Memişoğlu, Türkiye genelinde 83 merkezde 13 binden fazla sertifikalı hekimle hizmet verildiğini vurguladı.
Sempozyum Külliye’de yapıldı
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu ile Sağlık Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen sempozyuma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da katıldı. Program, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
“Anadolu, şifanın ve merhametin merkezi”
Kemal Memişoğlu, Anadolu’nun binlerce yıldır şifanın, ilmin ve sanatın merkezi olduğunu belirterek, bu topraklarda tıbbın insanı bedeni, ruhu ve çevresiyle birlikte ele alan bütüncül bir anlayışla geliştiğini ifade etti. Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan darüşşifa geleneğinin, bu yaklaşımın kurumsal bir mirası olduğunu söyledi.
Gevher Nesibe’den II. Bayezid Darüşşifası’na
Memişoğlu, 1206 yılında Kayseri’de kurulan Gevher Nesibe Sultan Darüşşifası’nda tıp eğitimi ile hasta bakımının aynı çatı altında yürütüldüğünü, Edirne’deki II. Bayezid Darüşşifası’nın ise mimari, musiki ve sosyal yaşamı bir araya getiren ileri bir sağlık anlayışını temsil ettiğini anlattı. Aynı dönemde Avrupa’da ruhsal hastalıklara yaklaşımın dışlayıcı olduğunu, Anadolu’da ise merhamet merkezli bir tedavi anlayışının benimsendiğini vurguladı.
İbn-i Sina vurgusu: Önce sağlığı korumak
İbn-i Sina’nın “önce sağlığı koruma” ilkesini hatırlatan Memişoğlu, bu yaklaşımı esas alarak koruyucu sağlık hizmetlerini merkeze alan politikalar yürüttüklerini belirtti. “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla, geçmişin birikimini çağın imkânlarıyla buluşturduklarını kaydetti.
GETAT rakamları açıklandı
Bakan Memişoğlu, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının bilimsel, etik ve mevzuata dayalı şekilde sisteme dahil edildiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
-
83 GETAT uygulama merkezi
-
2.160 ünite
-
13.485 sertifikalı hekim
Bugüne kadar 1,5 milyon vatandaşın, toplamda 3 milyon kez bu hizmetlerden yararlandığını ifade etti. GETAT uygulamalarının aile hekimliği düzeyinde de yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini ekledi.
“Taşa Kazınan Şifa” sergisi dikkat çekti
Sempozyum kapsamında ziyaretçilere açılan “Taşa Kazınan Şifa” sergisinin, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde şifayı kurumsallaştıran kadınların izlerini mimari ve estetik bir dille görünür kıldığını belirten Memişoğlu, bu kültürel hafızanın önemine işaret etti.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: Sanat tıbbın insani yönünü güçlendiriyor
Mehmet Nuri Ersoy da konuşmasında, tıbbın insanın bedenini ve ruhunu birlikte ele alan bir ilim olduğunu, sanatın ise ruhu besleyen en güçlü alanlardan biri olduğunu söyledi. Farabi ve İbn-i Sina’nın müzik ve estetiği tedavinin parçası olarak gördüğünü hatırlatan Ersoy, Osmanlı darüşşifalarında musiki ve mimarinin iyileştirici bir unsur olarak kullanıldığını vurguladı.
Disiplinler arası buluşma vurgusu
Ersoy, sempozyumun disiplinler arası yeni bakış açıları geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirterek, kültür, sanat ve bilimin insan sağlığıyla buluştuğu bu tür platformların önemine dikkat çekti.