Randevu bulma güçlüğü, uzun bekleme süreleri, acil servis yoğunluğu ve personel eksikliği gibi sorunlar, belirli illerde daha yoğun hissediliyor.
Sağlık Bakanlığı, randevu bekleyen hasta sayısında azalma olduğunu ve birçok branşta aynı gün randevu verilebildiğini açıklasa da özellikle yoğun branşlarda yaşanan sıkıntıların sürdüğü ifade ediliyor.
Resmî liste yok, ancak bazı iller öne çıkıyor
Sağlıkta en sorunlu illere dair resmî bir sıralama bulunmuyor. Ancak nüfus yoğunluğu, hastane kapasitesi, MHRS erişimi, sağlık çalışanı sayısı ve hasta yükü gibi kriterler dikkate alındığında bazı şehirler öne çıkıyor.
Doğu ve Güneydoğu’da yük daha ağır
Şanlıurfa, Diyarbakır, Van ve Gaziantep gibi illerde hızlı nüfus artışı, yüksek doğum oranları ve çevre illerden gelen hasta yoğunluğu sağlık sistemine ciddi yük bindiriyor. Bu şehirlerde özellikle personel ihtiyacı ve hastane yoğunluğu dikkat çekiyor.
Büyük şehirlerde farklı bir yoğunluk var
İstanbul, İzmir, Adana, Antalya ve Mersin gibi büyük şehirlerde ise yüksek nüfus ve yoğun hasta talebi öne çıkıyor. Özellikle büyük hastanelerde randevu bulma, tetkik süreçleri ve ameliyat sıralarında gecikmeler yaşanabiliyor.
Turizm ve göç hareketleri de bu şehirlerdeki sağlık yükünü artıran önemli faktörler arasında yer alıyor.
Deprem bölgesinde özel durum
Hatay’da ise 6 Şubat depremlerinin ardından sağlık altyapısında yaşanan hasarın etkileri sürüyor. Yeniden yapılanma çalışmaları devam ederken, sağlık hizmetlerine erişimde zaman zaman aksaklıklar yaşandığı belirtiliyor.
Sorun sadece randevu değil
Uzmanlara göre sağlıkta yaşanan sıkıntılar yalnızca randevu almakla sınırlı değil. Muayene sonrası tetkik süreçleri, ameliyat tarihlerindeki gecikmeler, yatak bulma sorunları ve artan iş yükü de sistemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Her ilin sorunu farklı
Her şehirde yaşanan sorunların dinamikleri farklılık gösteriyor. Bazı illerde personel eksikliği öne çıkarken, bazı bölgelerde hasta yoğunluğu ve sevk sistemi baskı oluşturuyor.
Kalıcı çözüm için bütüncül yaklaşım gerekiyor
Uzmanlar, yalnızca yeni hastaneler açmanın yeterli olmayacağını belirtiyor. Sağlık çalışanı planlamasının güçlendirilmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve hastanelerdeki yoğunluğu azaltacak yapısal adımların atılması gerektiği vurgulanıyor.