Kamu personel rejimine dair yazdığı yazılarla tanınan Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ahmet Ünlü bugünkü köşe yazısında üniversitelerde görev yapan idari personelleri ele aldı.

Üniversitelerde idari görevliler de bulunan personellerin;

Aynı işi yapmalarına karşın kurumlara göre farklı ödemeler yapıldığı,

  1. Kurum içi yükselme ve kariyer ilerlemesi sürecinde bir çok SORUNLAR yaşadıkları,
  2. Üniversitelerde görevli idari personelin diğer kurumlara göre ücretlerinin çok düşük kaldığı,
  3. Görevde yükselme sınavları sürecinde SORUNLAR yaşadıkları,
  4. Yer değişikliği taleplerinde ciddi SORUNLAR yaşadıkları,
  5. İdari görevdeki personellerin görevlendirmelerde mobbinge maruz kaldıkları,
  6. Ek gösterge ve makam tazminatı uygulamasında dengesizlik bulunduğu,
  7. Çalışılan sürelerin kazanılmış hak aylık derecesinde dikkate alınmamadığı

gibi 7 başlıkta idari personellerin sorunlarını masaya yatırdı.

İşte Sağlık Bakanlığı İçin Adı Geçen Milletvekili! İşte Sağlık Bakanlığı İçin Adı Geçen Milletvekili!

Ahmet Ünlü'nün o yazısı:

Üniversitelerde görev yapan idari personelin diğer kamu kurumlarına göre ilave birçok sorunla karşı karşıya kaldıkları bilinen bir gerçektir. Eğitim-Bir-Sen tarafından hazırlanan “Üniversite İdari Personelinin Özlük Hakları Sorunlar ve Çözüm Öneriler” başlıklı rapor yaşanan sorunları derli toplu olarak ortaya koymuştur. Bu yazımızda hazırlanan rapor özelinde konuyu açıklamaya çalışacağız.

Aynı işi yapan personele kurumlara göre farklı ödemeler yapılıyor

Aynı işi yapan kamu görevlilerinin, aynı sınıfta olmasına rağmen, farklı kurumlarda farklı mali ve sosyal imkânlardan yararlandırılması söz konusudur. Diğer yandan, akademik, askeri personel ve hâkim/savcıların ekonomik ve sosyal kazanımlarının aynı kurum içerisindeki diğer personellerden farklı olması, kurum içerisinde sıkıntılar üretmektedir. Bu noktada üniversitelerde çalışan idari personel, farklı türde personeli beraber çalıştıran bir kurum olarak üniversitelerin kamu personel rejimi içindeki konumundan kaynaklı olarak sorun yaşamaktadırlar

Kurum içi yükselme ve kariyer ilerlemesi sürecinde sorunlar yaşanıyor

İdari personel, kurum içi yükselme ve kariyer ilerlemesi sürecinin işlemediğini görmektedirler. Ayrıca daha fazla çalışmaları durumunda karşılığını alamayacaklarını, kendilerine sağlanan sosyal imkânların yeterli olmadığı, çalışma koşullarının kendilerini ve emeklerini yeterince ortaya koymalarını engellediğini düşünmektedirler. Bunun yanında ödüllendirme ve güdülenmenin performanslarını etkileyerek iş kalitesini artıracağını bildikleri halde üniversite yönetimlerinin bu konuda isteksiz, umursamaz ve tutarsız olduklarına inanmaktadırlar. İdari personelin, kişisel gelişimlerini artırma ve potansiyellerini açığa çıkarma noktasında kurumdan destek beklediklerini söylemek doğru olacaktır.

Üniversitelerdeki idari personelin diğer kurumlara göre ücretleri daha düşük

Türkiye’deki memurların yaşadığı genel ücret sorununun yanında üniversitede çalışan idari personelin kamu çalışanlarının içinde ücret skalasının en altında bulunan kamu personeli olduğu görülmektedir. İdari personel, eğitim durumu, kadro ve pozisyonları, yetenek ve tecrübesiyle orantılı bir ücret alamamakta; yükseköğretim tazminatı, geliştirme ödeneği, döner sermaye katkı payı gibi üniversitelere özgü ücret kalemlerinden de mahrum bırakılmaktadır.

Görevde yükselmelerde sorunlar yaşanıyor

Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin 17. maddesinde boş kadro durumu ve talepler göz önüne alınarak, her unvan için ayrı ayrı ve yılda iki defadan fazla olmamak üzere görevde yükselme sınavı yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Üniversitelerde çalışan idari personel, görevde yükselme sınavlarının çok seyrek aralıklarla yapılıyor olmasından dolayı sıkıntı çekmektedirler. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sürecinin işletilmiyor oluşu, idari personelin bir başka kuruma geçişine de çoğu zaman muvafakat verilmediği unsuruyla birlikte değerlendirildiğinde, üniversite idari personelinin mesleki ilerleme ve kariyer yapma imkânlarını fiilen ortadan kaldırmaktadır.

Yer değişikliğinde ciddi sorunlar yaşanıyor

657 sayılı Kanuna tabi olarak istihdam edilen üniversite idari personeli, kadro ve pozisyon unvanları itibariyle her bir üniversitede aynı yeterliliğe sahip olarak aynı işi yapmalarına rağmen bakanlık ve taşra teşkilatı bulunan diğer merkezi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan idari personelin iller arasında/ kurumlar arasında yer değişikliğine benzer bir merkezî yer değişikliği hakkında sahip değillerdir.

Üniversite idari personelinin bir diğer üniversiteye yer değişikliği yapabilmesi, kadrosunun bulunduğu üniversitenin muvafakatine bağlıdır. Bu muvafakatin verilmemesi uzun dava süreçlerine neden olmakta; çoğu durumda yer değişikliği yapılmak istenen üniversite de personel ihtiyacı için beklemek zorunda olmadığı için lehe sonuçlanan muvafakat davaları dahi sonuç doğuramamaktadır.

Hâlihazırda çoğu üniversite, diğer üniversitelere yer değişikliği yapmak isteyen idari personelinin bu taleplerini yönergeler aracılığıyla düzenlemektedir. Bu yönergelerde, yer değişikliği yapmak isteyen idari personel için asgari görev yapma süresi, kadro unvanı/ hizmet sınıfı bazında kontenjan, geçerli mazeret vb. şartlar aranmaktadır. Ancak bu yönergelerin yeksenak olmadığı ve uygulama birliği sağlanamadığı gibi diğer üniversiteleri bağlayıcı hükümler tesis edemediği açıktır.

İdari personeller görevlendirmelerde mobbinge maruz kalıyor

Mobbing kavramının ülkemizde literatüre girmesinde üniversitelerdeki hukuka aykırı uygulamaların başat rol oynadığını üzüntüyle görmekteyiz. Bu bağlamda 2547 sayılı Kanun’un 13/b-4 maddesinin amacı dışında üniversite yönetimince bir mobbing aracı olarak sıklıkla kullanıldığı bilinmektedir. Sınırları çizilmemiş atama ve görevlendirmeye dair yetkilerin suiistimal edilerek bir baskı, sürgün, mobbing, hukuksuzluk, sendikal ayrımcılık aracı olarak kullanılması üniversitelerde yaygın bir sorundur.

Ek gösterge ve makam tazminatı uygulamasında dengesizlik var

Daire başkanlarının ek göstergeleri 4200 olmasına rağmen genel sekreter yardımcıları ile daire başkanına denk olan fakülte sekreterlerinin ek göstergelerinin 3600 olması hak kaybına ve hiyerarşik bozulmaya neden olmaktadır. Yükseköğretim kurumlarında görevli Genel Sekreter Yardımcıları, Fakülte Sekreterleri, Enstitü sekreterleri ve Yüksekokul sekreterlerinin ek göstergelerinin artırılması noktasında düzenleme yapılmalıdır. Bakanlık daire başkanlarına 2000 gösterge rakamı üzerinden makam tazminatı ödenmekteyken üniversite daire başkanları bu haktan yararlanmamaktadır. Üniversite daire başkanları da bakanlıklarda görev yapan daire başkanlarının yararlandığı tazminatlardan aynı şekilde yararlanmalıdır.

Yönetim ve temsil makamı olmalarına rağmen yükseköğretim kurumlarında görevli daire başkanı, fakülte sekreteri, yüksekokul sekreteri ve şube müdürlerine makam tazminatı ödenmemesi mağduriyete neden olmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na IV Sayılı Makam Tazminatı yükseköğretim kurumlarında görevli daire başkanı, fakülte sekreteri, yüksekokul sekreteri ve şube müdürlerinin eklenerek söz konusu kadro unvanları için 2000 gösterge rakamının altında olmamak üzere makam tazminatı ödenmesi sağlanmalıdır.

Çalışılan süreler kazanılmış hak aylık derecesinde dikkate alınmıyor

İşçilikten sözleşmeliliğe, akabinde memurluğa geçen personelin, bütün hizmeti aynı kamu kurumunda aynı işi yaparak geçmesine rağmen, işçilikte geçirilen süreler memuriyete ve memur emekliliğine esas hizmet süresinden sayılmaması hak kayıplarına neden olmaktadır. Kamu görevlilerinden, yurt içinde veya yurt dışında serbest (işçi) ve kendi nam ve hesabına tabi olarak veya özel kurumlarda çalışılmış olan süreler ile kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Kanuna ya da teşkilat kanunlarına dayalı olarak sözleşmeli pozisyonda görev yapılan sürelerin tamamı veya bir kısmı tabi oldukları personel kanunlarına göre kazanılmış hak aylığı derece ve kademesinde değerlendirilmemiş olanların söz konusu çalışma süreleri; her yılı bir kademe ilerlemesi, her üç yılı için de bir derece yükselmesi verilmek suretiyle intibaklarında değerlendirilmelidir.

Kaynak: Yeni Şafak