı”

Açıklamasını umut mesajıyla tamamlayan Çiftçioğlu, orta direğin tamamen yok olmadığını, ancak ciddi bir kırılma yaşadığını belirtti. Kamu çalışanlarının bu süreci değiştirebilecek güce sahip olduğunu vurgulayan Çiftçioğlu, “Memur, kendisini temsil ettiğini söyleyen yapıların ötesine geçerek kendi iradesini ortaya koymalıdır” dedi.

Çiftçioğlu, sendika olarak hedeflerinin memurun sesi olmaya devam etmek olduğunu belirterek, bu mücadelenin her platformda sürdürüleceğini ifade etti.