TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Alican Bahadır, yapılan açıklamada, her iki hekimden birinin yurtdışına gitmek istediğini ve hekimlerin neredeyse yarısının aldıkları ücretin harcamalarına yetmediğini ifade etti. Ankete katılanların büyük çoğunluğunun, sağlıkta şiddet konusunda güvenli bir çalışma ortamının sağlanmadığına inandığını belirtti. Dr. Bahadır, "Anketin sonuçları, 'Beyaz Reform'un hekimlere ve sağlık ortamına derman olamadığını, hatta önceki sistemin devamı niteliğinde olduğunu gösteriyor. Çözüme giden yol, TTB ve sağlık emek meslek örgütlerinin haklarımız için oluşturduğu talepleri birlikte mücadele ederek hayata geçirmektir" şeklinde konuştu.

Açıklamada ayrıca, Sağlık Bakanı tarafından duyurulan "Beyaz Reform" adlı değişikliklerin gerçekte ne kadar fayda sağladığını ölçmek amacıyla bu anket çalışmasına başvurdukları belirtildi. Dr. Bahadır, "Emek Bizim Söz Bizim" beyaz eylemleri öncesinde yapılan ankete göre nelerin değiştiğini de değerlendirdiklerini ifade etti.

AYLIK GELİR HARCAMALARA YETMİYOR

2 bin 289 hekimin ankete ulaştığını ancak bin 502 hekimin yanıtlarının değerlendirmeye alındığını ifade eden Dr. Bahadır, katılımcıların yaş ortalamasının 50, %41’inin pratisyen hekim, %39’unun uzman hekim ve %6’sının ise asistan hekim yahut yan dal asistanı olduğunu belirtti. Çalışmaya göre; “Ay sonu geldiğinde aylık gelirinizin ne kadarı cebinizde kalıyor?” sorusuna katılımcıların %44’ü “Aylık ücretimi tamamen harcamama rağmen yetmiyor” yanıtını verdi. Çalışmaya katılan hekimlerin sadece %27’si ise aylık ücretinin tam yettiği cevabını verdi.

Bakan Koca: "27 Bin Yeni Çalışma Arkadaşımız Bize Güç Verecek" Bakan Koca: "27 Bin Yeni Çalışma Arkadaşımız Bize Güç Verecek"

ÇALIŞMAYA KATILAN HEKİMLERİN %87’Sİ ŞİDDET YAŞADI

“Çalışma şartlarınızın yoğunluğu nedeniyle hastalarınızla veya işinizle yeterli ve uygun şekilde ilgilenemediğinizi düşünüyor musunuz?” sorusuna katılımcıların %64’ü “evet” dedi. “Daha önce hasta veya yakını tarafından sözel veya fiziksel şiddet gördünüz mü?” sorusuna ise katılımcıların %87’si “evet” dedi. Şiddet ardından Beyaz Kod veya ilgili mercilere şikayet bildirimi yaptınız mı?, sorusuna ise katılımcıların yalnızca %36’sı “evet” yanıtını verdi. 2021 Eylül ayındaki ankette de aynı soru sorulmuştu ve bu oran %43’tü. Yine anket çalışmasına katılanların %59’u son bir sene içerisinde hasta veya yakınlarından fiziksel veya sözel şiddet gördüğünü, %69’u son bir sene içerisinde çalıştığı ortamda sözel veya fiziksel şiddet olayına şahit olduğunu, ayrıca ankete katılanların %91’i yetkililer tarafından kendilerine sağlıkta şiddet açısından güvenli bir çalışma ortamının sağlandığını düşünmediğini belirtti. Soruları yanıtlayan hekimlerin %66’sı yurt dışında hekimlik yapmak istediğini söylerken; hekimlerin neredeyse yarısı mevcut koşullarda hekimlik mesleğini severek yapmadığını ifade etti. Soruları yanıtlayanların yalnızca %34’ü sağlık hizmeti ürettiği birimde karar alma süreçlerine katılabileceği mekanizmalara sahip olduğunu söyledi. %88’i iş yükü ve zaman baskısını (örneğin 5 dakikada bir muayene) sağlıkta şiddetin önemli nedenlerden görmekte olduğunu söyledi. %69’u sağlıkta şiddetin en önemli nedenlerinden biri olarak performansa dayalı ücretlendirmeyi (teşvik sistemi) sorumlu tutarken; %93’ü sağlıkta şiddetin en önemli nedenlerinden biri olarak yetersiz cezaları görmekte olduğunu söyledi.

HEKİMLER X-RAY’İN ŞİDDETİ ÖNLEMEDE ETKİLİ OLACAĞINA İNANMIYOR

Katılımcıların %74’ü, geçtiğimiz sene Sağlık Bakanlığı’nın açıklamaları sonrası hastanelerin bir bölümüne konulan X-Ray uygulamasının sağlıkta şiddet açısından etkili olduğunu düşünmemekte. %62’si ise Sağlık Bakanlığının Gri Kod uygulamasının sağlıkta şiddete yönelik etkili bir önlem olacağını düşünmemekte olduğunu ifade etti. Soruları yanıtlayan hekimlerin yarıdan fazlası TTB’nin sağlıkta şiddetle alakalı yasa teklifinin sağlıkta şiddete yönelik etkili bir önlem olacağını düşünüyor. Büyük çoğunluğu ise toplumsal şiddetle mücadele edilmeden sağlıkta şiddetle mücadele edilemeyeceğini savunuyor.

"ÇÖZÜM HEKİMLERİN TALEPLERİNİ HAYATA GEÇİRMEKTE"

Anketin sonuçları ardından konuşan Dr. Bahadır, “ Anketin sonuçlarından da görüldüğü üzere; iddia edildiği gibi 'Beyaz Reform'un hekimlere ve sağlık ortamına derman olamadığını, hatta sağlık emekçilerini tüketen önceki sistemin aynen devamı niteliğinde olduğunu yeniden belirtiyoruz. Çözüme giden yol ise TTB ve sağlık emek meslek örgütlerinin haklarımız için oluşturduğu talepleri birlikte mücadele ederek hayata geçirmektedir” diye konuştu.

Açıklama ardından söz alan TTB MK üyeleri şunları ifade etti:

“YENİ BİR SAĞLIK SİSTEMİNİ KURMANIN ÖNÜNÜ AÇMALIYIZ”

Dr. Onur Naci Karahancı: Tıp öğrencilerinin yaşadıklarına dair konuşmak istiyorum. Hiçbir şey iyileşmedi aksine daha da kötüleşti. Tıp öğrencilerinin geleceğe dair kaygılarının arttığı bir süreçteyiz. Bugün tıp öğrencileri tabela üniversiteleri dediğimiz yerlerden aldıkları eğitimler ile umutlu olmaya zorlanıyor. Bu yüzden sağlık emek örgütleriyle ciddi bir şekilde ve bilimi dinleyerek 2024’te yenidir sağlık sistemini kurma yolunu açmak zorundayız.

Dr. Ali İhsan Ökten: Bu anket çalışması hekimlerin şiddetin yanında diğer var olan sorunlarını da ortaya koyuyor. Sağlık emekçileri olarak 2023 yılında zor şeyler yaşadık. 2024 yılında bakanlık hem bizimle hem de diğer sağlık meslek örgütleriyle bağ kurmazsa hem biz sağlık emekçileri hem de sağlık hizmeti alanlar açısından zor geçeceğini şimdiden söyleyebiliriz. Bir başka mesele sağlığa ayrılan bütçe ve bu kaynakların nerelerde öncelendiği meselesidir. Bütçeden ciddi payın ayrıldığı alan şehir hastaneleridir. Ve biz TTB olarak şehir hastanelerinin kamulaştırılması gerektiğini bir kez daha söylemek isteriz.

Dr. Şebnem Korur Fincancı: Çalışmadan da görüldüğü üzere her 3 hekimden biri Beyaz Kod veriyor.Buna rağmen Beyaz Kod verileri yükselmeye devam ediyor. Ne yazık ki Sağlık Bakanlığı bize sayı haricinde bir veri sunmuyor. TTB olarak dava açtık. İdare Mahkemesi, verilerin tüm içeriğiyle beraber TTB ile paylaşılması kararı verdi. Ancak Sağlık Bakanlığı kararı uygulamamakta ısrarcı.

“SAĞLIKTA ŞİDDET POLİTİK BİR TERCİHTİR”

Dr. K. Doğan Eroğulları: İktidarın koruyucu sağlık sistemine nasıl baktığını görmek için bütçeye ve bu bütçe içerisinde koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan paya bakmak yeterli. Eğer halkın sağlığı önceleniyor olsaydı oraya daha fazla pay, daha fazla personel, daha fazla kamu binaları ile ilgili gelişmeleri görmek gerekirken maalesef bunları göz ardı edip, 900 milyon hasta bakmakla övünüyorlar. Bu şu demek; benim toplumum hasta, diyerek övünmek demek. Biz tam tersine bireyin, işçinin ve toplumun sağlığının hastalanmadan öncelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bu bakış açısından bakıldığında aile hekimlerinin çok ciddi sorunları söz konusu. Bakanlık taleplerimizin ne olduğunu biliyor. Ancak ak reform vs diyerek süreci götürmeye çalışıyor. Buradaki politik tercihi görmek gerek. Sağlıkta şiddet bir politik tercihtir. ‘Doktor dövme özgürlüğümüz var’ diyen kişinin sözlerini ifade özgürlüğü kapsamında ele alan bir sistem, ‘aşı yok’ diyerek halkın sağlığını önleyen meslektaşımıza dava açabiliyor.

“HEKİMLER BİLİMSEL TATMİN İÇİN GİDİYORLAR”

Dr. Nursel Şahin: Gördüğünüz gibi hekimlerin hiçbiri mutlu değil. Özel sağlık alanında çalışan, özel sağlık işletmelerinde ya da muayenehanelerinde özel hekimlik hizmeti veren meslektaşlarımız kedi emeklerini satarak hekimlik mesleğini yapmaya gayret ediyorlar. Rekabetçi bir ortam söz konusu. Bu durum sağlık eğitiminde kaynağın ereye aktarıldığını bize gösteriyor. Bugün hekimler sağlığın kaymağını yiyenler arasında birere ücretli köle haline dönüştüler. Bu rekabetçi ortamda etik değerleri de kaybedebiliyorlar. Bütün alanlarda gördüğümüz reklam sınırlamaları içerisinde kendilerini tanıtmak ve bu alanlarda yer almak zorunda kalıyorlar. Ama güvenceden yoksunlar. Birçoğu izin hakkından, insani koşulda çalışma koşullarından, bayram vs günlerden yararlanamayan bir grup.Sistem hiçbir hekimi memnun etmiyor. Bu durum aynı zamanda bu durum bizim tıp eğitimindeki tercihlerimize de yansımış durumda. Şimdi TUS tercihlerinde genç hekimler hekimlik iddiaları yerine daha sonraki yıllarda kendilerine gelir getirecek alanlara kaçtığını görüyoruz. Sizlere daha güzel şeyler söylemek isterdik ancak hem bütçeden alamadığı payla hem de emeğinin karşılığını alamadığı bir tablo ile kışkırtılmış sağlık hizmeti içerisinde hizmeti vermekten tatmin olmayan ve hizmete de ulaşamayan bir sistem içerisinde tercih yapmaları isteniyor. Şunu da ifade etmek gerek. Hekimler sadece ekonomik kaygılardan ötürü değil, bilim için, mesleki tatmin için de yurt dışını tercih ediyorlar.

Editör: Serap