Özellikle reçete sayıları esas alınarak yapılan değerlendirmelerin, sahadaki gerçek hizmet sunumunu yansıtmadığı ve hekimleri haksız suçlamalarla karşı karşıya bıraktığı ifade ediliyor.

Aynı reçete, üç ayrı kayıt gibi değerlendiriliyor

Eleştirilerin odağında, SGK reçete sayısı, e-Nabız reçete sayısı ve Reçetem sistemi üzerinden elde edilen verilerin toplu biçimde değerlendirilmesi yer alıyor. Bu üç ayrı kaynağın çoğu zaman aynı reçeteyi farklı platformlarda tekrar eden kayıtlar olarak gösterdiği, buna rağmen toplam sayının üç ayrı işlem gibi ele alındığı belirtiliyor. Bu durumun, denetim süreçlerinde kullanılan algoritmaların hatalı sonuçlar üretmesine neden olduğu vurgulanıyor.

Aile hekimliği yalnızca reçete yazmaktan ibaret değil

Uzmanlar, aile hekimliğinin sadece ilaç yazımıyla sınırlı bir hizmet alanı olmadığını hatırlatıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin sistemin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekilirken; aşılama çalışmaları, laboratuvar tetkikleri, gebe ve lohusa izlemleri, bebek ve çocuk takipleri, kadın sağlığı izlemleri, kronik hastalık taramaları, danışmanlık hizmetleri ve toplum sağlığı eğitimlerinin aile hekimlerinin asli görevleri arasında bulunduğu ifade ediliyor.

“Ağır ithamlar saha incelemesi olmadan yöneltiliyor”

Yapay zekâ tabanlı değerlendirmelerin en çok eleştirilen yönlerinden biri de, eksik veya yanlış analiz edilen veriler üzerinden hekimlere yönelik ciddi suçlamaların gündeme getirilmesi oldu. Yerinde inceleme yapılmadan, saha denetimi gerçekleştirilmeden ve somut kanıt ortaya konulmadan bazı hekimlerin eczaneler ya da ilaç firmalarıyla iş birliği içinde olduğu yönünde ithamlarla karşı karşıya bırakıldığı belirtiliyor. Bu durumun meslek onurunu zedelediği ve sağlık çalışanlarının motivasyonunu olumsuz etkilediği kaydediliyor.

“Yapay zekâ destek olabilir, hüküm veremez”

Değerlendirmelerde, yapay zekânın doğru veri ve sağlıklı analizle kullanıldığında sağlık sistemine katkı sunabilecek önemli bir araç olduğu kabul ediliyor. Ancak eksik bilgi, yüzeysel kriterler ve dar bir bakış açısıyla yürütülen dijital denetimlerin, adaletsizliğe yol açabileceği uyarısı yapılıyor. Denetim mekanizmalarının temel amacının cezalandırmak değil, sistemi daha nitelikli hale getirmek olması gerektiği vurgulanıyor.

Çok boyutlu değerlendirme çağrısı

Aile hekimlerinin emek, sorumluluk ve çok yönlü hizmet anlayışının yalnızca algoritmik çıktılarla ölçülemeyeceği belirtilirken, sağlık hizmetinin sayısal verilerin ötesinde insan, emek ve vicdan boyutuyla ele alınması gerektiği ifade ediliyor. Yapay zekânın karar süreçlerinde yardımcı olabileceği, ancak tek başına belirleyici bir otorite haline getirilmemesi gerektiği görüşü öne çıkıyor.

Batçık: “Bu anlayış kabul edilemez”

Hürriyet Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı A. Oğuzhan Batçık da konuya ilişkin değerlendirmesinde, aile hekimlerinin sunduğu çok yönlü hizmetin göz ardı edilerek yalnızca algoritma sonuçlarına dayalı denetim anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtti.

Yapay Zekâ mı, Yapay Hata mı?

Son dönemde aile hekimliği sistemi içerisinde yürütülen denetim süreçlerinde yapay zekâ temelli algoritmaların kullanımı ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir. Özellikle reçete sayıları üzerinden yapılan değerlendirmeler, sahadaki gerçek hizmet sunumunu yansıtmaktan uzak bir tablo ortaya koymakta ve hekimleri haksız ithamlarla karşı karşıya bırakmaktadır.

Mevcut uygulamada; ‘’SGK reçete sayısı, e-Nabız reçete sayısı ve Reçetem reçete sayısı” sistemi üzerinden elde edilen veriler ayrı ayrı değerlendirilmekte ve toplam reçete sayısı bu üç veri kaynağının birleşimiyle oluşturulmaktadır. Ancak burada göz ardı edilen temel bir gerçek vardır: Bu üç sistem aynı reçeteyi farklı platformlarda tekrar eden kayıtlar olarak göstermektedir. Yani sayısal olarak üç gibi görünen veri, gerçekte tek bir reçeteye karşılık gelmektedir. Bu durum, algoritmanın dayandığı kıstasların ne kadar yüzeysel ve hataya açık olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

112 Personeline Gece Mesaisi Farkı Tepkisi: ‘Üç Aydır Ödeme Yapılmıyor’
112 Personeline Gece Mesaisi Farkı Tepkisi: ‘Üç Aydır Ödeme Yapılmıyor’
İçeriği Görüntüle

Aile hekimliği, yalnızca reçete yazmaktan ibaret bir meslek değildir. Aksine, sağlık sisteminin en temel yapı taşlarından biri olan koruyucu hekimlik hizmetlerini kapsar. Aşı uygulamaları, laboratuvar tetkikleri, gebe ve lohusa izlemleri, bebek ve çocuk takipleri, 15-49 yaş kadın izlemleri, kronik hastalık tarama ve takibi, danışmanlık hizmetleri ve toplum sağlığına yönelik eğitim faaliyetleri bu hizmetlerin başında gelmektedir. Ancak yapay zekâ destekli denetim mekanizmaları bu geniş hizmet yelpazesini görmezden gelerek hekimliği yalnızca “reçete üretimi” üzerinden değerlendirmektedir.

Daha da endişe verici olan ise, bu eksik ve hatalı veriler üzerinden hekimlere yönelik “eczane veya ilaç firmalarıyla iş birliği” gibi son derece ağır ithamların yöneltilmesidir. Oysa herhangi bir saha incelemesi yapılmadan, yerinde denetim gerçekleştirilmeden ve somut deliller ortaya konulmadan yapılan bu tür değerlendirmeler hem meslek onurunu zedelemekte hem de sağlık çalışanlarının motivasyonunu ciddi şekilde düşürmektedir.

Yapay zekâ, doğru kullanıldığında sağlık sistemine katkı sağlayabilecek önemli bir araçtır. Ancak eksik veri, hatalı analiz ve dar bakış açısıyla kullanıldığında adaletsizliğin dijital bir aracı haline dönüşmektedir. Denetim mekanizmalarının amacı cezalandırmak değil, sistemi iyileştirmek olmalıdır. Bunun yolu da sahayı bilen, hizmetin doğasını anlayan ve çok boyutlu değerlendirme yapabilen bir yaklaşım geliştirmekten geçmektedir.

Sonuç olarak; aile hekimlerinin emeğini, sorumluluğunu ve sunduğu çok yönlü hizmeti görmezden gelen, yalnızca algoritmik çıktılara dayalı denetim anlayışı kabul edilemez. Sağlık hizmeti, sadece sayılarla değil; insanla, emekle ve vicdanla ölçülmelidir. Yapay zekâ destek olabilir, ancak asla tek başına hüküm veremez.

A. Oğuzhan Batçık
Hürriyet Sağlık Sen Genel Başkan Yardımcısı