Marmara Üniversitesi Rektörlüğünün Halkbank ile imzaladığı maaş promosyon sözleşmesinin tamamını bir öğretim üyesiyle paylaşmaması üzerine konu Kamu Denetçiliği Kurumuna (KDK) taşındı. KDK, sözleşmenin varsa gerçekten ticari sır niteliğindeki bölümleri ayıklanarak veya maskelenerek imzalı metnin onaylı bir örneğinin başvurana verilmesi yönünde üniversiteye tavsiyede bulundu.

Öğretim Üyesi Promosyon Sözleşmesinin Tam Metnini İstedi

Süreç, Marmara Üniversitesinde bir anabilim dalı kadrosuna atanan öğretim üyesinin maaş promosyonuna ilişkin haklarını takip etmek istemesiyle başladı.

Başvuran, üniversite ile Türkiye Halk Bankası A.Ş. arasında imzalanan ve 1 Ocak 2025 ile 31 Aralık 2027 dönemini kapsayan banka promosyon sözleşmesinin tam metnini görmek istedi.

Bu amaçla 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında üniversiteye başvuruda bulunuldu.

Ancak üniversite yönetiminin talebe olumsuz yanıt vermesi üzerine süreç Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna (BEDK) taşındı.

BEDK Belgenin Verilmesine Karar Verdi

Başvuranın itirazını değerlendiren BEDK, 8 Ekim 2025 tarihli kararıyla talebi kabul etti.

Kurul, başvuranın sözleşme metnine erişme konusunda güncel ve kişisel menfaatinin bulunduğunu değerlendirerek belgenin kendisine verilmesi yönünde karar aldı.

Söz konusu kararın 6 Kasım 2025 tarihinde üniversiteye tebliğ edildiği belirtildi.

Başvuran ise kararın ardından yasal süre içerisinde sözleşmenin tam metninin kendisine teslim edilmediğini belirterek bu kez Kamu Denetçiliği Kurumunun kapısını çaldı.

İlk Süreç “Dostane Çözüm” ile Kapatıldı

KDK’ye yapılan ilk başvurunun ardından konu üniversite yönetimine iletildi.

İdareden yanıt alınamaması sonrasında dosya 8 Nisan 2026 tarihli “Dostane Çözüm Kararı” ile kapatıldı.

Ancak başvuran daha sonra üniversitenin promosyon sözleşmesinin tamamını vermediğini, kendisine yalnızca sözleşmenin 17’nci maddesinin bir fıkrasına ilişkin sınırlı bir bölüm gönderildiğini bildirdi.

Sözleşmenin geri kalanına erişemediğini belirten öğretim üyesi, başvurunun esas yönünden yeniden değerlendirilmesini talep etti.

KDK tarafından yapılan incelemede de fiilen tam anlamıyla bir dostane çözüm sağlanmadığı sonucuna varılarak dosya yeniden ele alındı.

Üniversiteden “Ticari Sır” Savunması

Üniversite yönetimi, sözleşmenin tamamının paylaşılmamasına gerekçe olarak “ticari sır” istisnasını gösterdi.

İdare, banka promosyon sözleşmesinin özel hukuk niteliği taşıyan ticari bir metin olduğunu, tarafların mali ve operasyonel bilgilerini içerdiğini savundu.

Bu kapsamda 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 23’üncü maddesine atıfta bulunularak sözleşmenin üçüncü kişilerle paylaşılmasının mümkün olmadığı ileri sürüldü.

Üniversite ayrıca sözleşmenin yalnızca tarafları bağladığını ve üçüncü kişilere iletilmesi konusunda hukuki yetkisinin bulunmadığını savundu.

KDK “Ticari Sır” Gerekçesini Yeterli Bulmadı

Kamu Denetçiliği Kurumu ise üniversitenin promosyon sözleşmesinin tamamını gizlemek için ileri sürdüğü gerekçeyi kabul etmedi.

14 Eylül 2026 tarihli ve 2026/18337-S.26.24991 sayılı Tavsiye Kararı’nda, kamu görevlilerinin maaş ödemelerine aracılık eden bankaların sağladığı promosyonların doğrudan personelin mali ve sosyal haklarını ilgilendirdiğine dikkat çekildi.

Devlet Diş Hastanelerine Denetim Çağrısı: 'Vatandaş Tedavi İçin Gidiyor'
Devlet Diş Hastanelerine Denetim Çağrısı: 'Vatandaş Tedavi İçin Gidiyor'
İçeriği Görüntüle

KDK değerlendirmesinde, banka promosyonlarına ilişkin süreçlerde şeffaflığın önemine vurgu yaptı.

Kurum, kamu kurumlarının personel maaşları üzerinden bankalarla yaptığı ve çalışanların hak sahipliğini doğrudan etkileyen sözleşmelerin yalnızca “ticari sır” gerekçesi ileri sürülerek bütünüyle personelden gizlenmesinin aleniyet anlayışıyla bağdaşmadığını değerlendirdi.

Promosyonun Tamamının Personele Dağıtılması İlkesi Hatırlatıldı

KDK kararında banka promosyonlarına ilişkin geçmiş düzenlemelere de yer verildi.

2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nin ilgili hükümlerine atıfta bulunan Kurum, personelin maaşları üzerinden yapılan banka anlaşmalarının çalışanların mali haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

Ayrıca 2010/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi’ndeki banka tarafından sağlanan promosyon miktarının tamamının personele dağıtılması yönündeki ilke de hatırlatıldı.

KDK bu çerçevede promosyon sözleşmelerinin, çalışanların doğrudan ekonomik menfaatlerini ilgilendiren belgeler arasında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaştı.

BEDK Kararına Uyulmaması Eleştirildi

KDK kararının dikkat çeken bölümlerinden biri de Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun daha önce verdiği kararın uygulanmamasıyla ilgili oldu.

BEDK’nin 8 Ekim 2025 tarihli kararında sözleşmenin başvurana verilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapıldığı hatırlatıldı.

Buna rağmen belgenin tam metninin teslim edilmemesini inceleyen KDK, idarenin bu tutumunu hukukun üstünlüğü ve bağlayıcı idari kararların uygulanması ilkeleri açısından eleştirdi.

Kararda, BEDK’nin kesinleşmiş kararına rağmen sözleşmenin verilmemesi “hukukun üstünlüğü ilkesinin açık ihlali” olarak değerlendirildi.

Sözleşmenin Sadece Bir Maddesini Vermek Yeterli Görülmedi

Üniversitenin sözleşmenin tamamı yerine yalnızca sınırlı bir bölümünü başvurana göndermesi de KDK’nin değerlendirdiği konular arasında yer aldı.

Kurum, sözleşmenin sadece belirli bir maddesinin paylaşılmasının 4982 sayılı Kanun’daki bilgi ve belgeye erişim esasları bakımından yeterli olmadığı sonucuna vardı.

KDK’ye göre başvuranın talebi sözleşmenin tam metnine yönelik olduğu için, erişim hakkının da bu talep doğrultusunda değerlendirilmesi gerekiyor.

Gerçekten Ticari Sır Varsa Maskelenebilir

Karar, kamu kurumlarının elindeki belgelerde hiçbir bilginin gizlenemeyeceği anlamına da gelmiyor.

KDK, promosyon sözleşmesinde gerçekten ticari sır kapsamına girebilecek bilgiler bulunması ihtimalini ayrıca değerlendirdi.

Örneğin bankanın operasyonel sistemlerine, yazılımlarına veya siber güvenlik altyapısına ilişkin korunması gereken bilgiler bulunması halinde bu bölümlerin ayıklanabileceği veya maskelenebileceği belirtildi.

Ancak yalnızca belirli bölümlerde korunması gereken bilgiler bulunmasının, sözleşmenin tamamının erişime kapatılması için yeterli gerekçe oluşturmayacağı değerlendirildi.

Başka bir ifadeyle KDK’nin yaklaşımına göre çözüm, korunması gereken sınırlı bilgilerin gizlenmesi ve belgenin geri kalan kısmının erişime açılması.

KDK’den Üniversiteye Tavsiye

Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca imzasıyla sonuçlanan kararda başvurunun kabulüne karar verildi.

KDK, Marmara Üniversitesi Rektörlüğü ile Halkbank arasında imzalanan banka promosyon sözleşmesinin, varsa ticari sır niteliğindeki bölümleri maskelenip ayıklandıktan sonra imzalı tam metninin onaylı bir kopyasının başvurana ivedilikle verilmesi yönünde üniversiteye tavsiyede bulundu.

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesi kapsamında idarenin, tavsiye kararı üzerine gerçekleştireceği işlem veya benimseyeceği tutum hakkında 30 gün içerisinde KDK’ye bildirimde bulunması gerekiyor.

Karar Diğer Kamu Çalışanlarını da Yakından İlgilendiriyor

Somut karar Marmara Üniversitesindeki bir öğretim üyesinin bireysel başvurusu üzerine verilmiş olsa da banka promosyon anlaşmalarının şeffaflığı konusunda kamu çalışanları açısından dikkat çekici değerlendirmeler içeriyor.

Özellikle promosyon miktarı, ödeme şartları, yeni göreve başlayanların durumu, kurumdan ayrılan personelin hakları ve sözleşme süresi içerisindeki diğer hükümler çalışanların doğrudan mali menfaatlerini etkileyebiliyor.

KDK’nin kararında ortaya koyduğu yaklaşım, kamu kurumunun “ticari sır” ifadesini kullanmasının tek başına promosyon sözleşmesinin tamamını personelden gizlemek için yeterli görülmediğini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte kararın niteliğinin de doğru değerlendirilmesi gerekiyor. KDK tarafından verilen karar bir mahkeme hükmü değil, idareye yönelik tavsiye kararı niteliğinde. Somut olayda ayrıca BEDK’nin belgeye erişim yönünde daha önce verdiği karar da bulunuyor.

Sonuç olarak KDK, personelin mali haklarını doğrudan ilgilendiren banka promosyon sözleşmesinin tümünün genel bir “ticari sır” gerekçesiyle erişime kapatılması yerine, gerçekten korunması gereken bölümler varsa bunların maskelenmesi ve sözleşmenin kalan kısmının başvurana verilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yaptı.