8. Dönem Toplu Sözleşme ile 20.00-08.00 saatleri arasındaki belirli nöbet süreleri için getirilen yüzde 10 artırımlı ödemenin sahada farklı hesaplandığını belirten Irgatoğlu, yanlış uygulamaların çalışanların mali kaybına yol açtığını savundu.
Gece Nöbetinde Yüzde 10 Artırımlı Ödeme
Irgatoğlu, sağlık hizmetlerinin günün 24 saati kesintisiz sürdüğüne dikkat çekerek gece çalışmasının gündüz mesaisinden farklı koşullar taşıdığını vurguladı.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 33’üncü maddesinin, haftalık çalışma süresi dışında tutulan ve izinle karşılanamayan nöbetlerin her saati için nöbet ücreti ödenmesini düzenlediğini hatırlatan Irgatoğlu, 8. Dönem Toplu Sözleşme ile bu alanda yeni bir mali hak elde edildiğini belirtti.
Düzenlemeye göre Ek 33 kapsamında ödenen nöbet ücretlerinin, 20.00 ile 08.00 saatleri arasında tutulan ve icap/ev nöbeti dışında kalan nöbet süreleri için yüzde 10 artırımlı ödenmesi öngörülüyor.
“Sahada Farklı Hesaplamalar Yapılıyor”
Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Irgatoğlu’nun gündeme getirdiği temel sorun ise artırımlı gece nöbeti ücretinin nasıl hesaplandığı.
Irgatoğlu, bazı sağlık kuruluşlarında aylık normal çalışma süresinin gece veya gündüz ayrımı yapılmaksızın takvim sırasına göre tamamlandığını, yalnızca bu sürenin üzerinde kalan saatlerin nöbet ücreti hesabına dahil edildiğini ifade etti.
Bu yöntemde gece çalışmasının aylık normal mesai süresinin içinde kalabildiğini ve çalışanın yüzde 10’luk artırımdan hiç yararlanamadığını veya daha düşük ödeme alabildiğini savundu.
Bazı idarelerde ise nöbet ücretinin gündüz ve gece süreleri arasında farklı yöntemlerle paylaştırıldığına dikkat çekti.
Sağlık-Sen’e Göre Hesap Nasıl Yapılmalı?
Irgatoğlu, hesaplamada öncelikle personelin fiili çalışma sürelerinin iki ayrı zaman dilimine ayrılması gerektiğini belirtti. Buna göre 08.00-20.00 arasındaki çalışmalar gündüz, 20.00-08.00 arasındaki çalışmalar ise gece dönemi olarak ele alınmalı.
Sağlık-Sen’in savunduğu hesaplama yöntemine göre öncelikle gündüz çalışmaları aylık normal çalışma süresine sayılmalı. Gündüz saatleri normal çalışma süresini karşılamıyorsa eksik bölüm gece çalışmalarından tamamlanmalı. Bunun üzerinde kalan ve 20.00-08.00 arasına denk gelen nöbet saatleri ise yüzde 10 artırımlı ödeme kapsamında değerlendirilmelidir.
168 Saatlik Çalışma Üzerinden Örnek Verdi
Irgatoğlu, ortaya çıkan farkı 168 saatlik aylık çalışma süresi üzerinden örneklendirdi.
Buna göre bir sağlık çalışanının ay içerisinde toplam 192 saat çalıştığı, bunun 130 saatinin gündüz, 62 saatinin ise gece olduğu varsayılıyor. Normal çalışma süresi 168 saat olduğunda toplam 24 saatlik fazla çalışma ortaya çıkıyor.
Sağlık-Sen’in değerlendirmesine göre önce 130 saatlik gündüz çalışması normal süreye dahil edilmeli. 168 saatin tamamlanabilmesi için gece çalışmasının 38 saati normal çalışma süresine eklenmeli. Geriye kalan 24 saatlik gece çalışması ise artırımlı nöbet ücreti kapsamında değerlendirilmelidir.
Irgatoğlu, takvim sırasına göre yapılan hesaplamada ise gece çalışmalarının normal çalışma süresinin içinde kalabildiğini ve geriye kalan 24 saatin gündüz saatlerine denk gelmesi durumunda çalışanın yüzde 10’luk artırımdan yararlanamadığını ifade etti.
“Uyuşmazlık Fazla Çalışmada Değil, Normal Sürenin Nasıl Doldurulduğunda”
Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı, tartışmanın personelin normal çalışma süresinin üzerinde çalışıp çalışmadığı noktasında olmadığını vurguladı.
Asıl uyuşmazlığın, normal çalışma süresinin hangi saat dilimlerinden tamamlanacağı konusunda ortaya çıktığını belirten Irgatoğlu, takvim sırasına dayalı hesaplamanın gece emeğinin artırımlı ödeme kapsamından çıkmasına neden olabildiğini savundu.
Aynı miktarda gece çalışması yapan personelin, yalnızca nöbetlerin ayın hangi günlerine denk geldiğine bağlı olarak farklı ödeme almasının hakkaniyetli olmadığını ifade etti.
“Toplu Sözleşme Hükmü Daraltılmamalı”
Irgatoğlu, toplu sözleşmenin yalnızca idari bir görüş veya yorum olmadığını, Anayasa ve 4688 sayılı Kanun çerçevesinde bağlayıcılığı bulunan bir düzenleme olduğunu belirtti.
İdarelerin mevzuatın uygulanmasına yönelik açıklama ve değerlendirmeler yapabileceğini ancak bunların toplu sözleşmeyle tanınan hakkı daraltmaması gerektiğini savundu.
Sağlık-Sen’in itirazının da bu noktada olduğunu belirten Irgatoğlu, gece nöbeti ücretlerinin sağlık kuruluşları arasında farklılaşmadan, ortak ve doğru bir hesaplama yöntemiyle ödenmesi gerektiğini ifade etti.
Gece Çalışması İçin Daha Güçlü Ücretlendirme Talebi
Yüzde 10 artırımlı gece nöbeti ücretinin önemli bir kazanım olduğunu belirten Irgatoğlu, sağlık çalışanlarının gece emeğinin karşılığının bununla sınırlı kalmaması gerektiğini de dile getirdi.
Gece çalışmasının çalışanların uyku düzeni, aile hayatı ve günlük yaşamı üzerinde farklı bir yük oluşturduğunu belirten Irgatoğlu, gece çalışma sürelerinin özelliklerini dikkate alan daha güçlü ve hakkaniyetli bir ücretlendirme sistemine ihtiyaç olduğunu savundu.
Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Irgatoğlu, yazısını sağlık çalışanlarının gece boyunca üstlendiği sorumluluğa dikkat çekerek tamamladı ve toplu sözleşmeyle kazanılan mali hakların hesaplama yöntemleri nedeniyle kaybolmaması gerektiğini vurguladı.
Gecenin Emeği – Hesabın Doğrusu
Çalışmanın, üretmenin, rızkı aramanın ve hayatın telaşı içinde koşuşturmanın vaktidir derim gündüz için. Güneş doğar, şehir uyanır, hayat hareketlenir. Ama sonra ışık yavaş yavaş çekilir ve gece başlar. Sokaklar tenhalaşır. Pencereler birer birer kapanır. Burada bir ayrıntı dikkatimi çekmiştir hep. Gündüz ışığın varlığıyken, gece ışığın yokluğudur. Ama karanlık çöktüğünde de birileri yol göstermeye devam eder. İşte sağlık çalışanının gecedeki rolü tam da burasıdır.
Şehir uyurken, hastanelerin ışıkları yanmaya devam ederken ya da insanlar evlerinde istirahate çekildiğinde bir hemşire, bir ebe, bir hekim yine görevinin başındadır. Onlar bir monitörün sesini, bir hastanın nefesini, bir bebeğin ağlamasını takip eder. Bu yönüyle sağlık hizmetinde gece, ışığın olmadığı saatler değil; insanın ışığa ihtiyaç duyduğu saatlerdir. Ve gündüzden geceye geçerken yalnızca saat değişmez. Emeğin yükü de değişir. İnsan gece çalışırken bedeninden, uykusundan, ailesinden ve hayatının alışılmış düzeninden de fedakarlık eder. Bu nedenle nöbet, yalnızca bir çalışma saati değildir. Nöbet; fedakarlığın, sorumluluğun ve kesintisiz sağlık hizmetinin adıdır. Ve tam da bu nedenle, emeğin hesabı tutulurken gecenin de hesabının doğru tutulması gerekir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 33’üncü maddesi, sağlık hizmetlerinde haftalık çalışma süresi dışında tutulan ve izin suretiyle karşılanamayan nöbetin her bir saati için nöbet ücreti ödenmesini düzenlemektedir. Buradaki temel kavram şudur: Nöbet, aylık çalışma süresinin dışındaki çalışmadır. Dolayısıyla nöbet ücreti, aylık çalışma süresinin üzerindeki çalışmanın karşılığıdır.
İşte 8. Dönem Toplu Sözleşmede 657 sayılı Kanun’un Ek 33’üncü maddesi uyarınca ödenen nöbet ücretlerinin, 20.00 ile 08.00 saatleri arasında tutulan, icap/ev nöbeti dışındaki nöbet süreleri için %10 artırımlı ödenmesi hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeyle gece çalışan sağlık çalışanının emeği ayrıca tanınmış ve nöbetin geceye denk gelen bölümüne özel bir mali karşılık getirilmiştir.
Toplu sözleşme hükmü, idari bir görüş veya yorum metni değildir. Toplu sözleşme, Anayasa ve 4688 sayılı Kanun çerçevesinde tarafları bağlayan normatif bir düzenlemedir. İdarenin görevi, bu hükmü uygulamaktır. Elbette idare, mevzuatın uygulanmasına ilişkin görüş ve açıklamalar yapabilir. Ancak bu görüş ve açıklamalar, kendisine dayanak oluşturan üst normun sınırları içerisinde anlam taşır. Bu nedenle yapılması gereken, toplu sözleşme hükmünü farklı yorumlarla daraltmaya çalışmak değil; hükmün amacını ve kapsamını doğru anlamak ve sahada eşit biçimde uygulamaktır.
Bugün tam da burada bir sorunla karşı karşıyayız. Sahada yanlış uygulamalar var. Daha da önemlisi, gece sürelerinin hesaplanmasında ortaya çıkan farklılıklar nedeniyle çalışanlar mağduriyet yaşıyor. Oysa çalışanların hakkı, kurumun veya uygulamayı yapan kişinin değerlendirmesine göre değişmemelidir.
Peki burada neyi doğru hesaplamamız gerekiyor? 8. Dönem Toplu Sözleşme gereği nöbet ücreti hesabında artık iki ayrı zaman diliminin dikkate alınması gerektiğini söyleyebiliriz:
08.00–20.00 saatleri arasındaki gündüz dönemi ve 20.00–08.00 saatleri arasındaki gece dönemi.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü mesele yalnızca nöbetin kaç saat sürdüğü değildir. O nöbetin hangi saatlerde tutulduğu da artık ücretin hesabında önem taşımaktadır. Buradaki temel mantığı sıralayacak olursak: Önce aylık çalışma süresi. Sonra nöbet. Nöbetin içerisinde ise geceye denk gelen süre.
Şimdi hesaplamaya gelelim:
Sahadaki uygulama gece çalışma saati ya da gündüz çalışma saati fark etmeksizin, önce aylık çalışma süresini tamamlamaktadır. Sonra da geriye kalan fazla çalışma süresinin varsa geceye kalan kısmı %10 artırımlı ödenmektedir. Şayet gece çalışması, mesainin tamamlandığı döneme denk geldiyse, o personel gece çalışması artırımından faydalanamamakta ya da nöbet durumuna göre ödemesini eksik almaktadır. Bazen de idare nöbet ücretini ikiye bölerek yarısını gündüz yarısını gece artırımlı hesaplayarak da ödemektedir.
Oysa doğru hesaplama şöyle olmalıdır: Personelin aylık toplam fiili çalışması gündüz dönemi ve gece dönemi olarak ayrıştırılır. Gündüz saatlerindeki çalışmalar, yani 08.00–20.00 arasındaki çalışmalar, personelin o ay tamamlaması gereken normal çalışma süresini doldurmaya yetmiyorsa, gece yapılan çalışma saatlerinden öncelikle normal çalışma süresi tamamlanır. Normal çalışma süresini tamamlayan bölüm, o ayki çalışmanın tamamlayıcısıdır. Bunun üzerinde kalan ve aynı zamanda 20.00–08.00 saatleri arasına denk gelen bölüm ise gece nöbeti kapsamında değerlendirilerek %10 artırımlı ödenecek kısımdır.
Örnek verecek olursak:
Bir personelin çalışması gereken süre 168 saat. Fiilen 192 saat çalışmış. 130’u gündüz, 62’si gece. Gece çalışması ayın başlarında ve ortalarında yoğunlaşıyor. İdare baştan sayıyor. 168 dolunca gece çalışması mesainin içinde eriyor ve bitmiş sayılıyor. Kalan 24 saat gündüz yazıldığı için 62 saat gece çalışan insan yüzde 10’dan sıfır alıyor. Oysa önce gündüzü yazarsanız 168’i tamamlamak için geceden 38 saat yeter. Geriye 24 saat gece kalır. Artırımlı ödenmesi gereken kısım budur.
Ücret doğuran nöbet 168 saatin üstüdür. Uyuşmazlık bu 24 saatte değil; 168 saatin hangi dilimden doldurulacağındadır. Takvim sırasıyla doldurulursa gece emeği normal sürenin içinde yok olur. Gündüz önce yazılırsa gece emeği artırımda kalır.
İşte burada hesaplamanın önemi ortaya çıkıyor. Bir personelin çalışma saatinin hangi bölümünün normal çalışma süresine karşılık geldiği, hangi bölümünün normal çalışma süresini tamamladığı, hangi bölümünün nöbet olduğu ve hangi bölümünün gece saatlerine denk geldiği doğru hesaplanmazsa, toplu sözleşmeyle elde edilen mali hakkın fiilen eksik ödenmesi sonucu ortaya çıkar.
Bizim itirazımız tam da bunadır. Aynı emek, sırf saatin ayın neresine denk geldiği yüzünden bir çalışan için artırım doğurup diğerinde doğurmuyorsa hesap yanlıştır. Hakkı düzenleyen açık hükmün yanında, o hakkın kapsamını daraltan bir yorumun esas alınmasına itiraz ediyoruz. Mesaiyi takvim sırasıyla tamamlamak hangi gerekçeyle izah edilebilir?
Diğer taraftan 8. Dönem Toplu Sözleşme ile elde edilen %10 artırımlı gece nöbet ücreti önemli bir kazanımdır. Ama sağlık çalışanlarının gece emeğinin gerçek karşılığı bundan çok daha büyüktür. Gece çalışmanın karşılığının yalnızca mevcut nöbet ücretine yapılan bir artışla sınırlı kalmaması; gece çalışma sürelerinin özelliğinin ayrıca dikkate alındığı daha güçlü ve hakkaniyetli bir ücretlendirme sisteminin kurulması gerekir. Çünkü gece çalışmak, yalnızca gündüz çalışmanın başka bir saatte yapılması değildir. Gece, insanın biyolojik düzenine karşı çalışmaktır. Uykunun yerine nöbeti koymaktır. Ailenin yanında olunacak saatlerin yerine çalışmayı koymaktır. Ve bütün şehir sessizleştiğinde sorumluluğu taşımaktır.
Burada sendikal mücadele, kazanılan hakkın karanlıkta kaybolmasına izin vermemektir. Bir hakkın mevzuata girmesi mücadelesidir. O hakkın sahada eksiksiz uygulanmasını sağlamak ise mücadelenin devamıdır.
Bu haftanın konuşması bize şunu hatırlatıyor:
Işığın olmadığı saatlerde verilen emeğin de bir ışığı vardır. O ışık, insan hayatıdır.
Sağlık tesislerinin ışıkları insanın en karanlık anında umudu ayakta tutmak için yanar. Ve o ışığın altında çalışanların emeği, saatlerin arasında kaybolmamalıdır. Çünkü gündüzün rızkında, gecenin de hakkı vardır.





