Ülkenin 11 ilini etkileyen, 15 milyon insanı doğrudan sarsan ve resmi rakamlara göre 50 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiği bu büyük felaket, hafızalardan silinmiş değil.
Kayıplar Hâlâ Bulunamadı, Yaralar Hâlâ Açık
Aradan geçen zamana rağmen hâlâ bulunamayan kayıplar var. Geride kalanların acısı ise hiçbir zaman dinmeyecek. 1999 Marmara Depremi’nden çok daha ağır sonuçlar doğuran 6 Şubat felaketi, toplumda farkındalığı artırmış olsa da kamu otoritesinin yeterli refleksi gösteremediği yönündeki eleştiriler sürüyor.
“Bugün Yine Deprem Olsa Aynı Acıları Yaşarız”
Depreme dair gerekli yapısal ve yönetsel önlemler alınmadığı sürece benzer felaketlerin tekrar yaşanacağı uyarısı yapılıyor. Bu tablo, “Allah korusun bugün ülkenin herhangi bir yerinde deprem olsa yine aynı ağıtlar yakılır, yine aynı mezarlara evlatlar gömülür” endişesini güçlendiriyor.
İlk Saatler, Unutulmayan İhmaller
Depremin ilk anlarından itibaren yaşananlar da hâlâ hafızalarda. İlk 24 saatin hayati önem taşıdığı bilinmesine rağmen asker ve polis gücünün geç sevk edilmesi, seferberliğin günlerce ilan edilmemesi, vatandaşların imkânsızlıklar içinde enkaz başında beklemesi unutulmadı.
Enkaz altında evladının elini bırakmayan babalar, çadır satan kurumlar, şebeke çekmediği için enkaz altından atılan yardım mesajının yerine ulaşamaması gibi görüntüler, toplumun vicdanında derin izler bıraktı.
Konteyner Gerçeği: Üç Yıl Sonra Bile 360 Bin Kişi
Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen hâlâ 360 binden fazla insanın konteynerlerde yaşamaya devam etmesi, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor. Bu durum, yalnızca bir barınma meselesi değil; aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir kriz olarak değerlendiriliyor.
“Deprem Kader Değil, İhmalin Sonucudur”
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği ortadayken, plansız yapılaşma, imar afları ve bilimsel verilerden uzak inşaat anlayışının terk edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Modern kentler inşa etmenin, afete dirençli ve planlı şehirler kurmakla mümkün olacağı ifade ediliyor.
Yıkımdan sonra yapılanlarla övünmek yerine, felaket öncesinde alınan önlemlerle gurur duyulması gerektiği belirtiliyor.
Hesap Sorulmalı, Eğitim Zorunlu Olmalı
Yıkıma sebep olan tüm sorumlulardan hesap sorulması çağrısı yapılırken, “tedbir almayı öle öle öğrenmeyelim” uyarısı dikkat çekiyor. İlkokuldan itibaren tüm öğrencilere Temel Afet Bilinci ve Temel İlk Yardım eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi gerektiği dile getiriliyor.
“1999’dan Ders Alınsaydı, 2023 Böyle Olmazdı”
1999 Marmara Depremi’nden sonra gerekli derslerin çıkarılması halinde, 6 Şubat’ta yaşanan acıların bu boyuta ulaşmayacağı görüşü öne çıkıyor. Felaket sonrası yapılanların, felaket öncesinde yapılmayanların bedelini asla geri getirmeyeceği vurgulanıyor.
Ahmet Doğruyol’dan Net Mesaj
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ahmet Doğruyol, Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı ve BASK Genel Sekreteri sıfatıyla, 6 Şubat’ın unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Doğruyol, “Unutmadık, unutmayacağız” sözlerinin yalnızca bir slogan olmaması gerektiğini belirterek, gerçek yüzleşmenin ancak kalıcı önlemlerle mümkün olacağını ifade etti.