Görev başındaki bir sosyal hizmet çalışanı ve bir psikoloğun ağır şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan son olay, çalışanların can güvenliği konusundaki endişelerini artırdı.
Yetkililere yapılan çağrılarda, sorunun yalnızca ekonomik koşullarla sınırlı olmadığı, artık en temel meselenin çalışanların güvenliği haline geldiği vurgulandı.
“Bu olaylar münferit değil, sistemsel sorunların sonucu”
Yapılan değerlendirmelerde, sağlık, eğitim ve sosyal hizmet alanlarında yaşanan şiddet vakalarının tekil olaylar olarak görülmemesi gerektiği ifade edildi. Bu tür saldırıların, uzun süredir dile getirilen uyarıların dikkate alınmamasından kaynaklandığı savunuldu.
Sahada çalışanların taleplerinin yeterince dinlenmemesi ve karar süreçlerinin çoğunlukla masa başında şekillenmesi de eleştirilen başlıklar arasında yer aldı.
“Hiçbir çalışan görev başında hayatından endişe etmemeli”
Açıklamalarda, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken can güvenliği kaygısı yaşamalarının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Sağlık çalışanları, öğretmenler, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarının güvenli bir ortamda hizmet vermesinin temel bir hak olduğu ifade edildi.
Çalışanların güvenliğinin sağlanmadığı bir ortamda ne hizmet kalitesinin ne de çalışma barışının sürdürülebileceği belirtildi.
Somut ve caydırıcı adımlar talep ediliyor
Kamuoyuna yansıyan çağrılarda, yalnızca kınama mesajlarıyla yetinilmemesi gerektiği dile getirildi. Bu kapsamda;
- Güvenlik önlemlerinin artırılması,
- Riskli kurumlarda etkin koruma sağlanması,
- Sahadan gelen taleplerin dikkate alınması,
- Şiddeti önleyici yasal düzenlemelerin tavizsiz uygulanması
gibi somut adımların atılması gerektiği ifade edildi.
“Can güvenliği olmadan hizmet sürdürülemez”
Uzmanlar ve çalışan temsilcileri, güvenliğin sağlanmadığı bir çalışma ortamında verimli hizmet üretmenin mümkün olmadığını belirtiyor. Can güvenliği eksikliğinin yalnızca çalışanları değil, hizmet alan vatandaşları da doğrudan etkilediği vurgulanıyor.
Mücadele mesajı: “Sessiz kalınmayacak”
Açıklamada, kamu çalışanlarının yaşam hakkını savunma konusunda kararlılık mesajı verildi. Sahada görev yapanların sesi olmaya devam edileceği belirtilirken, bu mücadelenin yalnızca bir meslek grubuna değil, toplumun tamamına yönelik olduğu ifade edildi.