Yeni uygulama, kamu kurumlarında görev yapan anneler açısından önemli bir hak genişlemesi olarak değerlendirilirken, düzenlemenin sahada nasıl uygulanacağına ilişkin bazı belirsizlikler de gündeme geldi.

“Bakanlık idarelere yol gösterici genelge yayımlamalı”

Konuya ilişkin değerlendirmelerde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kamu idarelerine yönelik açıklayıcı bir genelge yayımlamasının gerekli olduğu vurgulandı. Analık izninin uzatılmasına ilişkin düzenlemenin hayata geçmesiyle birlikte, farklı kurumlarda farklı uygulamaların ortaya çıkmaması için sürecin açık ve yazılı şekilde tanımlanması gerektiği ifade edildi.

Bu çerçevede yayımlanacak bir genelgenin, hem uygulama birliğini sağlayacağı hem de doğum yapan annelerin hak kaybı yaşamadan işlemlerini daha kolay yürütmesine katkı sunacağı belirtildi.

Başvuru tarihleri ve kapsam netleşmeli

Düzenlemeye ilişkin en temel soru işaretlerinden birinin başvuru süreleri olduğu ifade ediliyor. Özellikle “iş günü” kavramı esas alınarak başvuru başlangıç ve bitiş tarihlerinin açık şekilde belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca hangi tarihten sonra doğum yapan personelin geçiş hükmü kapsamındaki ek analık izninden yararlanabileceğinin de net bir şekilde açıklanmasının, kurumlar arasında farklı yorumların önüne geçeceği değerlendiriliyor.

Sözleşmeli personelin durumu da açıklığa kavuşturulmalı

Uygulamadaki belirsizlik yaratan başlıklardan bir diğeri ise sözleşmeli personelin bu haktan yararlanıp yararlanamayacağı konusu oldu. Kamu kurumlarında farklı statülerde görev yapan çalışanlar açısından doğum izni düzenlemesinin kapsamının açık biçimde ortaya konulması gerektiği ifade ediliyor.

Bu konudaki netlik ihtiyacının, hem personelin beklentilerini karşılamak hem de idarelerin işlemlerini doğru şekilde yürütmek açısından önemli olduğu belirtiliyor.

Ek 8 haftalık iznin başlangıcı tartışma konusu

Analık iznine eklenen 8 haftalık sürenin hangi tarihten itibaren başlatılacağı da açıklama bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte hali hazırda doğum izninde bulunan personel açısından bu sürenin nasıl hesaplanacağı konusunda yazılı ve sade bir açıklamaya ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.

Bu hesaplamanın açık biçimde yapılmaması halinde, aynı durumda bulunan personel için farklı kurumlarda farklı uygulamaların ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.

Aylıksız izinde olanlar için süreç netleştirilmeli

1 Mayıs 2026 itibarıyla aylıksız izin kullanan personelin, ek 8 haftalık analık izninden yararlanmak istemesi halinde nasıl bir işlem yapacağı da açıklığa kavuşturulması istenen konular arasında bulunuyor. Bu kişilerin yeniden başvuru yapıp yapmayacağı, izin statülerinin nasıl değiştirileceği ve sürecin hangi usulle işletileceği konusunda net bilgilendirme yapılmasının faydalı olacağı belirtiliyor.

“Yazılı ve sade açıklama mağduriyeti önler”

Değerlendirmelerde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 24 haftalık toplam süreyi henüz doldurmamış olan personel için ek iznin nasıl uygulanacağının da genelgede açıkça gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Bu konuda sade, anlaşılır ve yazılı bir açıklamanın hem çalışanlar hem de kamu idareleri açısından süreci kolaylaştıracağı ifade edildi.

Amaç hem annelerin hakkını korumak hem uygulama birliğini sağlamak

Acil Serviste Rekor Başvuru: Türkiye 1. Sırada Geliyor
Acil Serviste Rekor Başvuru: Türkiye 1. Sırada Geliyor
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar ve çalışan temsilcileri, doğum izni süresinin uzatılmasının önemli bir sosyal hak olduğunu ancak bu hakkın sahada sorunsuz uygulanabilmesi için yol gösterici idari düzenlemelerin şart olduğunu belirtiyor. Bakanlık tarafından yayımlanacak kapsamlı bir genelgenin, hem annelerin evlatlarıyla daha fazla zaman geçirmesine imkan tanıyacağı hem de kurumlar arasında uygulama birliği sağlayacağı görüşü öne çıkıyor.