Hemşirelerin sahadaki deneyimlerini paylaştığı, mesleğin güncel sorunlarının ve çözüm önerilerinin ele alındığı program, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlikte söyleşiler, yarışmalar, sosyal etkinlikler ve tiyatro gösterisi de yer aldı.
Programa Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan’ın yanı sıra, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş, Genel Sekreter Durali Baki, genel başkan yardımcıları, akademisyenler, teşkilat temsilcileri ve çok sayıda hemşire katıldı.
Doğan: Hemşirelik yalnızca bir meslek değil
Programın açılışında konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, hemşirelik mesleğinin sağlık sistemindeki yerinin tartışılmaz olduğunu söyledi. Hemşireliğin yalnızca teknik görevlerden ibaret olmadığını vurgulayan Doğan, bu mesleğin insanın en zor anında yanında olma iradesini temsil ettiğini ifade etti.
Doğan, hemşirelerin sadece tedavi sürecinin bir parçası olmadığını, aynı zamanda moral veren, güven duygusu oluşturan ve hastayı yalnız bırakmayan bir rol üstlendiğini belirtti. Hekimin tedaviyi planladığını, bu tedavinin her aşamasını ise hemşirenin takip ettiğini kaydeden Doğan, sağlık hizmetinin omurgasında hemşirelerin bulunduğunu dile getirdi.
“Türk hemşiresi en zor zamanlarda sahadaydı”
Türk hemşiresinin yalnızca sağlık hizmeti sunmadığını belirten Doğan, hemşirelerin toplumun en kırılgan anlarında umut ve güven taşıdığını söyledi. Pandemi, deprem, sel ve diğer afet süreçlerinde hemşirelerin gösterdiği fedakarlığın unutulamayacağını vurgulayan Doğan, bu özverinin sağlık sisteminin ayakta kalmasında belirleyici olduğunu ifade etti.
Gece nöbetleri ve ücret düzenlemeleri gündeme geldi
Konuşmasında çalışma koşullarına da değinen Doğan, hemşireliğin büyük sorumluluk ve yoğun emek gerektiren bir meslek olduğuna dikkat çekti. Özellikle gece nöbetlerinin ayrı bir yük oluşturduğunu ifade eden Doğan, insan biyolojisinin en çok zorlandığı saatlerde görev yapan sağlık çalışanlarının emeğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gece çalışan hemşire, ebe ve hekimlerin ücretleri ile nöbet teşviklerinde güçlendirici adımlar atılmasının önemine işaret eden Doğan, ağır sorumluluk taşıyan sağlık çalışanlarının çalışma hayatının da aynı hassasiyetle desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
“Hemşirenin emeği daha görünür olmalı”
Doğan, doğrudan hastayla temas eden ve hemşirelik hizmetini fiilen yürüten çalışanların emeğinin sağlık sistemi içinde daha görünür hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Aile hekimliğinde yapılan işlemlerin nasıl kayıt altına alındığını hatırlatan Doğan, hastanelerde hemşirelerin yaptığı işlemlerin, verdiği emeğin ve üstlendiği sorumluluğun da sistematik biçimde görünür olması gerektiğini söyledi.
“Fedakarlığın, riskin ve sorumluluğun karşılığı verilmeli”
Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, konuşmasının en dikkat çeken bölümünde, sağlık çalışanlarının üstlendiği risk ve sorumluluğun karşılıksız bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Hemşirelerin, ebelerin ve hekimlerin sağlık hizmetinin ayrılmaz parçaları olduğunu belirten Doğan, çalışma ortamları güçlendikçe hizmet kalitesinin de yükseldiğini ifade etti.
Doğan, huzurlu çalışan sağlık personelinin daha güçlü bir sağlık hizmeti anlamına geldiğini belirterek, hemşirelerin, ebelerin ve hekimlerin beklentilerini her platformda dile getirmeye devam edeceklerini söyledi. “Hemşire güçlü olursa sağlık sistemi daha güçlü olur” diyen Doğan, güçlü sağlık çalışanlarının daha güvenli bir toplum ve daha etkin sağlık hizmeti anlamına geldiğini kaydetti.
Prof. Dr. Orhan Ateş’ten destek mesajı
Programda konuşan TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş de hemşirelerin sağlık sistemi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Hemşirelerin fedakarlıkları, şefkatleri ve özverileriyle her gün hayat kurtardığını belirten Ateş, sağlık çalışanlarının tarih boyunca milletin yanında olduğunu söyledi.
Pandemi döneminde ve 6 Şubat depremlerinde hemşirelerin en ön safta yer aldığını anımsatan Ateş, hemşirelerin sorunlarının çözümü ve taleplerinin karşılanması noktasında destek vermeyi sürdüreceklerini ifade etti.
“Hemşire sağlık sisteminin anahtarıdır”
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülay Yazıcı da programda yaptığı konuşmada hemşirelik mesleğinin sağlık sistemi açısından taşıdığı belirleyici role vurgu yaptı. Yazıcı, hemşireyi tek kelimeyle anlatacak olsa “anahtar” ifadesini kullanacağını belirterek, hemşirenin sağlık sisteminde çözüm üreten temel aktörlerden biri olduğunu söyledi.
Yazıcı, hemşirelerin sahada karşılaştığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, mesleğin güçlendirilmesi için yapısal düzenlemelerin önemine dikkat çekti.
Tiyatro gösterisi büyük ilgi gördü
Program kapsamında hemşireler için özel olarak hazırlanan “Geçmişten Geleceğe: Emanet” adlı tiyatro gösterisi de sahnelendi. İstiklalden istikbale taşınan değerleri konu alan gösteri, katılımcılardan yoğun ilgi gördü ve büyük beğeni topladı.
Hemşireler kendi deneyimlerini anlattı
Etkinlik, “Sözde Bizde” ve “Söyleyecek Sözüm Var” başlıklı iki ayrı oturumla devam etti. Bu bölümlerde hemşireler sahadaki tecrübelerini, karşılaştıkları güçlükleri, taleplerini ve çözüm önerilerini doğrudan paylaştı. Katılımcılar, mesleği kendi pencerelerinden anlatarak hem çalışma hayatına hem de sağlık sistemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Sağlık hukuku da ele alındı
Programın dikkat çeken başlıklarından biri de hukuk boyutu oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğçe Oral Manav, “Sağlık Hukuku Açısından Hemşirelik Mesleği” başlıklı sunumunda hemşirelik uygulamalarının hukuki yönlerini değerlendirdi.
Mesleki dayanışma ve çözüm vurgusu öne çıktı
Sağlık-Sen’in düzenlediği programda, hemşirelik mesleğinin yalnızca sağlık hizmeti sunan bir alan olmadığı, aynı zamanda büyük fedakarlık, sorumluluk ve dayanışma gerektiren bir görev olduğu vurgulandı. Program boyunca hem sahadaki sorunlar hem de çözüm beklentileri dile getirilirken, hemşirelerin emeğinin daha görünür kılınması ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gerektiği yönündeki mesajlar öne çıktı.





