Hekim Savsan Alnayef ise ağır çalışma koşullarının branş tercihlerine kadar yansıdığını belirterek, “Doktorlar artık hangi branşı istediklerinden çok, hangi branşta daha az yıpranacaklarını düşünüyor” dedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile İstanbul Tabip Odası (İTO), 21 Ağustos’ta yaptıkları açıklamada; yüksek tazminat talepleri, ceza yargılamaları, sağlıkta şiddet ve uzun çalışma sürelerinin hekimlerin mesleki bağımsızlığı ile hasta güvenliğini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Hekimlere Açılan Milyonluk Tazminat Davaları Gündemde

TTB ve İTO, hekimler hakkında açılan yüksek meblağlı tazminat davalarının artık bireysel uyuşmazlıkların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Açıklamada, İstanbul’da özel bir sağlık kuruluşunda çalışan çocuk hekimi hakkında 50 milyon dolarlık tazminat talebiyle dava açıldığı, geçmişte ise hekimler hakkında 78 milyon ve 109 milyon liraya ulaşan tazminat kararlarının gündeme geldiği hatırlatıldı.

Tabip odaları, bu büyüklükteki tazminat ve ceza risklerinin hekimlerin mesleki kararlarını etkileyerek “defansif tıp” uygulamalarını yaygınlaştırabileceğine dikkat çekti.

“Gereksiz Tetkik İstenmesine Yol Açabiliyor”

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan hekim Savsan Alnayef, yüksek tazminat riski nedeniyle doktorların verdikleri tıbbi kararlarda daha temkinli davranabildiğini söyledi.

Hekimlerin daha sonra dava konusu olabilecek bir durumu gözden kaçırmaktan endişe ederek gerekli olmayan tetkiklere yönelebileceğini belirten Alnayef, bunun sağlık sisteminin kaynaklarının kullanımı açısından da sorun oluşturabileceğini ifade etti.

Alnayef’e göre tıbbi gereklilik yerine hukuki kaygının karar süreçlerinde belirleyici hale gelmesi, hem hekim hem de hasta açısından olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

“Komplikasyon ile Hekim Kusuru Birbirinden Ayrılmalı”

TTB ve İTO’nun üzerinde durduğu önemli başlıklardan biri de tıbbi komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama arasındaki ayrım oldu.

Her olumsuz tıbbi sonucun doğrudan hekim kusuru olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtilirken; hekimin görev yaptığı kurumun imkânları, çalışma koşulları, personel ve ekipman kapasitesi gibi faktörlerin de sorumluluk değerlendirmesinde dikkate alınması istendi.

Alnayef de her hastanın tedaviye aynı şekilde yanıt vermediğini belirterek, doğru tıbbi müdahaleye rağmen komplikasyon gelişebileceğine dikkat çekti.

Uzun Nöbetler Hasta Güvenliğini de Etkiliyor

Hekimlerin hukuki sorumluluğu tartışılırken çalışma koşullarının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Alnayef, özellikle uzun nöbet sürelerine dikkat çekti.

Yargıtay’dan İşçileri İlgilendiren Karar: Maaşın Gecikmesi Haklı Fesih Nedeni
Yargıtay’dan İşçileri İlgilendiren Karar: Maaşın Gecikmesi Haklı Fesih Nedeni
İçeriği Görüntüle

Bazı sağlık kuruluşlarında hekimlerin 36, hatta 40 saate varan sürelerle çalışabildiğini belirten Alnayef, uzun süre uykusuz kalmanın dikkat ve karar verme kapasitesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.

Hekimlerden kusursuz performans beklenirken aynı zamanda hata riskini artırabilecek çalışma şartlarının sürdürülmesinin önemli bir çelişki oluşturduğunu savundu.

“Doktorları Yoran Çoğu Zaman Hekimlik Değil, Sistem”

Alnayef, hekimlerin üzerindeki baskının yalnızca malpraktis ve tazminat davalarıyla sınırlı olmadığını belirtti.

Sağlıkta şiddet, uzun nöbetler, yoğun iş yükü ve hukuki kaygıların bir araya gelmesinin mesleki motivasyonu ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade eden Alnayef, “Bence birçok doktor aslında hekimlik mesleğini seviyor; ancak onları yoran şey çoğu zaman içinde çalışmak zorunda oldukları sistem oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu koşulların özellikle genç hekimlerin yurt dışına gitme veya kamudan ayrılma kararlarında etkili olabildiğini söyledi.

Dijital Şiddete de Dikkat Çekildi

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artık yalnızca hastane ve sağlık kuruluşları içerisinde gerçekleşmediğine de dikkat çekildi.

Sosyal medya üzerinden hakaret, tehdit, taciz ve hedef gösterme gibi eylemlerin sağlık çalışanları açısından yeni bir şiddet alanına dönüştüğünü belirten Alnayef, özellikle kadın hekimlerin cinsiyetleri nedeniyle farklı baskılarla karşılaşabildiğini ifade etti.

Branş Tercihleri Değişiyor: “Nerede Daha Az Yıpranırım?”

Ağır çalışma koşullarının hekimlerin uzmanlık tercihlerine kadar yansıdığı savunuldu.

Özellikle yoğun nöbet, yüksek sorumluluk ve malpraktis riski bulunan branşların genç hekimler tarafından daha az tercih edilebildiğini belirten Alnayef, dikkat çeken şu değerlendirmeyi yaptı:

“Doktorlar hangi branşı yapmak istediklerinden çok, hangi branşta daha az yıpranacaklarını düşünerek tercih yapmak zorunda kalıyorlar.”

Hekim açığı bulunan branşlara yalnızca uzmanlık kontenjanları üzerinden çözüm aranmasının yeterli olmayacağını ifade eden Alnayef, öncelikle bu branşların neden tercih edilmediğinin araştırılması gerektiğini söyledi.

“Tercih Edilmeyen Branşların Çalışma Koşulları İyileştirilmeli”

Cerrahi ve ağır çalışma koşullarına sahip diğer uzmanlık alanlarında yaşanan personel sorununa değinen Alnayef, hekimleri söz konusu branşlara yönlendirmek yerine çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini savundu.

Alnayef, “Eğer sorun o branşın çalışma koşullarıysa, doktorları oraya yönlendirmek yerine bu koşulları iyileştirmek gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Nöbet Sürelerinin Sınırlandırılması Çağrısı

TTB ve İTO’nun açıklamalarında öne çıkan tablo; hekimlerin hukuki güvenliği, çalışma koşulları ve hasta güvenliğinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğine işaret etti.

Alnayef ise özellikle uzun nöbet sürelerinin ciddi şekilde sınırlandırılması gerektiğini belirterek, hekimlerin onlarca saat uykusuz şekilde çalışmasının hem çalışan sağlığı hem de hasta güvenliği açısından sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Tabip odaları, komplikasyon ile kusurun açık biçimde ayrıldığı, hekimlerin çalışma koşullarının sorumluluk değerlendirmelerine dahil edildiği ve yüksek tazminat tehdidinin mesleki kararları baskılamadığı bir sistem oluşturulması çağrısında bulundu.