Açıklamada, personel istihdamından aile sağlığı merkezlerinin fiziki koşullarına, ilaç erişiminden sağlık harcamalarına kadar birçok başlıkta kamunun ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı.
“Atama ihtiyacı sürerken personel alımları yetersiz kaldı”
Değerlendirmede, sağlık meslek gruplarında personel ihtiyacının devam etmesine rağmen kamuya yeterli düzeyde atama yapılmadığı belirtildi. Özellikle son personel alım sürecinde duyurulan 35 bin kişilik kadronun iki ayrı döneme bölünerek uygulanmasının, sahadaki ihtiyaç karşısında yetersiz kaldığı ifade edildi.
Bu durumun, hem sağlık çalışanlarının iş yükünü artırdığı hem de hizmet sunumunda aksamaları beraberinde getirdiği görüşü dile getirildi.
Aile Sağlığı Merkezleri için kamu binası eleştirisi
Açıklamada öne çıkan bir diğer başlık ise Aile Sağlığı Merkezleri oldu. Sağlık Bakanlığı’nın daha önce yıllık 1000 ASM hedefi ortaya koyduğuna dikkat çekilerek, buna rağmen çok sayıda merkezin halen kamuya ait binalara taşınmadığı ifade edildi.
ASM’lerin fiziki altyapısına ilişkin bu tablonun, birinci basamak sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir ve kamusal bir modelin güçlendirilmesi açısından soru işaretleri doğurduğu belirtildi.
“ASM çalışanlarına kamu kadrosu verilmedi”
Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan çalışanların statü sorunlarının da devam ettiği vurgulandı. Açıklamada, ASM personeline kamu kadrolarının verilmemesinin çalışanlar açısından önemli bir belirsizlik ve güvencesizlik yarattığı savunuldu.
Bu durumun, yalnızca çalışan hakları bakımından değil, birinci basamak sağlık sisteminin geleceği açısından da önemli bir sorun alanı oluşturduğu ifade edildi.
Yetim ilaçlara erişim sorunu gündemde
Sağlık politikalarına yönelik eleştiriler arasında ilaç erişimi de yer aldı. Ruhsatlı 65 yetim ilaçtan yalnızca birine erişilebildiği belirtilerek, özellikle nadir hastalıklarla mücadele eden hastalar açısından bu durumun ciddi mağduriyet yarattığı kaydedildi.
Açıklamada, ilaç erişiminin sağlık hizmetinin en temel unsurlarından biri olduğu ve bu alandaki eksikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.
Kişi başına ilaç harcamasında OECD farkı
Değerlendirmede, kişi başına ilaç harcamaları üzerinden de karşılaştırma yapıldı. OECD ortalamasının 570 dolar seviyesinde olduğu, Türkiye’de ise bu rakamın 131 dolar düzeyinde kaldığı ifade edilerek, kamu sağlık harcamalarındaki yetersizliğin bu alanda da açık biçimde görüldüğü savunuldu.
Bu farkın, vatandaşın ilaca erişimi ve tedavi seçenekleri bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gösterge olduğu belirtildi.
“Kamunun bunca sorunu varken ticari yaklaşım anlaşılmıyor”
Açıklamanın genel çerçevesinde, kamunun sağlık alanında çözüm bekleyen bu kadar çok sorunu bulunurken ticari nitelik taşıdığı öne sürülen bazı yaklaşımların öncelik haline getirilmesinin doğru olmadığı ifade edildi.
Eleştirilerde, sağlık politikalarının merkezinde kamu yararının, sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarının ve vatandaşın hizmete erişiminin yer alması gerektiği savunuldu.
Gelirin kullanım alanı da eleştiri konusu oldu
Yapılan değerlendirmede, elde edilen gelirin kamu sağlık hizmetine değil sağlık turizmine aktarılacağının belirtilmesinin de ayrı bir tartışma yarattığı ifade edildi. Bu tercihin, mevcut sorunlar karşısında kamu yararı açısından anlaşılır bulunmadığı kaydedildi.
Açıklamada, sağlık alanında kaynak kullanımında önceliğin kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, personel açığının giderilmesi, birinci basamağın desteklenmesi ve ilaç erişiminin artırılması olması gerektiği görüşü öne çıktı.