Hekim Sen, Tabip Sen ve Hekim Birliği Sendika Genel başkanları ile Eski Genel Başkanlarının paylaşımlarını köşesine taşıyan Osman Öztürk, eski bir genel başkanın “sendika değil RANTİKA” sözünü ön plana çıkardı.

Osman Öztürk yazısında şu ifadelere yer verdi:

İki senede bir yapılan seçimlerde bu sene “ilginç” bir ilk yaşanıyor. 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan Aralık ayı başında “Hekim hakları ve saygınlığı için verilecek mücadelenin yeri sendikalar değil, asıl, tabip odaları olmalıdır” talimatını alan sözde hekim sendikalarının başına çöreklenmiş zevat tabip odası seçimlerine müdahale etmeye çalışıyor. 

Yazının sonunda kendilerine bazı sorularım ve bir çift lafım olacak ama önce bu zevatı biraz tanıyalım. 

*** 

Hekimsen’den başlayalım. Yok, öyle uzun boylu anlatacak değilim. Sendikanın Cumhuriyet düşmanı Said-i Nursici Başkanı Adil Kurban’ın imla hatalarıyla dolu yazdıklarından birkaç pasaj aktaracağım. 

“Ben açık sözlü adamım öyle kimsenin dava mava adamı değilim fenomende değilim. 

Bu başkan ki, biran önce sorunların çözümü için kendisini adeta parçalıyor, hakaretlere her türlü saldırılara göğüs geriyor. Siyasete girmemiş menfaatim dememiş, en az alan sendika başkanı… 

SENDİKANIZIN politikalarına kayıtsız şartsız uymanız elzem. Biz bu sendikayı boşuna kurmadık. 

Siz olsanız… adeta şer odağı olmuş, artık adli süreçler yaşadığınız bazı şubelerinizi ne yaparsınız?! 

Kısaca at binenin, kılıç kuşananın. Bu sendikayı biz kurduk… 

Eğer Hekimsen Sendikası ve temsil ettiği siyaset üstü politika eğer Türk Tabipler Birliği’ni temsil etmeyi başarırsa hem ülkemizde bahar rüzgarları esecek hem hekimler dünya üzerinde bir soft power olarak savaşlara karşı ortak hareket edecek. 

TÜM ÜYELERİMİZİ OCAK AYI İÇİNDE Türk Tabipler Birliği üyesi olmaya çağırıyoruz. Bu konuda gereken tüm destek sendikamız tarafından verilecektir... Üyelik ücreti konusunda çalışmalarımız vardır bilgilerine. 

14 Mart günü iftar yemeğimizde Ankara Tabip Odası seçimlerine aday olacağımızı ve bu konsorsiyuma bilfiil iştirak edeceğimizi açıkladık.” 

*** 

21 Mayıs’ta Bu İlimizde Hekimler İş Bırakıyor 21 Mayıs’ta Bu İlimizde Hekimler İş Bırakıyor

Tabip-Sen zaten tam bir muvazaa sendikası olduğu için Türkiye’deki hekimlerin yaklaşık dörtte birinin yaşadığı İstanbul’da faaliyet göstermesine rağmen üye sayısı diğerlerinin ancak onda birinde kaldı. Onun için onu geçiyorum. 

Hekim Birliği’ni de, kendi başkan yardımcısı tarafından devrilince yeni yönetimi “organize kötülük” olarak tanımlayan kurucu başkan Hatice Çerçi Balcı’dan kısaca dinleyelim. 

“Hekim sorunlarından habersiz 3 profesyonel yöneticisi ile 7 asgari ücrete sadece hafta sonu çalışan sendika yöneticileri sorunlarımız büyük.... İşiniz ne hekimlik ne sendikacılık. 

Bu sendika için ben çok bedel ödedim. Büyüyünce sahibi çoğaldı. Sendika değil RANTİKA. 

Maalesef sendikamızın hekim hakları ile ilgili ne bilgisi ne ilgisi var. Artık hekimliği değil sendikayı koruyorlar çünkü geçimleri sendikadan. 

Sakarya iline en gözde kalemşörü olan kişiye 400 bin tl ile hekim evi açmışlar... Kimin kaynağını kime aktarıyorsunuz? Biraz utanmanız olsun. 

Eleştirilerim sendikaya değil, yönetimedir. Rahatlarını bozup, yatmalarına, yiyip içip gezmelerine göz yummadığım için, adamcılık değil liyakatı önemsediğim için disipline veriliyorum.” 

***

Şimdi gelelim sorulara. 

TTB 6023 sayılı kanunla kurulmuş “Tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur.” Kamu sendikaları ise 4688 sayılı Kanunla kurulan “Kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar”dır. Kanunları, görev tanımları bile farklı olan başka bir örgüte müdahale hakkını nereden, kimden alıyorsunuz? 

TTB, tabip odaları sizin seçim süreçlerinize karışmazken siz neden tabip odalarının seçimlerine karışıyorsunuz? 

Sendikaların gelirlerini tüzüklerinde belirtilen amaçları ve Kanunda gösterilen faaliyetleri dışında kullanmaları açık olarak yasaklanmışken tabip odasına üye olacak hekimlerin ücretlerini hangi ödenekten karşılayacaksınız? 

Neden işvereniniz karşısında süt dökmüş kedi gibisiniz de, tabip odalarının karşısında aslan kesilmeye kalkıyorsunuz? 

Üyeleriniz olan hekimler o aidatları size tabip odası seçimlerine müdahale edin diye mi ödüyorlar? 

Siz bu sendikaları tabip odalarını ele geçirmek için mi kurdunuz? 

***

Son olarak da bir çift laf. 

Hekimlerin çözüm bekleyen yığınla sorunu var. Amacınız gerçekten sendikacılık yapmaksa tabip odalarına musallat olacağınıza onlarla ilgilenin.  

Hekimler kime oy vereceklerini bilir. Tabip odası seçimlerinden elinizi çekin.