Karar gazetesinde yer alan habere göre; holdinglere vergi afları ve milyon dolarların savrulduğu garantili projeler devam ederken, kira gelirleri ve kafe vergilerinin peşine düşülerek bütçe açığının bakkal ile emeklinin cebinden mi karşılanacağı sorusu yöneltildi.

31 Mart yerel seçimlerinin ardından hükümetin önündeki en can alıcı dosya ekonomi olmaya devam ediyor.

Gelir dağılımında yaşanan rekor bozulma sonrası en yüksek grubun aldığı pay %50’ye ulaşmış durumda.

Hayat pahalılığının patladığı bu süreçte Maliye Bakanının kamuda tasarruf mesajları dikkat çekiyor.

En son ABD’de konuşan Hazine Bakanı Mehmet Şimşek, “harcamaları mümkün olduğu ölçüde kontrol ederek kesintiye gideceğiz” ifadesi sonrası tasarrufun kimin cebinden yapılacağı sorusu gündeme geldi.

MÜTEAHHİDE AF UNUTULDU MİLLETİN CEBİNE GÖZ DİKİLDİ

Tasarruf paketinde, bütçede kara deliğe dönüşen garantili projeler ve holdinglere dönük vergi afları akıllara gelmedi. Belediyelerdeki ölçüsüz harcamalar kamuoyuna yansırken asgari ücrete zam yapılmayacağı, öğretmen atamalarında takvim oluşturulmadığı açıklandı. 31 Mart’tan sonra kira gelirlerinden alınan vergilerin, restoran ve küçük işletmelerin KDV’lerinin mercek altına alınması da hatalı politikalarla oluşturulan enkazın faturasının yine vatandaşa çıkarılacağını gösterdi.

Esnaf, Devlet Hastanesinin Duvarını Yine Yıktı: Peki Güvenlik Ne İşe Yarar? Esnaf, Devlet Hastanesinin Duvarını Yine Yıktı: Peki Güvenlik Ne İşe Yarar?

ABD’DE BAŞKA TÜRKİYE’DE BAŞKA MB BAŞKANI’NIN FAİZ MESAJI YOK SAYILDI

IMF-Dünya Bankası toplantıları için Washington’da bulunan Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, burada yaptığı sunumda “Artık faiz yükseltme döngüsü sona erdi” dedi. Ancak bu ifadeler Türkiye’de servis edilen haberde yer almadı. Dikkat çeken detay ‘Ekonomi yönetimi dışarıda başka içeride başka mesaj veriyor’ yorumlarına yol açtı.

SÖMÜRGE VALİSİ MİSİN SAYIN BAKAN

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün ABD’de düzenlediği ‘Küresel Görünüm Forumu’nda konuşan Hazine Bakanı Şimşek, ekonomi programına dönük değerlendirmelerde bulunurken “Yerel halkı enflasyonun düşeceğine ikna etmemiz gerekiyor” dedi. Şimşek’in sözleri eleştirilere neden oldu. Sosyal medyada ‘Bu ifadeleri ancak bir sömürge valisi kullanır’ paylaşımları yapıldı. Vatandaşın algısının manipüle edilmeye çalışıldığı yönünde tepkiler de dile getirildi.

Türkiye’de enflasyonun yükü gün geçtikçe ağırlaşıyor. Uzun bir süredir yüksek kur yüksek enflasyon girdabında kalan vatandaşlara seçim sonrasında da acı reçete ekonomi yönetimi tarafından sunuluyor. Her defasında atılan onca adıma rağmen vatandaşlar tasarrufu hükümetten beklerken, kaşık deyim yerindeyse vatandaşta kırılıyor.

Genel seçim sonrasında göreve başlayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuda tasarruf konusunu gündeme getirerek, harcamaları kısacaklarından bahsetmişti. Fakat gelinen süreçte gözle görünür bir kısıtlama olmamasının yanında Şimşek’in vergi çıkışları da tepki çeken unsurlardan. Kira gelirleri, beyanname, kafede içilen çayın kahvenin peşine düşen Şimşek karşısında, büyük şirketlere yapılan vergi afları da soru işaretlerini beraberinde getirdi. Milyon dolarların resmen savrulduğu garantili projelere para akışı sürerken ‘Bütçe açıkları da emeklinin cebinden mi karşılanacak?’ tepkilerine neden oldu.

Seçim sonrasında da yabancılara verilen ilk mesaj kamuda tasarruf. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) -Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında düzenlenen “Türkiye: Değişken Küresel Ekonomide İleriye Doğru Gitmek” etkinliğinde konuştu.

Şimşek burada, harcamalarda kesintiye gideceklerini söyledi. Şimşek, geçen yıl yapılan düzenlemelerin çoğunun vergi artışlarıyla ilgili olduğunu savunarak “Harcamaları mümkün olduğu ölçüde kontrol edecek ve kesintiye gideceğiz” dedi. Yurt içinde en büyük zorluğun yüksek enflasyon olduğunu bir kez daha vurgulayan Bakan Şimşek, fiyat istikrarını sağlamanın ve enflasyonu tek haneye indirmenin en büyük öncelikleri olduğunu söyledi.

Şimşek, mali disiplinin sağlanmasının da bir diğer önemli hedef olduğunu, dezenflasyon sürecinin kamu maliyesi desteği gerektirdiğini aktardı. Fakat içeride bakıldığında kamu harcamalarını kesmek yerine vatandaşın kira gelirleri, para transferleri ve KDV artışları gündemde sıcaklığını korudu.

MÜTEAHHİTE AFTAN SÖZ EDİLMİYOR, KDV ÖDEYİN DENİLİYOR

Ayrıca Bakan Şimşek’in açıklamalarının ardından dikkat çeken başka bir konu da vergi afları oldu. Tasarruf paketinde, bütçede kara deliğe dönüşen garantili KÖİ projelerinden bahsedilmedi. Öte yandan holdinglere yönelik yapılan vergi afları da tasarruf tarafında söz konusu olmuyor. Belediyelerdeki ölçüsüz harcamalar karşısında emeklinin zammı, asgari ücret zammı ve vatandaşa yönelik birçok kalemden çok da söz edilmiyor. 31 Mart’tan sonra kira gelirlerinden alınan vergilerin, restoran ve küçük işletmelerin KDV’lerinin mercek altına alınması da hatalı politikalarla oluşturulan enkazın faturasının yine vatandaşa çıkarılacağını gösterdi.

‘BİR NUMARALI ZORLUK FİYAT İSTİKRARI’

IMF’deki konuşmasında Bakan Şimşek, rekabetçiliğin ve üretkenliğin artırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi, iklim değişikliği ile mücadele, yeşil ve dijital dönüşüm gibi alanlara yönelik kapsamlı bir yapısal reform programlarının olduğunu anlattı. Küresel borçlanmanın önemli bir sorun olduğuna da dikkati çeken Şimşek, Türkiye’nin bu anlamda daha iyi bir konumda olduğunu ancak yurt içinde fiyat istikrarının bir numaralı zorluk olduğunu kaydetti.

‘ERDOĞAN ZAFERİNDEN SONRA EKONOMİDE DÜZELTME ŞART’

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanan başkanlık seçimlerinin ardından ekonomi politikasında rotanın düzeltilmesine ihtiyaç olduğunu belirten Şimşek, yeni ekonomi ekibinin oluşturulması sonrası 3 yıllık kapsamlı bir programın hayata geçirildiğini dile getirdi. Şimşek, programın temel dayanaklarından birinin para politikasının normalleşmesi olduğunu kaydederek, para politikasında sadeleşme ve normalleşme sürecinin devam ettiğini aktardı.

Programın bir diğer bileşeninin ise kamu maliyesi disiplinin yeniden sağlanması olduğuna işaret eden Şimşek, enflasyonu düşürmek için Merkez Bankası’na daha fazla destek sağlamak amacıyla mali duruşu sıkılaştırmaları gerektiğini dile getirdi. Şimşek, programın bir başka bileşenin de yapısal reformlar olduğunu belirterek, kaynakları daha verimli alanlara yönlendirmek istediklerini ifade etti.

‘SIKI BİR MALİYE POLİTİKAMIZ VAR’

Sağlam politikalar ve yapısal reformların birleşiminin yatırımcıların güveninin yeniden kazanılmasına yardımcı olacağını vurgulayan Şimşek, “Geçen yıl programının ömrü konusunda pek çok soru işareti vardı. Ancak son birkaç gündür yatırımcılarla olan görüşmelerime dayanarak size şunu söyleyebilirim ki bu sorular ortadan kalktı. Sorular artık daha çok makro konularla ilgili.” dedi.

Şimşek, “Uluslararası yatırımcıların güvenini yeniden kazandığımızı düşünüyorum. Bu durum kredi risk primindeki (CDS) önemli düşüşe de yansıyor.” diye konuştu. Orta Vadeli Program’da (OVP) enflasyonun bu yıl yüzde 36’ya gelecek yıl yüzde 14’e ve 2026’da tek haneli rakamlara düşmesinin beklendiğini anımsatan Şimşek, “İddialı olsa da bu hedeflerin ulaşılabilir olduğunu düşünüyoruz çünkü desteklenen sıkı bir para politikamız var. Deprem harcamalarını dışarda tuttuğumuzda, uluslararası standartlara göre sıkı bir maliye politikamız da var. İlerleme var, sonuçları göstermek için zamana ihtiyacımız var.” dedi.

‘İKNA OLMAMIZ GEREKEN ŞEY DERİN YOKSULLUK’

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün ABD’de düzenlediği ‘Küresel Görünüm Forumu’nda geçtiğimiz günlerde konuşan Hazine Bakanı Şimşek, Türkiye’yi işaret etmişti. Ekonomi programına dönük değerlendirmelerde bulunurken Şimşek “Yerel halkı enflasyonun düşeceğine ikna etmemiz gerekiyor. Son 12 ayı yansıtan yıllık verilere bakma eğiliminde ama piyasaların enflasyon beklentilerine bakarsanız, Türkiye’de enflasyonun gelecek 12 ayda yüzde 36-37 seviyelerinde olacağını öngörüyorlar” dedi.

Şimşek’in sözleri eleştirilere neden oldu. Sosyal medyada ‘Bu ifadeleri ancak bir sömürge valisi kullanır’ paylaşımları yapıldı. Vatandaşın algısının manipüle edilmeye çalışıldığı yönünde eleştiriler de dile getirildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karatepe “İkna olmanızı istedikleri şey daha derin yoksulluğu kabullenmek.”

Ekonomist Uğur Gürses: “Şimşek’in locals sözüne takılmamak gerekiyor; mesleki bir jargona ait bir söz. Uluslararası yatırım analistlerinin yine uluslararası yatırımcılara yazdıkları raporlarda yerleşik ve yerleşik olmayan mali yatırımcıları tanımlamakta sıkça kullandıkları bir söz.”

Şimşek’in sözleri sonrasında, birçok sosyal medya kullanıcısı durumu eleştirel bir şekilde değerlendirdi. Kullanıcılar, Şimşek’in halkı ekonomik gerçekler konusunda “ikna etmeye” çalışmasını, yönetimlerin halkı bilgilendirme ve katılımcı politikalar izlemesi gerektiği yönünde değerlendirilen modern demokratik anlayışa aykırı buldu. Ayrıca, bu ifadelerin halkın ekonomik algısını manipüle etmeye yönelik olduğu yorumları yapıldı.

BAĞIMSIZLIK MESAJI DA VERDİ

Parasal sıkılaşma döngüsünün bitip bitmediğine ilişkin bir soruya Mehmet Şimşek, “Bir maliye bakanının para politikası duruşu hakkında yorum yapması uygun olmaz. Bir ekonomist olarak elbette kendi görüşlerim var ama bunu ifade etmek doğru olmaz.” yanıtını verdi. Moderatörün “Yani merkez bankasının bağımsızlığına saygı gösteriyorsunuz” demesi üzerine ise Şimşek “Kesinlikle” dedi.

‘HARCAMALARI KONTROL EDECEĞİZ’

Şimşek, cari açığın düştüğünü, bütçe açığının daralacağını ve para politikasının tamamen işlevsel hale geleceğini vurguladı. Enflasyondaki zorluklara değinen Şimşek, gelişen piyasalarda özellikle de Türkiye’de para politikası aktarım mekanizmasının istenildiği kadar etkili olmadığını düşündüğünü ve bunun güçlendirilmesi üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Şimşek, selektif kredi sıkılaştırması ile niceliksel sıkılaştırmaya gittiklerine işaret ederek, geleneksel sıkılaştırmanın sınırları olduğunu anlattı. Maliye tarafında, geçen yıl düzenlemelerin çoğunun vergi artışlarıyla, yani gelir yönüyle ilgili olduğunu anımsatan Şimşek, “Bu yıl harcamaları incelemeye başladık. Harcama kontrolüne ve olası harcama kesintilerinin ne olabileceğine, aynı zamanda harcamalarda verimli alanların önceliklendirilmesine bakıyoruz.” diye konuştu.

Şimşek, isteğe bağlı olmayan harcamalar söz konusu olduğunda, genellikle gelişmekte olan piyasaların çoğunun bütçelerinde sınırlı yer olduğunu anlattı. Harcamaların kontrol edilmesine dair bir beklenti olduğunu dile getiren Şimşek, “Biz de bunu gerçekleştireceğiz, harcamaları mümkün olduğu ölçüde kontrol edecek ve kesintiye gideceğiz.” dedi.

TÜRKİYE’DE BAŞKA ABD’DE DE BAŞKA: ‘FAİZ ARTIŞINDA SONA GELDİK’

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan da geçtiğimiz günlerde IMF ve Dünya Bankası Bahar Toplantıları için gittiği Washington’da açıklamalarda bulundu. Peterson Institute for International Economics panelinde yaptığı sunumda özet olarak Karahan “Bundan sonraki stratejimiz, en büyük önceliğimiz enflasyonla mücadele ve piyasa koşullarına bağlı olarak mümkün olduğu kadar rezerv biriktirmek” açıklaması yaptı.

Bloomberg’in aktardığı habere göre de Karahan “Artık faiz yükseltme döngüsü sona erdi, bundan sonra likidite yönetimiyle meşgul olacağız” dedi. Böylece Karahan’ın açıklaması kapsamında faiz artışlarının da sonuna gelinmiş oldu. Son toplantıda gidişata göre, faiz artışlarını yerinde ve dozunda artış yapabiliriz mesajı verilirken, yurtdışında ayrı Türkiye’de ayrı yapılan açıklamalar dikkat çekti.

Bloomberg haberinde, TCMB’nin para otoritesi için önemli bir döviz kaynağı olan swap işlemleri yoluyla ticari kreditörlerden daha az borçlanmayı planladığına da vurgu yapılarak “Karahan bu işlemlerin likidite sorununa yol açtığını ve sıkı politika duruşunun sürdürülmesini zorlaştırdığını söyledi” denildi. Haberde şu ifadelere yer verildi: “Artış döngüsü sona erdiğine göre, likidite yönetimini en üst düzeyde tutmak istiyoruz. Bankaların swap işlemlerine güvenmek istemiyoruz. Piyasalar ise hedefe ‘üç aylık bir gecikmeyle’ ulaşılacağına inanıyor.”

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp de sosyal medya hesabından Karahan’ın sunumuyla ilgili şu paylaşımı yaptı: Hanehalkı enflasyon beklentileri neden önemli? Fatih Karahan, Washington, D.C.’de hafta başında yaptığı konuşmada artan mevduat faizine rağmen TL varlıklara olan talebin sınırlı kalmasını hanehalkı enflasyon beklentilerinin oldukça yüksek oluşu ile açıkladı. Bu konu, şu sıralar üzerinde yoğun olarak çalıştığımız bir alan. Ay sonundan itibaren Konda işbirliği ile hazırladığımız Koç Üniversitesi hanehalkı enflasyon beklenti anketi sonuçlarımızı kamuoyu ile paylaşmaya başlayacağız.”

KAYNAK: KARAR