Bu verilerin işlenmesi ve paylaşılması ise belirli hukuki şartlara bağlı bulunuyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 51’inci maddesi, çalışanların ve işverenlerin sendika kurma, sendikalara serbestçe üye olma ve üyelikten ayrılma hakkını güvence altına alıyor. Devlet memurlarının sendikal hakları ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda düzenleniyor.
Sendika üyeliği özel nitelikli veri kapsamında
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6’ncı maddesinde sendika üyeliği, özel nitelikli kişisel veriler arasında açıkça sayılıyor. Aynı düzenleme kapsamında bu tür verilerin işlenebilmesi için kanunda belirtilen şartların bulunması ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor.
Anayasa’nın özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20’nci maddesi de kişilerin kendileriyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğunu hüküm altına alıyor.
Bu kapsamda çalışanların hangi sendikaya üye olduklarına ilişkin bilgilerin, sıradan bir personel bilgisi gibi sınırsız şekilde kullanılması veya paylaşılması mümkün değil.
Yargıtay’dan sendika üyelik bilgisine ilişkin kararlar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 11 Ocak 2024 tarihli kararında da işçinin sendika üyelik bilgisinin özel nitelikli kişisel veri kapsamında bulunduğuna dikkat çekildi.
Kararda, sendika üyelik bilgilerinin kural olarak koruma altında olduğu belirtilirken, bir yetki uyuşmazlığının çözümü amacıyla bu bilgilerin mahkemeye sunulmasının Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırılık oluşturmayacağı yönünde hüküm kuruldu.
Aynı dairenin 5 Mart 2026 tarihli başka bir kararında da çalışanlara ilişkin sendika üyelik kayıtlarının yargılama kapsamında dosyaya sunulmasının veya mahkeme tarafından ilgili kurumlardan istenmesinin, uyuşmazlığın çözümü açısından gerekli olması halinde hukuka aykırı kabul edilemeyeceği belirtildi.
Her birimin sendika bilgisine erişmesi mümkün değil
Sendika üyelik verilerinin işlenmesinde temel ölçütlerden biri de verinin hangi amaçla kullanılacağı olarak öne çıkıyor.
Örneğin insan kaynakları biriminin çalışanların mali ve özlük haklarının belirlenmesi amacıyla sendika üyelik bilgisine ulaşması hukuki bir gerekliliğe dayanabilirken, görev alanıyla ilgisi bulunmayan başka bir birimin aynı bilgiyi talep etmesi ölçülülük ilkesi açısından sorun oluşturabilir.
Bu nedenle sendika üyeliğine ilişkin kişisel verilerin yalnızca gerekli olduğu ölçüde, belirli bir amaç doğrultusunda ve yetkili kişiler tarafından işlenmesi gerekiyor.
Hukuka aykırı kayıt cezai sorumluluk doğurabilir
Türk Ceza Kanunu’nun 135’inci maddesinde kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi suç olarak düzenleniyor. Kişilerin sendikal bağlantılarına ilişkin verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi halinde ise verilecek cezanın artırılması öngörülüyor.
Mevzuat ve yargı kararları birlikte ele alındığında, sendika üyeliği bilgisinin özel nitelikli kişisel veri olduğu; ancak kanunda öngörülen hukuki sebeplerin bulunması halinde bu verilerin belirli amaçlarla işlenebileceği sonucuna ulaşılıyor. Özellikle yargılama süreçleri, özlük işlemleri ve çalışanların mali haklarının belirlenmesi gibi durumlarda verinin kullanım amacı ve ölçülülük kriteri önem taşıyor.




