Türkiye'nin ünlü organ nakil cerrahlarından biri olan ve halen tutuklu bulunan Prof. Dr. Mustafa Cüneyt Hoşcoşkun'un iddianamesi hazırlandı ve savcı tarafından 15 yıl hapis cezası talebiyle mahkemeye sunuldu. İddianamede, Hoşcoşkun'un rektör olduğu dönemde atadığı kişilerin, FETÖ soruşturmaları kapsamında 39 kişi hakkında işlem yapıldığının tespit edildiği vurgulandı.

Memurları Sevindirecek Olan İki Madde Torba Yasaya Girecek Mi? Memurları Sevindirecek Olan İki Madde Torba Yasaya Girecek Mi?

Ayrıca, Prof. Dr. Mustafa Cüneyt Hoşcoşkun'un ifadesinde, bir ilaç firmasının daveti üzerine ABD'nin Pensilvanya eyaletine gittiğini ancak FETÖ elebaşı Fethullah Gülen ile görüşmediğini öne sürmesine rağmen, tanık ifadeleri ve ihbar dilekçeleriyle bu iddiaların çürütüldüğü belirtildi. İddianamede ayrıca Hoşcoşkun'un, FETÖ soruşturması kapsamında TMSF'ye devredilen Kavuklar Otomotiv'e 2012 yılında toplamda 141 bin lira gönderdiği de yer aldı. Bunun yanı sıra, Hoşcoşkun'un, KHK ile kapatılan bir örgütün üst düzey yöneticilerinin kurucu veya üyesi olduğu Türkiye Tabipler Vakfı'na da kurucu üye olarak katıldığı belirtildi.

Prof. Dr. Mustafa Cüneyt Hoşcoşkun'un yargı süreci sürerken, FETÖ ile bağlantılı olduğu iddiaları Türkiye'de büyük yankı uyandırmış durumda.

MUSKA AYRINTISI

Hoşcoşkun'un FETÖ'nün üst düzey isimleriyle tanışıklığının üniversite öğrencisi olduğu yıllara dayandığı ve ilişkilerini sürdürdüğü vurgulanan iddianamede, "Şifa Hastanesinde denetim görevinde bulunması ve bir süre bu hastanede ameliyatlarını gerçekleştirmesi, Hoşcoşkun'un EÜ'ye rektör seçilebilmek için örgütün muskacısı olarak bilinen ve FETÖ üyeliğinden hüküm giyen kişiye muska yaptırdığı ve muskanın evindeki aramada çıktığı anlaşılmaktadır" denildi.

“FAALİYETLERİNİ GİZLİLİKLE SÜRDÜRDÜ”

İddianamede, Hoşcoşkun'un örgütün "İzmir imamı" Bekir Baz'ın sohbetlerine katıldığı kaydedilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Şüphelinin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir mensubu olarak örgütün ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda hareket ettiği, örgütün hücre tipi yapılanmasının devamını sağladığı ve bu yapıyı örgütün üzerinde hassasiyetle durduğu tedbir ve takiye faaliyetlerine özen göstererek gizlilikle sürdürdüğü, örgüt lider ve yöneticilerinin talimatlarına istinaden, bağlılık ve kararlılıkla, örgütün organik yapısına dahil olup emir komuta zinciri içerisinde yer alarak süreklilik -yoğunluk- çeşitlilik arz eden şekilde eylemler sergileyip, kendisine verilen görevi yerine getirmek için hareket ederek üzerine atılı 'silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçunu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte delil elde edilmiştir."

“ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANMAMALI”

İddianamede, Hoşcoşkun'un etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği belirtilerek, "Şüpheli her ne kadar bir kısım şüpheli hakkında beyanda bulunmuş ise de şüphelinin bulunduğu konum gereği örgüt hakkında daha fazla bilgisinin olması gerektiği, yine beyanda bulunduğu kişilerin kolluk ve adli birimlerce bilindiği, hakkında işlem yapılmayan herhangi bir kimsenin ismini vermediği, kısacası ismini verdiği kişilerin malumun ilanı niteliğinde olduğu anlaşıldığından şüpheli hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması gerektiği anlaşılmaktadır" ifadeleri kullanıldı.

İddianamenin sonuç bölümünde, Hoşcoşkun'un, Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddelerince 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

İddianame, 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilerek Hoşcoşkun hakkında dava açıldı.

İFADESİNDE ‘GÜLEN’İN AĞLAMAKLI HALİNDEN RAHATSIZ OLDUM’ DEMİŞTİ

Yükseköğretim Kurulunca 28 Şubat 2017'de EÜ'deki rektörlük görevinden açığa alınan ve 25 Ağustos'taki KHK ile meslekten ihraç edilen Hoşcoşkun hakkında 11 Eylül 2017'de FETÖ soruşturması kapsamında yakalama kararı çıkarılmıştı.

Hoşcoşkun, tedavi için gittiği EÜ Hastanesi'nde 3 Temmuz'da yakalanmış, 18 Temmuz'da tedavisinin ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

Tutuklanmasının ardından Hoşcoşkun'un ifadesi de ortaya çıkmıştı. Terör örgütü üyesi olduğu iddialarını reddeden Hoşcoşkun, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini bildirmişti. Hoşcoşkun, üniversite öğrencisi olduğu yıllarda FETÖ mensuplarıyla tanıştığını ancak evlerine gitmeyi kabul etmediğini ileri sürmüştü.

Üniversitede okurken Bornova ilçesindeki Büyük Cami'de Gülen'in vaaz verdiğine tanık olduğunu anlatan Hoşcoşkun, "Vaazlarında sürekli ağlayan bir kişi olarak hatırlıyorum. Fetullah Gülen ile konuşmuşluğum ve görüşmüşlüğüm olmamıştır. Ben de bu ağlamaklı halinden rahatsız olduğum için bu camiye gitmedim" ifadelerini kullanmıştı.

Hoşcoşkun, FETÖ soruşturması kapsamında arandığı 2017'den yakalandığı temmuz ayına kadar annesinin Bornova'daki evinde bulunduğunu da ileri sürmüştü.