Uzmanlara göre bu durum, “sessiz bir kriz” olarak tanımlanıyor. Bilimsel çalışmalar ve saha verileri, hemşirelik mesleğinde tükenmişliğin ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor.

Tükenmişliğin Anatomisi

Araştırmalar, hemşirelerde tükenmişliğin üç temel başlıkta yoğunlaştığını gösteriyor: duygusal yorgunluk, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinde azalma.

Uzun ve düzensiz çalışma saatleri, artan hasta yükü, personel yetersizliği ve idari baskılar bu süreci hızlandıran başlıca etkenler arasında. Özellikle yoğun bakım, acil servis ve onkoloji gibi birimlerde görev yapan hemşirelerde risk daha yüksek.

Bir hemşirenin gün içinde onlarca hastayla ilgilendiği, çoğu zaman mola yapamadığı ve kritik karar süreçlerinde aktif rol aldığı düşünüldüğünde, bu yıpranmanın kaçınılmaz hale geldiği belirtiliyor.

Sağlık Hizmetine Yansıyan Risk

Tükenmişlik yalnızca çalışanı etkilemiyor. Uzmanlara göre artan stres ve yorgunluk, hata riskini yükseltiyor ve hasta güvenliğini doğrudan etkileyebiliyor.

İletişim problemleri, ekip içi gerilimler ve mesleki motivasyon kaybı da sağlık hizmetinin kalitesini düşüren unsurlar arasında sayılıyor. Bazı araştırmalar, tükenmişlik yaşayan hemşirelerde mesleği bırakma eğiliminin belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor.

Çözüm Nerede?

Uzmanlar, sorunun bireysel dayanıklılık önerileriyle çözülemeyeceğini vurguluyor. Personel sayısının artırılması, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ücret politikalarının iyileştirilmesi temel çözüm başlıkları arasında gösteriliyor.

Hemşireden Dikkat Çeken İstifa Açıklaması : 'Eşim Çalışmamı İstemedi'
Hemşireden Dikkat Çeken İstifa Açıklaması : 'Eşim Çalışmamı İstemedi'
İçeriği Görüntüle

Ayrıca yöneticilerin destekleyici liderlik yaklaşımı benimsemesi ve hemşirelerin karar süreçlerine daha fazla dahil edilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Görünmeyeni Görmek

Hemşirelikte yaşanan tükenmişlik, çoğu zaman resmi istatistiklere yansımıyor. Ancak sahadan gelen veriler, alarm zillerinin çaldığını gösteriyor.

Sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından, bu “sessiz krizin” erken fark edilmesi ve yapısal çözümler üretilmesi gerektiği belirtiliyor. Aksi halde, yükün altında kalan yalnızca hemşireler değil, tüm sağlık sistemi olacak.