Sağlık politikaları belirlenirken nöbet, personel eksikliği ve yoğun çalışma koşullarını doğrudan yaşayan sağlık çalışanlarının görüşlerinin daha fazla dikkate alınması istendi.
Özellikle Bakanlık düzeyinde alınan kararların sağlık tesislerindeki fiili çalışma koşullarıyla örtüşmesinin önemine dikkat çekilirken, sahadaki sorunların karar mekanizmalarına yeterince yansımamasının çalışanlar açısından yeni mağduriyetlere neden olabildiği ifade edildi.
“Kararları Alanlar Sahayı Ne Kadar Tanıyor?”
Sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı sorunların yalnızca mevzuat veya personel rakamları üzerinden değerlendirilemeyeceğine dikkat çekildi.
Gece nöbetleri, yoğun hasta yükü, eksik personelle hizmet verme zorunluluğu ve uzun çalışma süreleri gibi koşulların sağlık hizmetinin günlük işleyişinin önemli bir parçası olduğu vurgulandı.
Bu nedenle sağlık çalışanlarını doğrudan ilgilendiren düzenlemelerde, karar vericilerin sahadaki gerçek çalışma koşullarını ne ölçüde bildiğinin sorgulanması gerektiği belirtildi.
Gece Nöbeti ve Personel Eksikliği Vurgusu
Sağlık çalışanlarının önemli bir bölümünün 24 saat kesintisiz hizmet veren bir sistem içerisinde nöbet ve vardiya usulüyle çalıştığına dikkat çekildi.
Personel eksikliğinin bulunduğu birimlerde mevcut çalışanların daha fazla iş yükü üstlenmek zorunda kaldığı, nöbetlerin ise yalnızca çalışma düzenini değil çalışanların ekonomik koşullarını da doğrudan etkilediği ifade edildi.
Bazı sağlık çalışanlarının aylık gelirlerini nöbet ücretleriyle dengelemeye çalıştığı hatırlatılarak, ekonomik haklara ilişkin düzenlemelerde de sahadaki bu gerçekliğin göz önünde bulundurulması gerektiği kaydedildi.
“Masa Başında Alınan Her Kararın Sahada Bir Karşılığı Var”
Sağlık sisteminde merkezi düzeyde alınan kararların hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde, 112 istasyonlarında ve diğer sağlık kuruluşlarında doğrudan uygulamaya dönüştüğüne işaret edildi.
Bu nedenle yapılan her düzenlemenin çalışma saatlerinden nöbet sistemine, personel dağılımından mali ve özlük haklarına kadar sağlık çalışanlarının günlük yaşamını etkileyebildiği belirtildi.
Sahayla yeterli istişare yapılmadan hayata geçirilen uygulamaların ise çalışanlara hak kaybı, ilave iş yükü veya mağduriyet olarak dönebileceği eleştirisi dile getirildi.
Sağlık Çalışanlarının Karar Süreçlerine Katılımı Artırılmalı
Çözüm için sağlık politikalarının hazırlanması aşamasında doğrudan sahada görev yapan çalışanların görüşlerinin daha güçlü şekilde karar mekanizmalarına taşınması gerektiği ifade edildi.
Hekim, hemşire, ebe, paramedik, sağlık teknikeri ve diğer sağlık meslek gruplarının karşılaştığı sorunların farklılık gösterebildiğine dikkat çekilerek, yapılacak düzenlemelerde meslek gruplarının fiili çalışma koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesinin önem taşıdığı belirtildi.
“Sağlık Çalışanının Sesi Daha Fazla Duyulsun”
Sağlık çalışanlarının temel beklentisinin, kendileri hakkında alınan kararlarda doğrudan söz sahibi olabilmek olduğu vurgulandı.
Sahadan gelecek görüşlerin yalnızca düzenlemeler tamamlandıktan sonra değil, kararların hazırlık ve planlama aşamasında dikkate alınması gerektiği ifade edildi.
Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından çalışan memnuniyetinin ve çalışma koşullarının göz ardı edilemeyeceği belirtilerek şu çağrı öne çıktı:
“Sağlık çalışanı hakkında karar verilirken, sağlık çalışanının sesi daha fazla duyulsun. Çünkü sahayı dinlemeden alınan kararların bedelini yine saha ödüyor.”





