Karar, memuriyete girişte aranan şartların sonradan sağlanmadığının ortaya çıkması halinde idarenin görevine son verme yetkisini bir kez daha gündeme taşıdı.

Dosyaya konu olayda, Bitlis’te 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulu’nda yardımcı hizmetler sınıfında hizmetli kadrosunda görev yapan kişinin, engelli kadrosundan atanmasına esas olan sağlık kurulu raporunun sahte olduğu tespit edildi. Bunun üzerine ilgili kişi hakkında tesis edilen görevden çıkarma işlemi yargıya taşındı.

İlk derece mahkemesi ve istinaf farklı değerlendirdi

Yargı sürecinin ilk aşamalarında, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı. İlk derece mahkemesi, davacı hakkında yürütülen adli soruşturmada “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verilmesini ve idari süreçte yer alan bazı yazışmaları dikkate alarak işlemin iptaline karar verdi.

İstinaf incelemesinde de benzer yönde bir değerlendirme yapıldı. Özellikle Van Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gönderilen ve ilk yazının sehven iletildiğini belirten resmi yazıya dikkat çekilerek, davacının raporuna ilişkin çelişkili bir durum bulunduğu kanaatine varıldı.

Savcılık kararı, raporun gerçek olduğu anlamına gelmedi

Ancak dosyada yer alan adli soruşturma ayrıntıları, sürecin seyrini değiştirdi. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada her ne kadar “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verilmiş olsa da bu karar, raporun sahte olmadığı anlamına gelmedi.

Aksine soruşturma dosyasında, raporun aldatma kabiliyetinin düşük olduğu ve basit bir incelemeyle sahteliğinin anlaşılabileceği gerekçesiyle ceza soruşturması yönünden suçun unsurlarının oluşmadığı belirtildi. Yani ceza soruşturmasında verilen karar, belgenin gerçekliğini değil, ceza hukuku bakımından oluşan şartları değerlendirdi.

Kriminal inceleme: Belge tamamen sahte

Danıştay’ın kararında belirleyici unsurlardan biri de Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından hazırlanan uzmanlık raporu oldu. Bu raporda, davacının atamasına esas teşkil eden engelli sağlık kurulu belgesinin tamamen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetine sahip bulunduğu tespitine yer verildi.

Böylece raporun yalnızca tartışmalı ya da eksik değil, doğrudan sahte olduğuna ilişkin teknik inceleme sonucunun dosyada açık biçimde bulunduğu vurgulandı.

Adli Tıp raporu da şartların taşınmadığını ortaya koydu

Yüksek yargının değerlendirmesinde yalnızca belgenin sahteliği değil, davacının memuriyete girişte aranan temel koşulları sağlayıp sağlamadığı da incelendi. Dosyada yer alan Adli Tıp raporuna göre, kişinin engelli memur kadrosuna atanabilmesi için gerekli olan en az yüzde 40 engel oranını, atama tarihinde taşımadığı belirlendi.

Bu tespit, memuriyet statüsüne girişte gerekli objektif şartın en başından itibaren mevcut olmadığını ortaya koydu. Danıştay da kararında tam olarak bu noktaya dikkat çekti.

Danıştay: Hukuk dışı kazanım korunamaz

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, memuriyete alınma şartlarından birinin taşınmadığının sonradan anlaşılması halinde, bu statünün korunamayacağını vurguladı. Kararda, aksi yönde verilecek bir kararın hukuk dışı şekilde elde edilmiş bir kamu statüsünün korunması sonucunu doğuracağı ifade edildi.

Kurul, hem sahte rapor tespiti hem de gerekli engel oranının bulunmadığının belirlenmesi karşısında, ilgili kişinin görevine son verilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğuna hükmetti.

657 sayılı Kanun’a dayandırıldı

Görevden çıkarma işleminin dayanağını ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi oluşturdu. Söz konusu hüküm, memuriyete giriş şartlarını taşımadığı sonradan anlaşılan kişilerin görevlerine son verilebilmesine imkan tanıyor.

Danıştay da somut olayda, davacının atama için gerekli şartı taşımadığının ortaya çıkması nedeniyle bu hükmün uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vardı.

Karar, kamuya girişte belge güvenliğini yeniden gündeme taşıdı

Karar, kamu görevine girişte sunulan belgelerin doğruluğu ve atama şartlarının titizlikle denetlenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle engelli kadroları gibi özel statüye dayalı atamalarda, hem belge güvenliği hem de objektif kriterlerin doğru şekilde incelenmesi gerektiği vurgulanmış oldu.

T.C.

DANIŞTAY

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2025/1197

Karar No: 2025/3071

İSTEMİN KONUSU:

... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem:

Bitlis ili, 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulunda yardımcı hizmetler sınıfında hizmetli unvanı ile görev yapan davacının, engelli kadrosuna yapılan atamasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iptal edilmesine ilişkin Bitlis Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:

...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davacının, atanmaya esas teşkil eden engelli sağlık kurulu raporunun, Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimliğinin ... tarih ve ... sayılı, mezkur raporun aslına rastlanmadığı yolundaki yazısı uyarınca sahte olduğu kabul edilerek görevine son verilmiş ise de, Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimliğinin anılan yazısında; söz konusu sağlık kurulu raporunun anılan hastane tarafından düzenlenmediğinin değil, rapor aslının hastanenin arşiv kayıtlarında bulunamadığının belirtildiği, buna rağmen idarece bu durum, sağlık raporunun anılan hastane tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğu şeklinde kabul edilerek işlem tesis edildiği, ancak söz konusu raporun doğru olup olmadığının tespiti amacıyla, raporda ismi geçen doktorlara ait imzaların gerçekliği ve rapora imza atan personelin gerçekten o tarihte anılan hastanede görevli olup olmadıkları araştırılmadığı gibi bu işlemleri yapan personelin bilgisine de başvurulmadığı, ayrıca rapor tarihi ve öncesinde davacının hastane giriş kayıtları, raporda üstü çizili kimlik numarasının kime ait olduğu, söz konusu kişi tarafından raporda geçen tarihlerde anılan hastaneye başvuruda bulunulup bulunulmadığı hususlarının da araştırılmadığı, bir başka ifadeyle söz konusu raporun sahte olduğuna yönelik olarak anılan rapor üzerinde ve raporu düzenlediği iddia edilen personel hakkında hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığı, davacının engel durumunun ispatı için 05/06/2018 tarihinde Tatvan Devlet Hastanesine başvurması üzerine %57 oranında özürlü olduğu yönünde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunun dosyaya sunulduğu dikkate alındığında; sahte olduğu iddia edilen raporda belirtilen teşhisler de göz önünde bulundurularak davacının rapor tarihi itibariyle gerçekte engelli olup olmadığı hususunda gerekli araştırmalar yapılmadan ve raporun sahteliği ortaya konulmadan, davalı idare tarafından eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği anlaşıldığından, sadece raporun aslının bulunmadığından bahisle söz konusu raporun sahte olduğu kabul edilerek davacının atamasının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:

... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti:

Danıştay Onikinci Dairesinin 22/10/2024 tarih ve E:2021/4699, K:2024/4453 sayılı kararıyla; ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, atamaya esas teşkil eden engelli sağlık kurulu raporunun aldatma kabiliyetini haiz olmadığı, basit bir araştırmayla sahteliğinin anlaşılacağı belirtilerek, suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle davacının beraatine karar verilmiş ise de; gerek, beraat kararında aldatma kabiliyeti olmasa da raporun sahteliğinin tespit edildiği, gerekse, yargılama sırasında davacının atamaya esas teşkil eden sağlık kurulu raporu üzerinde, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarınca yapılan inceleme neticesinde alınan 25/12/2018 tarihli uzmanlık raporunda belgenin külliyen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun belirtildiği, diğer bir ifadeyle yaptırılan uzman incelemesi sonucunda raporun sahteliğinin ortaya konulduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti:

Memişoğlu, Tıp Öğrencileriyle Buluştu: ‘Hekimlik Gönül Bağıyla Başlar’
Memişoğlu, Tıp Öğrencileriyle Buluştu: ‘Hekimlik Gönül Bağıyla Başlar’
İçeriği Görüntüle

... Bölge İdare Mahkemesi ...dari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararıyla; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin...tarih E:..., K:...sayılı kararı ile kaldırıldığı, kaldırma kararında; "Tatvan Devlet Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda sanığın %49 oranında engelli olduğunun belirtildiği, aynı hastanenin yazısı ile bu sağlık kurulu raporunun hastane arşivinde aslına rastlanılmadığının ancak hastanın 17/06/2009 tarihinde sağlık kurulu raporu girişinin olduğunun belirtildiği, sanık hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine soruşturma başlatıldığı, Bitlis Devlet Hastanesinden alınan ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda ise sanığın %57 oranında engelli olduğunun tespit edildiği, yine Bitlis Devlet Hastanesinden alınan ... tarih ve ... nolu sağlık kurulu raporunda ise sanığın %28 oranında engelli olduğunun belirtildiği ve dosya içerisinde sanığın farklı oranlarda engelli olduğunu belirtir 3 adet sağlık kurulu raporu olduğunun anlaşılması karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından tüm sağlık kurulu raporlarının tetkiki ile birlikte Adli Tıp kurumuna gönderilerek sanığın 2009 yılı engel oranı ile güncel engel oranının ne olduğunun ve bir engel durumu var ise yıllar arasında bu engel oranının değişiklik gösterip göstermeyeceğinin sorulması ve toplanan delillere göre hukuki durumunun tespit edilmesi gerekmesine rağmen eksik incelemeye göre karar verildiği" gerekçesine yer verildiği ve ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tespit ve değerlendirmelerin ceza mahkemesi kararının kaldırılmasına dair Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki tespitlerle uyumlu olduğu, ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle, istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davalı idare tarafından, davacının memuriyete atanmasına esas teşkil eden sağlık kurulu raporuna hastane arşivinde rastlanmadığı ve raporda yer alan "..." protokol numarasının başka bir hastaya ait olduğunun tespit edildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararında dahi raporun aldatma kabiliyeti bulunmasa bile sahteliğinin açıkça ortaya konulduğu, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen uzmanlık raporu ile belgenin külliyen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun bilimsel olarak kanıtlandığı, idari işlemin sebep ve konu unsurlarını oluşturan raporun sahte olmasının, işlemi kanuna aykırı ve hukuken sakat hale getirdiği, bu nedenle, hukuka aykırı dayanağa istinaden tesis edilen atama işleminin iptaline yönelik ısrar kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:

Davacı tarafından, resmi belgede sahtecilik suçundan hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği ve ceza mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu, belgede sahtecilik ve iğfal kabiliyeti hususundaki takdir yetkisinin münhasıran mahkemeye ait olduğu, dolayısıyla mahkeme emrindeki kolluk biriminin raporunun, mahkeme hükmüne üstün tutulamayacağı, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı raporunda, iddia edilenin aksine, belgenin "külliyen sahte" olduğuna dair bir ifadenin yer almadığı, raporun sonuç kısmında belgenin aksi ispat edilene kadar muteber kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, atama iptali sürecinde şahsi başvurusuyla aldığı %57 engel oranını gösteren 02/07/2018 tarihli raporun gerçek engel durumunu kanıtladığı ve bu raporun Danıştay tarafından hiç tartışılmadığı, atamaya esas teşkil eden belgelerin doğruluğunu teyit etme yükümlülüğünün idareye ait olduğu ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin davacı aleyhine yorumlanamayacağı, Danıştayın benzer mahiyetteki dosyalarda verdiği lehe kararlarla çelişerek eşitlik ilkesini ihlal edildiği ve kesinleşmiş beraat kararının dikkate alınmamasının Anayasa Mahkemesi içtihatları uyarınca hak ihlali teşkil ettiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ:

Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:

Bitlis ili, 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulunda yardımcı hizmetler sınıfında hizmetli kadrosunda görev yapan davacı hakkında; 2015 yılı EKPSS yerleştirme sonuçlarına göre engelli kontenjanından atanmasına esas teşkil eden sağlık kurulu raporunun sahte olduğu yönündeki iddialar nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının... tarih ve ...sayılı Makam Oluru ile inceleme-soruşturma başlatılmıştır.

Soruşturma sürecinde Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimliğinin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı engelli sağlık kurulu raporunun aslına hastane arşivinde yapılan geniş kapsamlı taramalarda rastlanılmadığı, mezkur protokol numarasının sistem kayıtlarında başka bir şahsa ait olduğu ve raporun ilgili hastane tarafından düzenlenmediği bildirilmiştir.

Söz konusu soruşturma neticesinde, anılan hastane yazısı dikkate alınarak, davacının atanmasına esas teşkil eden engelli sağlık kurulu raporunun ilgili hastane tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğunun anlaşıldığından bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması" şartının gerçekleştiği gerekçesiyle, Bitlis Valiliğinin ...tarih ve ... sayılı işlemi ile davacının görevine son verilmiş, bunun üzerine anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

A. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu:

Madde 48: Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır: ... A) Genel şartlar: ... 7. 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak. B) Özel şartlar: ... 2. Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak.

Madde 53: Kurum ve kuruluşlar bu Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır. % 3'ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (yurtdışı teşkilat hariç) toplam dolu kadro sayısı dikkate alınır.

Engelliler için sınavlar, ilk defa Devlet memuru olarak atanacaklar için açılan sınavlardan ayrı zamanlı olarak, engelli kontenjanı açığı bulunduğu sürece engel grupları ve eğitim durumları itibarıyla sınav sorusu hazırlanmak ve ulaşılabilirliklerini sağlamak suretiyle merkezi olarak yapılır veya yaptırılır.

...

Engellilerin memurluğa alınma şartlarına, merkezi sınav ve yerleştirmenin yapılmasına, eğitim durumu ve engel grupları dikkate alınarak kura usulü ile yapılacak yerleştirmelere, engellilerin görevlerini yürütmelerinde hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceğine, kamu kurum ve kuruluşlarınca engelli personel istihdamı ile ilgili istatistiksel verilerin bildirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşü alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.

Madde 98: Devlet memurlarının; ... b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; ... hallerinde memurluğu sona erer.

B. Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik (RG: 07/02/2014 - 28906):

Madde 4: (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; ... ç) Engelli: Doğuştan veya sonradan; bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yetenekleri bakımından engel oranının yüzde kırk veya üzerinde ve çalışabilir durumda olduğunu mevzuat hükümlerine göre alınacak sağlık kurulu raporu ile belgeleyenleri, ... ifade eder.

Madde 15: ... (4) Gerçeğe aykırı belge verdiği veya beyanda bulunduğu tespit edilenlerin atamaları yapılmaz, atamaları yapılmış ise iptal edilir, bu kişiler hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır. Gerçeğe aykırı belge verdikleri veya beyanda bulundukları tespit edilen adaylar hakkında yapılacak işlemler, atama başvuru formunda kamu kurum ve kuruluşları tarafından yazılı olarak belirtilir.

C. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu:

Madde 49: ... 2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay'a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

Madde 50: ... 5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi halinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, devlet memurlarının memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi, Devlet memurluğunu sona erdiren sebepler arasında düzenlenmiştir. Engelli personel atamalarında, ilgili mevzuat uyarınca en az %40 oranında engel durumunu gösterir sağlık kurulu raporuna sahip olunması, memuriyete giriş için temel bir "özel şart" niteliğindedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacının ...tarih ve ... sayılı engelli sağlık kurulu raporuna istinaden hizmetli kadrosuna atandığı, ancak yapılan teyit çalışmaları sonucunda bahse konu raporun Tatvan Devlet Hastanesi arşivinde bulunmadığı, ... protokol numarasının aslında N.A. isimli başka bir şahsa ait olduğu ve rapor üzerindeki T.C. kimlik numarasının elle değiştirildiği anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince, davalı idarenin yalnızca raporun hastane arşivinde bulunmadığından hareketle işlem tesis ettiği, rapordaki imzaların gerçekliğinin, doktorların o tarihte görev yapıp yapmadığının ve hastane giriş kayıtlarının yeterince araştırılmadığı, davacının süreç içerisinde aldığı yeni raporlarla engel durumunu ispatladığı, dolayısıyla idarenin "eksik inceleme" ile işlem tesis ettiği gerekçelerine yer verilmiş; Bölge İdare Mahkemesi ise, davacı hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan verilen beraat kararının, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin 30/12/2021 tarihli kararıyla bozulduğunu ve anılan ceza yargılamasına ilişkin bozma kararında yer alan; "davacının farklı tarihlerde aldığı raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti gerektiği" yönündeki değerlendirmelerin, İdare Mahkemesinin "eksik inceleme" gerekçesiyle uyumlu olduğunu belirterek ilk kararında ısrar etmiştir.

Ancak idari yargılama usulünde geçerli olan "re'sen araştırma ilkesi" uyarınca, idari işlemin sıhhatine ilişkin şüphelerin varlığı halinde, yargı yerinin bu eksikliği idareye rücu ederek değil, maddi gerçeği bizzat ortaya koyacak araştırma ve bilirkişi incelemeleriyle gidermesi asıldır. İdarenin işlem tesis ederken yaptığı incelemenin derinliği ne olursa olsun, yargılama aşamasında ulaşılan somut ve teknik bulguların, işlemin sebep unsuru yönünden kesin bir kanaat oluşturması durumunda, artık "eksik inceleme" gerekçesiyle iptal kararı verilmesi usul ekonomisine ve idari yargı denetiminin amacına uygun düşmeyecektir.

Ceza yargılamasındaki sürece bakıldığında ise; bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile davacının beraatine karar verildiği görülmektedir. Söz konusu beraat kararının gerekçesinde; "her ne kadar Adli Tıp Kurumunca sanığın 2009 yılında da engel oranının %40'ın altında olduğu belirtilmiş ise de, mahkememizce yapılan gözlemde sanığa ait ... sayılı rapor ile diğer raporlar arasında düzenleniş ve yazı itibariyle benzer olmaları, sanık hakkında soruşturmada daha yüksek oranda engel oranı belirlemesi yapılmış olması nedenleri itibariyle sanık hakkındaki engel oranı farklılıklarının tıbbi görüş farklılıklarından doğmuş olabileceği, bunun sanık tarafında sahte içerik olarak düzenlendiğini göstermeyeceği, ...İdare Mahkemesi ... E., ...K. Sayılı kararı ile sanık hakkındaki atama işleminin iptaline dair idari işlem hakkında iptal kararı vermesi, raporun aslının hastanede bulunmamasının veya aynı numarada iki ayrı kişiye ait raporun sanığın kusurundan kaynaklı olup olmadığının belirsiz olduğu, bahsi geçen idari dava uyarınca Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından düzenlendiği belirtilen, müracaat tarihi 17.06.2009, rapor tarihi ise 23.06.2009 olan ... sayılı engelli sağlık kurulu raporunda yer alan (sanığa ait kimlik numarasının yanında yazan ve üstü çizili olan) T.C. kimlik numarası ile raporda belirtilen tarihlerde hastaneye başvuruda bulunan hastanın olup olmadığının, ayrıca bahsi geçen engelli sağlık kurulu raporunda yer alan tarihlerde davacı tarafından hastaneye başvuru yapılıp yapılmadığının sorulduğu, ara karara cevaben sunulan 20.12.2018 yazıda, ara kararda belirtilen kimlik numarası ile 23.06.2009 tarihinde özürlü sağlık kurulu raporu için E.K. tarafından hastaneye başvuruda bulunulduğunun belirtildiği ve E.K.'ya ait hasta bilgi formları ile ... tarih ve ... sayılı engelli sağlık kurulu raporunun bir örneğinin sunulduğu, aynı zamanda yazı ekinde sanık tarafından 17.06.2009 tarihinde hastaneye başvuru yapıldığına ilişkin hasta bilgi formlarının bir örneğinin gönderildiği, sahte olduğu iddia edilen rapor (... olan ... sayılı) ile E.K.'ya ait rapor (... tarih ve ... sayılı) incelendiğinde, özre ilişkin klinik bulgular, radyolojik tetkikler ve laboratuvar bilgileri ile özür oranının birbirinden farklı olduğunun görüldüğü anlaşılmakla belirtilen nedenlerle sanığın atılı suçları işlediğine dair mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması" hususlarına yer verilmiş olup, bu kararın henüz kesinleşmediği görülmektedir.

Ceza yargılamasında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi ve suçun manevi unsuru (kast) üzerinden yapılan değerlendirme, idari yargıdaki objektif hukuka uygunluk denetiminden tamamen bağımsızdır. Dava konusu işlemin idari yargı denetiminde uyuşmazlığın çözümü, davacının ceza hukuku anlamında kusurlu olup olmadığının ortaya konulması ile değil, atama tarihinde sunduğu belgenin maddi gerçekliği yansıtıp yansıtmadığının ve mevzuatın aradığı %40 engel oranının o tarihte madden mevcut olup olmadığının tespiti ile mümkündür.

UYAP kayıtlarının tetkiki sonucunda dosyaya kazandırılan, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulunun... tarih ve ... sayılı raporunda; davacının hakkındaki tüm adli-tıbbi belgeler ile yapılan muayenesindeki mevcut durumu birlikte değerlendirilmiş, sonuç olarak davacının engel oranının halihazırda ve atama başvurusuna esas alınan raporun tarihi olan 2009 yılında %40 oranının altında olduğu oy birliği ile mütalaa edilmiştir.

Bu durumda; davacının atama aşamasında sunduğu sağlık kurulu raporunun hem şeklen hem de içerik olarak gerçeği yansıtmadığı ve davacının engelli memur kadrosuna atanmak için mevzuatın aradığı "en az %40 engel oranı" şartını atama tarihinde taşımadığı Adli Tıp Raporuyla belirlenmiştir.

Olayda, memuriyet statüsüne girişte gerekli olan objektif şartın (engel oranı) başlangıçtan itibaren mevcut olmadığı anlaşıldığına göre, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi, hukuk dışı edinilmiş statünün korunması sonucunu doğuracaktır.

Bu itibarla, memuriyete alınma şartlarından birini taşımadığı sonradan anlaşılan davacının, 657 sayılı Kanun'un 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık; bu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,

2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/12/2025 tarihinde, kesin olarak, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin Danıştayca verilen bozma kararına uymayarak eski kararında ısrar edebileceği; 5. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin verdiği ısrar kararının temyiz denetiminin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca yapılacağı kurala bağlanmıştır.

Bir kararın ısrar kararı sayılabilmesi için; temyiz incelemesi sonucunda bozulan önceki kararla aynı sonucu ve aynı gerekçeyi içermesi, bozma kararı çerçevesinde yapılmış yeni bir inceleme ve değerlendirmeye dayanmaması gerekmektedir. Bölge İdare Mahkemesi, bozma kararı üzerine verdiği kararda, bozulan kararındaki sonucu değiştirmemekle birlikte, bu sonucu yeni bir gerekçeye dayandırırsa veya bozma ilamında belirtilen eksiklikleri tamamlayıcı mahiyette yeni deliller ve saptamalar eklerse, bu karar teknik anlamda bir ısrar kararı değil, bozma kararına uyularak verilmiş yeni bir hüküm niteliği taşır.

Dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin uyuşmazlığa dair ilk kararında, ... İdare Mahkemesinin "idarenin eksik incelemesi" gerekçesini benimseyerek istinaf istemini reddettiği görülmektedir. Danıştay Onikinci Dairesinin bozma ilamından sonra Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen ve temyizen incelenen kararda ise; bozulan ilk kararda yer almayan, ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesinin 30/12/2021 tarihli kaldırma kararına ve bu kararın içeriğinde yer alan "Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekliliği" yönündeki maddi vakıalara ve saptamalara ilk kez yer verildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre, Bölge İdare Mahkemesince, bozma kararından sonra oluşan hukuksal süreç (ceza yargılamasındaki gelişmeler ve Adli Tıp Kurumu raporu gerekliliği) dahil edilerek ve bu yeni veriler üzerinden bir değerlendirme yapılarak karar verilmiştir. Anılan kararın, ulaşılan sonuç aynı olsa dahi, içeriği itibarıyla bozulan ilk karardaki gerekçeyi genişleten ve yeni saptamalar içeren bir yapıya sahip olması nedeniyle, ısrar niteliğinde olmayıp bozma kararı üzerine verilen yeni bir hüküm olduğu açıktır.

Belirtilen nedenlerle; ısrar niteliğinde görülmeyen Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesinin Dairesince yapılması gerektiğinden, dosyanın görevli Danıştay Onikinci Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY

XX- Dava konusu uyuşmazlık; davacının, engelli kadrosuna atanmasına esas teşkil eden 23/06/2009 tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunun sahteliği iddiasıyla tesis edilen, memurluğunun sona erdirilmesine ilişkin işlemin yargısal denetimine ilişkindir.

İdari yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri olan "re'sen araştırma ilkesi" uyarınca; yargı yerlerinin, uyuşmazlığı çözümlerken maddi vakıayı şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatması ve kararını bu somut verilere dayandırması zorunluluk arz etmektedir. Bu durumda, idari işlemin sıhhatine ilişkin şüphelerin varlığı halinde, yargı yerinin bu eksikliği idareye rücu ederek değil, maddi gerçeği bizzat ortaya koyacak araştırma ve bilirkişi incelemeleriyle gidermesi asıldır.

Dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ısrar kararının gerekçesinde, davacının farklı tarihlerde aldığı raporlar arasındaki çelişkilere ve ceza mahkemesindeki bozma ilamına atıf yapıldığı, ancak uyuşmazlığın esasını etkileyebilecek mahiyetteki hususların yeterince araştırılmadığı görülmektedir.

Özellikle, davacının ilk atama tarihinde mevcut olan engel durumunun bilirkişi marifetiyle eksiksiz bir şekilde saptanması gerekirken, Bölge İdare Mahkemesinin, maddi gerçeği tam olarak ortaya koymak yerine, yalnızca mevcut dosyada yer alan ve birbiriyle çelişen idari tespitler ile ceza mahkemesi kararlarındaki değerlendirmeler üzerinden ısrar kararı vermesi, eksik inceleme niteliğindedir.

Bu itibarla; uyuşmazlığın maddi ve hukuki yönlerinin tereddütsüz bir biçimde saptanabilmesi için, gerekli tüm tahkikat işlemlerinin ikmali suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının "eksik inceleme" nedeniyle bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

KARŞI OY

XXX- ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.