Memurlardan farklı olarak sürekli işçiler için tayin ve yer değişikliği hakkı daha sınırlı uygulanıyor.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında işçiler, memur statüsünden ayrı değerlendiriliyor. Bu nedenle yer değişikliği taleplerinde farklı mevzuatlar ve toplu iş sözleşmesi hükümleri esas alınıyor.
Toplu iş sözleşmeleri bazı durumlarda nakle izin veriyor
Sürekli işçilerin görev yeri değişikliği talepleri çoğu zaman kurumların yaptığı toplu iş sözleşmelerine göre değerlendiriliyor.
Örneğin Adalet Bakanlığı toplu iş sözleşmesinde, aynı il sınırları içinde olmak kaydıyla işçilerin benzer işlerde başka bir iş yerine nakledilebileceği düzenleniyor.
Bu durum, aile birliği, sağlık veya ulaşım gibi nedenlerle yapılan talepler açısından önemli bir kapı açıyor.
Aile birliği gerekçesiyle yapılan başvuru örnek oldu
Kamu Denetçiliği Kurumu’na yapılan bir başvuruda, Ordu’da görev yapan bir sürekli işçi, eşinin başka bir ilçeye atanması nedeniyle aile birliğinin bozulduğunu belirterek tayin talebinde bulundu.
Başvurucu, eşinin Perşembe ilçesinde görev yaptığını, küçük çocuğunun kreşe gittiğini ve bu nedenle aile olarak ciddi zorluk yaşadıklarını ifade etti.
İlk başvuru reddedildi
İlgili kurum, başvuruyu değerlendirirken 696 sayılı KHK ile getirilen düzenlemeyi gerekçe göstererek talebi reddetti.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen hüküm uyarınca, sürekli işçi kadrosuna geçirilen personelin, daha önce görev yaptığı hizmet alanında çalıştırılması gerektiği belirtildi.
Kamu Denetçiliği Kurumu yeniden değerlendirme istedi
Ancak Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruda aile birliği mazeretinin yeterince dikkate alınmadığını belirtti. Özellikle boş kadro durumu ve il içi nakil imkanı açısından detaylı bir değerlendirme yapılmadığı ifade edildi.
Bu nedenle ilgili kuruma, işçinin aile birliği talebinin kadro imkanları doğrultusunda yeniden incelenmesi yönünde tavsiye kararı verildi.
Sosyal devlet ilkesi vurgusu yapıldı
Uzmanlara göre sürekli işçilerin talepleri değerlendirilirken yalnızca mevzuat değil, aile bütünlüğü ve sosyal devlet ilkesi de göz önünde bulundurulmalı.
Kamu hizmetini aksatmayacak durumlarda, çalışanların makul taleplerinin doğrudan reddedilmesi yerine bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.




