İhbarın daha da dikkat çekeni ise uyuşturucuların bir ambulans aracıyla taşındığıydı. Ekipler, hemen harekete geçerek aracı durdurdu. Narkotik köpeği, ambulansın içinde arama yaparak ihbarın doğruluğunu ortaya çıkardı. Ambulansın içinde 9 kilo 14 gram skunk, ruhsatsız tabanca ve şarjörler ele geçirildi.

İçinden uyuşturucu çıkan ambulansın üzerinde “SAS Ambulans” adlı özel şirketin logosu vardı. Nasıl oluyordu da bir ambulans böylesi bir suça bulaşabiliyordu? Yanıt bulmak için SAS Ambulans’ın genel müdürü Barış Güdük’ü aradım. Ve bakın neler söyledi:

“Bu aracın sahibi orada tutuklanan kişiydi. Ve evet, içindekiler de şirketimizde sigortalı personeldi. Araç da bizde ruhsatlıydı.

Biz bir sistemle ambulanslarımızı 7/24 takip ediyoruz. Fakat o gün araç takip sistemini sökmüşler. Soruşturma savcısı soruyor ‘Firmanın bu olayla bir ilgisi var mıdır’ diye. Ve ‘Hayır’ yanıtını alıyor.”

Evet...

SAS Ambulans yönetimi, ruhsat verdiği ve içinde sigortalı personelini çalıştırdığı ambulansta uyuşturucu bulunmasını böyle açıklıyordu. Peki, sonra ne oldu? Şirketin genel müdürü Güdük’ten dinlemeye devam ediyorum:

“Balıkesir olayı sonrası bizim şirket kapatıldı. Biz de kanuni hakkımızı kullandık ve itiraz ettik. Sonunda şirketimiz yeniden açıldı. Zira bugüne kadar ne savcı ne de kolluk kuvvetleri bizim ifademizi aldı. Düşünün, burada benim firmam karalanıyor ama beni ifadeye çağıran kimse yok. Yüz kızartıcı suçtan dolayı da o personellerin çıkışlarını verdik ve haklarında şikâyette bulunduk savcılığa. Biz şimdi o ambulansa el koydurmayı ve Doğu’da bir köye bağış yapmayı istiyoruz.”

NELER YAPILMALI

Bir önceki Arka Bahçe’de bazı özel ambulansların suç için kullanıldığını gündeme getirdim. Özellikle İstanbul’daki şirket ambulanslarının yeterince denetlenmediğini yazdım.

Sağlık Bakanlığı kaynaklarından öğrendim ki haber sonrası İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü acil bir toplantı yapmış. Bazı özel ambulans şirketlerinin ve Emniyet müdürlerinin de katıldığı toplantıda, denetimlerin artması ve yönetmeliğin değişmesi konuşulmuş.

Madem öyle, ben de 18 yıldır değişmeyen yönetmelik üzerine sektör temsilcilerinden topladığım notları aktarayım:

1- İlgili okulların ilk ve acil yardım bölümünden mezun olmuş diplomalı sağlık personelleri ambulans sürücüsü olmalı.

2- Vergi levhası olmayan kişilerin ambulans alış satış yapması yasaklanmalı.

3- Ambulans şirketi sahiplerinin sağlık kökenli olması zorunluluğu gelmeli.

4- Ruhsatsız ambulans Emniyet tarafından yakalanınca, o araç trafikten menedilmeli.

5- Hasta nakil ambulansları iptal edilip ambulansların tek tip (acil yardım ambulansı) olarak ruhsat alması sağlanmalı.

6- Özellikle İstanbul’a, hastanelere uygulandığı gibi ruhsat sınırı getirilmeli. Herkes her istediği zaman ambulans ruhsat başvurusu yapamamalı. Zira bir sınır olmadığı için kapanmak çok korkutmuyor çünkü hemen sonrasında yine bir şirket açılıyor. 

Evet...

Ambulans demek can demek. Ülkenin her noktasında yaşanan kirlenme canımıza da bulaşıyor. Canımıza kıymaya çalışanların takipçisi olacağım.