67 sanıklı dava, haksız menfaat sağlama ve resmi belgede sahtecilik suçlamalarıyla devam ediyor.

Skandalın Ortaya Çıkışı

4 Ocak 2011’de, Çermik’teki bazı eczanelerin doktorlara rüşvet vererek sahte reçeteler yazdırdığı yönünde polise ihbar yapıldı. İhbara göre, yeşil kart sahibi ve SGK’lı vatandaşların kişisel verileri kullanılarak bilgileri ve rızaları dışında reçeteler yazılmış, bu sayede devletten haksız kazanç elde edilmişti.

Müfettiş Raporları ve Tespitler

SGK ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın görevlendirdiği müfettişler, hazırladıkları raporda, bazı eczanelerin Devlet Hastanesi Acil Polikliniği’nde görevli doktorlarla işbirliği yaptığını tespit etti. Hastalara ait sağlık karneleri, yeşil kartlar ve SGK’lı hastaların T.C kimlik numaraları hukuka aykırı biçimde kullanılarak sahte reçeteler yazıldığı belirlendi.

Raporda, hastanede görevli 24 doktor ve otomasyon birimindeki çalışanların, diploma kiralama yöntemiyle faaliyet gösteren 5 eczane ile işbirliği içinde olduğu belirtildi.

Sağlık Skandalı: Mazotu Biten Ambulans ve Oksijen Tüpsüz Hastane Sağlık Skandalı: Mazotu Biten Ambulans ve Oksijen Tüpsüz Hastane

Sahte Reçeteler ve Mağdur İfadeleri

Soruşturmada, eczanelerin hastalardan kişisel verilerini aldıktan sonra, bilgileri ve rızaları dışında sahte reçeteler yazdırdığı ortaya çıktı. Mağdurların ifadelerinde, belirtilen tarihlerde ilaç kullanmadıklarını, muayene olmadıklarını ve hastaneye hiç gitmediklerini söylediler. Bazı eczacıların, kimlik bilgilerini kullandıkları kişilere, savcılık çağrısında ilaçları kullandıklarını söylemeleri için telkinde bulundukları da tespit edildi.

Adli Süreç ve Zaman Aşımı

27 Haziran 2016’da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan dava, “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik” suçlamalarıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Ancak dava süresince dört farklı mahkeme heyeti değişti ve dava bir türlü karara bağlanamadı. Geçen hafta yapılan duruşmada sanıklar ve avukatlarının mazeret bildirmesi nedeniyle dava Temmuz ayına ertelendi. Sanıkların işledikleri suça öngörülen zamanaşımı süresi 8 yıl olduğu için, dava sonucunda ceza verilse bile zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilebileceği öğrenildi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, oluşan kamu zararı nedeniyle suç duyurusunda bulunmuş, ancak dava sürecinin uzaması ve kararın gecikmesi kamuoyunda büyük tepki yarattı.

Çermik’te yaşanan bu skandal, sağlık sistemine olan güveni zedeleyerek mağdurların adalet arayışını sekteye uğrattığı yönünde yorumlara neden oluyor.

Temmuz ayında yapılacak duruşmada davanın nihayet karara bağlanıp bağlanmayacağı ise merakla bekleniyor.