Ancak gıda, kira ve temel harcamalardaki yüksek seyir, açıklanan zamların günlük hayatta ne kadar karşılık bulduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Resmi enflasyon açıklandı, zamlar hesaplandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Aralık 2025’te tüketici fiyatları:

  • Aylık: %0,89

  • Yıllık: %30,89

oranında arttı. Bu verilerle birlikte Temmuz–Aralık 2025 dönemini kapsayan 6 aylık enflasyon %12,19 olarak hesaplandı. Bu oran, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artışını doğrudan belirledi.

SSK ve Bağ-Kur emeklisine yüzde 12,19 zam

Altı aylık enflasyon kadar zam alan SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları %12,19 oranında arttı.

Buna göre:

  • 16.880 TL kök aylık alan bir emeklinin maaşı yaklaşık 18.940 TL’ye,

  • 20.000 TL maaş alanın geliri 22.440 TL’ye,

  • 25.000 TL maaş alanın aylığı ise 28.050 TL’ye yükseldi.

Ancak en düşük emekli aylığına ilişkin ayrı bir düzenleme bulunması nedeniyle, kök aylığı düşük olan çok sayıda emekli bu artıştan fiilen sınırlı biçimde yararlanabiliyor.

Açlık ve yoksulluk sınırıyla karşılaştırma

Zamların gerçek etkisi, temel yaşam maliyetleriyle kıyaslandığında daha net ortaya çıkıyor. TÜRK-İŞ verilerine göre:

  • Açlık sınırı: 20 bin TL’nin üzerinde

  • Yoksulluk sınırı: 60 bin TL’ye yakın

Bu tablo, zam sonrası dahi milyonlarca emeklinin aylığının açlık sınırının altında ya da hemen çevresinde kaldığını gösteriyor.

Gıda ve konutta hissedilen enflasyon daha yüksek

TÜİK verileri, harcama kalemlerine bakıldığında manşet enflasyonun ötesinde bir tabloya işaret ediyor:

  • Konut fiyatları: Yıllık artış %49’un üzerinde

  • Gıda fiyatları: Yıllık artış %28’in üzerinde

Bu durum, emeklilerin ve dar gelirli kesimlerin hissettiği enflasyon ile açıklanan oranlar arasındaki farkı daha görünür hale getiriyor.

Memur ve memur emeklisine yüzde 18,6 artış

Memur ve memur emeklilerinin maaşları ise farklı bir formülle belirlendi. Toplu sözleşme kapsamında 2025’in ikinci yarısı için verilen %5’lik zam, gerçekleşen enflasyonun altında kaldığı için aradaki fark enflasyon farkı olarak maaşlara eklendi.

  • Enflasyon farkı: %6,85

  • Toplu sözleşme zammı (Ocak 2026): %11

Bu iki kalemle birlikte memur ve memur emeklilerinin toplam artışı %18,6 oldu.

Down Sendromu Davasında Rekor Tazminat: Doktora 78 Milyon TL'lik Ceza
Down Sendromu Davasında Rekor Tazminat: Doktora 78 Milyon TL'lik Ceza
İçeriği Görüntüle

Unvanlara göre yeni maaşlar

Zam sonrası bazı örnek maaşlar şöyle şekillendi:

  • 9/1 öğretmen: Yaklaşık 72.519 TL

  • 8/1 polis memuru: Yaklaşık 80 bin TL

  • 1/4 şube müdürü: Yaklaşık 90 bin TL

En düşük memur maaşı (aile yardımı dâhil) 59.896 TL, en düşük memur emekli aylığı ise 27.887 TL seviyesine yükseldi.

Resmi oranlar ile mutfak arasındaki fark

Veriler, yıllık enflasyonun gerilediğini gösterse de kira, ulaşım ve gıda gibi zorunlu harcamalarda hissedilen baskının sürdüğünü ortaya koyuyor. Bu durum, ekonomi yönetiminin sıkça dile getirdiği “dezenflasyon süreci” ile hane halkının günlük deneyimi arasındaki mesafeyi büyütüyor.

TÜİK verileri neden tartışılıyor?

Her enflasyon açıklamasının ardından TÜİK’in hesaplama yöntemi ve verilerin güvenilirliği yeniden gündeme geliyor. Ücret artışları, kira zamları ve sosyal yardımların TÜİK verilerine endeksli olması, bu tartışmayı yalnızca teknik değil, doğrudan gelir dağılımını etkileyen bir mesele haline getiriyor.

ENAG’a göre tablo nasıl olurdu?

Alternatif ölçümler sunan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre Aralık ayında:

  • Aylık enflasyon: %2,11

  • Yıllık enflasyon: %56,14

Temmuz–Aralık döneminde ENAG’a göre 6 aylık enflasyon yaklaşık %20,3 seviyesinde gerçekleşti.

Bu oran esas alınsaydı:

  • SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artışı %12,19 yerine yaklaşık %20,

  • Memur ve memur emeklilerinin Ocak zammı %18,6 yerine %27’nin üzerinde olacaktı.

Kemer sıkma politikalarının faturası

Ortaya çıkan tablo, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan kemer sıkma politikalarının yükünün büyük ölçüde sabit gelirli kesimlere yüklendiğini gösteriyor. Uzmanlara göre TÜİK verileri ile ENAG gibi alternatif ölçümler arasındaki fark, sadece istatistiksel bir tartışma değil; milyonlarca insanın sofrasına, kirasına ve temel ihtiyaçlarına doğrudan yansıyan bir gelir dağılımı sorunu olarak öne çıkıyor.