Mevcut sistemde tıbbi işlem ve puan odaklı hesaplamaların ağırlık taşıdığı belirtilirken, hasta bakımı, sürekli izlem, ilaç uygulamaları, doğum süreci ve hasta güvenliği gibi hemşirelik ve ebelik hizmetlerinin teşvik hesabında daha güçlü şekilde karşılık bulması talep ediliyor.

Yönetmelikte Hizmete Katkı ve Verimlilik Vurgusu

Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesinde teşvik ek ödemesi tanımlanırken hizmete katkı, verimlilik, hizmet kalitesi ile çalışan ve hasta memnuniyeti gibi kriterlere yer veriliyor.

Ancak sağlık çalışanları açısından tartışmanın merkezinde bu kriterlerin uygulamada farklı meslek gruplarının emeğine nasıl yansıtıldığı bulunuyor.

Hemşire ve ebelerin sağlık hizmetinin kesintisiz yürütülmesinde üstlendikleri bakım ve takip sorumluluğunun mevcut teşvik hesaplamalarında yeterli karşılık bulmadığı savunuluyor.

Devlet Hastanesi’nde Doktora Saldırı: Tartışma Sonrası Bir Kişi Gözaltına Alındı
Devlet Hastanesi’nde Doktora Saldırı: Tartışma Sonrası Bir Kişi Gözaltına Alındı
İçeriği Görüntüle

“Puanlama Sistemi Hemşirelik ve Ebelik Emeğini Yeterince Görmüyor”

Sisteme yönelik ilk eleştiri, teşvik ödemesinin hesaplanmasında kullanılan puanlama yapısına ilişkin.

Eleştirilerde reçete, ameliyat ve çeşitli tıbbi girişimler gibi faaliyetlerin puan üretme kapasitesinin yüksek olduğu, buna karşılık hemşirelik ve ebelik hizmetlerinin önemli bir bölümünün bağımsız ve yeterli bir puan karşılığına sahip olmadığı öne sürülüyor.

Oysa hemşireler hastanelerde yalnızca belirli bir tıbbi işlemin gerçekleştirilmesi sırasında değil, hastanın sağlık kuruluşunda bulunduğu sürenin önemli bölümünde bakım sürecinin içerisinde yer alıyor.

Hastanın vital bulgularının izlenmesi, tedavi planındaki uygulamaların gerçekleştirilmesi, ilaçların güvenli şekilde uygulanması, yara bakımı, ameliyat sonrası takip, hasta durumundaki değişikliklerin fark edilmesi ve gerekli durumlarda ilgili sağlık ekibinin bilgilendirilmesi hemşirelerin günlük çalışma düzeninin önemli parçalarını oluşturuyor.

Eleştirinin temelinde ise bu sürekli bakım faaliyetlerinin teşvik sisteminde hak ettiği ölçüde görünür olmadığı görüşü bulunuyor.

Ebelerin Gebelikten Yenidoğan Bakımına Uzanan Sorumluluğuna Dikkat Çekildi

Benzer bir tartışma ebelerin görevleri açısından da yaşanıyor.

Ebeler gebelik takibi, doğum süreci, doğum sonrası dönem ve yenidoğan bakımında önemli sorumluluklar üstleniyor. Özellikle doğumhane ve kadın doğum birimlerinde çalışan ebelerin mesleki sorumluluğunun yüksek olduğu belirtiliyor.

Buna karşın ebelik hizmetleri kapsamında gerçekleştirilen takip, bakım ve mesleki girişimlerin teşvik ek ödeme hesabında yeterli karşılık bulmadığı savunuluyor.

Bu nedenle hemşirelikte olduğu gibi ebelik faaliyetlerinin de teşvik sisteminde ayrı ve daha görünür biçimde değerlendirilmesi talep ediliyor.

HAKK Katsayıları da Eleştirilerin Odağında

Teşvik ek ödeme sistemine yönelik bir diğer eleştiri ise Hizmet Alanı-Kadro Unvan Katsayılarına (HAKK) ilişkin.

Mevcut katsayılar arasındaki farklılıkların sağlık çalışanlarının sahadaki gerçek iş yükü, sorumluluk düzeyi ve çalışma şartlarıyla yeterince örtüşmediği ileri sürülüyor.

Özellikle yoğun bakım, acil servis, ameliyathane, doğumhane ve yataklı servis gibi çalışma yoğunluğunun yüksek olduğu birimlerde görev yapan hemşire ve ebelerin sorumlulukları dikkate alınarak katsayıların yeniden değerlendirilmesi isteniyor.

Sağlık çalışanlarının eleştirisi, iş yükü ve sorumluluk arttığı halde bunun teşvik ödemesine aynı ölçüde yansımadığı noktasında yoğunlaşıyor.

Yoğun Bakımdan Acil Servise Kesintisiz Bakım

Hemşire ve ebelerin çalışma alanları yalnızca standart yataklı servislerle sınırlı değil.

Yoğun bakımlarda kritik hastaların sürekli takibinden acil serviste hızlı müdahale gerektiren vakalara, ameliyathanelerde operasyon süreçlerinden palyatif bakım servislerine kadar sağlık hizmetinin farklı aşamalarında hemşireler görev yapıyor.

Bu birimlerde hastanın durumundaki küçük bir değişikliğin zamanında fark edilmesi dahi tedavi süreci açısından önem taşıyabiliyor.

Sağlık çalışanları bu nedenle bakım ve gözlem faaliyetlerinin yalnızca yardımcı bir hizmet olarak değil, teşvik sisteminde ölçülebilir bir mesleki emek olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

“Hastanın Başucundaki Emek Bordroda Neden Görünmüyor?”

Teşvik sistemine yönelik eleştirilerde öne çıkan konulardan biri de doğrudan puan üretmeyen ancak sağlık hizmetinin devamlılığı açısından gerekli olan çalışmalar.

Hemşireler hasta ve hasta yakınlarıyla günün her saatinde iletişim kuran, bakımın devamlılığını sağlayan ve hastanın sağlık durumundaki değişimleri yakından takip eden meslek gruplarının başında geliyor.

Ancak bu çalışmaların tamamının teşvik ek ödemesinde doğrudan ve bağımsız şekilde karşılık bulmadığı savunuluyor.

Bu durum, “Hastanın başucundaki emek bordroda neden görünmüyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor.

Düşük Teşvik Ödemeleri Tükenmişlik Tartışmasını Büyütüyor

Hemşire ve ebelerin eleştirileri yalnızca ücret miktarıyla sınırlı değil. Sistemin çalışan motivasyonu üzerindeki etkisine de dikkat çekiliyor.

Sağlık hizmetlerinin hemen her aşamasında aktif sorumluluk üstlenen bir meslek grubunun kendi emeğinin ödeme sisteminde yeterince karşılık bulmadığını düşünmesinin çalışan memnuniyeti açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.

Özellikle ağır iş yükü, nöbetler ve kesintisiz hasta bakımının yanında teşvik ödemelerinin düşük kalmasının çalışanlarda motivasyon kaybı ve tükenmişlik hissini artırabileceği savunuluyor.

Bu nedenle teşvik sisteminin yalnızca yapılan işlemlerin sayısı üzerinden değil, bakımın niteliği, sorumluluk düzeyi ve çalışma şartları üzerinden de değerlendirilmesi isteniyor.

Hemşirelik ve Ebelik Girişimlerine Ayrı Puan Talebi

Sistemin değiştirilmesine yönelik taleplerin başında hemşirelik ve ebelik girişimlerinin müstakil olarak puanlanması geliyor.

Buna göre hemşire ve ebelerin kendi mesleki yetki ve sorumlulukları kapsamında gerçekleştirdiği uygulamaların teşvik sisteminde ayrı bir karşılığının bulunması isteniyor.

Bakım, izlem, hasta güvenliği, ilaç uygulamaları ve mesleki takip gibi hizmetlerin de teşvik hesaplamasına gerçek iş yükünü yansıtacak biçimde dahil edilmesi talep ediliyor.

Böylece sağlık hizmetinin yalnızca tıbbi işlemlerden oluşmadığı, bakım ve izlem hizmetlerinin de sistem içerisinde ölçülebilir hale getirilmesi gerektiği savunuluyor.

Katsayıların İş Yüküne Göre Yeniden Belirlenmesi İsteniyor

Değişiklik taleplerinin ikinci önemli ayağını HAKK katsayılarının yeniden düzenlenmesi oluşturuyor.

Hemşire ve ebeler açısından hizmet alanı ve kadro unvan katsayılarının görev yapılan birimin zorluk derecesi, sorumluluk seviyesi ve gerçek iş yükü dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Yoğun bakımda kritik hasta takibi yapan bir hemşirenin, acil serviste yoğun hasta trafiğiyle çalışan personelin veya doğumhanede anne ve bebeğin sağlık sürecini takip eden ebenin çalışma koşullarının teşvik hesabında daha güçlü şekilde dikkate alınması isteniyor.

Teşvik Sisteminde Revizyon Çağrısı

Gündeme getirilen talepler doğrultusunda Sağlık Bakanlığının teşvik ek ödeme sistemini kapsamlı biçimde yeniden değerlendirmesi isteniyor.

Hemşirelik ve ebelik girişimlerinin bağımsız şekilde puanlanması, bakım ve izlem faaliyetlerinin teşvik hesabına dahil edilmesi, hasta güvenliğine yönelik emeğin görünür hale getirilmesi ve HAKK katsayılarının sorumluluk ile iş yüküne göre yeniden düzenlenmesi öne çıkan talepler arasında bulunuyor.

Tartışmanın merkezindeki temel beklenti ise sağlık hizmetinin farklı aşamalarında görev yapan meslek gruplarının emeğinin teşvik ödemelerine daha dengeli biçimde yansıtılması.

Hemşire ve ebelerin hasta bakımındaki rolünün teşvik sisteminde nasıl değerlendirileceği ve mevcut katsayılarda yeni bir düzenlemeye gidilip gidilmeyeceği, sağlık çalışanlarının yakından takip ettiği başlıklar arasında yer almaya devam ediyor.