Ancak kamu sağlık kurumlarında farklı eğitim basamaklarına sahip personelin gelirlerinin birbirine oldukça yakın seyretmesi, eğitim–ücret ilişkisinin zayıfladığı yönünde değerlendirmelere yol açıyor.
Uzmanlara göre bu durum, nitelikli insan gücünün ekonomik karşılığının yeterince yansıtılamadığını gösteriyor.
Lisans ve Lisansüstü Eğitim Ücrete Yansıyor mu?
2026 yılı Ocak verileri incelendiğinde, lisans mezunu bir hemşirenin toplam gelirinin yaklaşık 73 bin TL seviyesinde olduğu; ön lisans mezunu olarak atanıp sonradan lisans tamamlayan bazı kadrolarda ise bu tutarın yaklaşık 71 bin TL bandında kaldığı görülüyor.
Daha dikkat çekici olan ise lisansüstü eğitimini tamamlayan hemşirelerin mali haklarında belirgin bir artışın bulunmaması. Bu tablo, eğitim düzeyi yükseldikçe ücret skalasında anlamlı bir fark oluşmadığını ortaya koyuyor.
Değerlendirmelere göre bu durum, “dikey ücret adaleti”nin zayıf kaldığına işaret ediyor.
İnsan Sermayesi ve Motivasyon Etkisi
Eğitim seviyesi arttıkça klinik sorumluluk, karar süreçlerine katılım ve hasta güvenliği üzerindeki etki de artıyor. Ancak ücret artışının sınırlı kalması, eğitime yapılan yatırımın ekonomik karşılığını azaltabiliyor.
Uzmanlar, bu yapının uzun vadede mesleki gelişim motivasyonunu olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği yalnızca personel sayısına değil, eğitimli ve deneyimli çalışanların sistem içinde tutulmasına bağlı.
Avrupa’da Kademeli Model
OECD ve Avrupa Birliği ülkelerinde sağlık çalışanlarının ücretleri çoğunlukla eğitim ve uzmanlık düzeyine göre kademelendiriliyor. Özellikle İskandinav ülkelerinde lisansüstü eğitim hem mali haklara hem de mesleki yetki alanına doğrudan yansıyor.
Yapısal Düzenleme İhtiyacı
Türkiye’de ise eğitim düzeyine duyarlı, şeffaf ve kademeli bir ücret modeline ihtiyaç olduğu ifade ediliyor. Lisans ve lisansüstü eğitimin mali haklara somut şekilde yansıtılması, ek ödeme ve teşvik katsayılarının eğitim, risk ve sorumluluk düzeyine göre düzenlenmesi öneriliyor.
Uzmanlara göre eğitim–ücret dengesinin kurulması, yalnızca çalışan refahı açısından değil; sağlık hizmetinin niteliği ve kurumsal verimlilik açısından da stratejik bir gereklilik.




