Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 28 milyondan fazla hemşire görev yapıyor. Bu sayı, toplam sağlık iş gücünün yaklaşık yüzde 59’una karşılık geliyor.
Türkiye’de de tablo farklı değil. Sağlık Bakanlığı verilerine göre kamu ve özel sektörde 350 binin üzerinde hemşire aktif olarak hizmet veriyor. Hastanelerden aile sağlığı hizmetlerine, yoğun bakımdan koruyucu sağlık uygulamalarına kadar sistemin hemen her noktasında hemşireler kritik sorumluluk üstleniyor.
Sağlık hizmetinin merkezindeler, karar mekanizmalarında ise görünmüyorlar
Bunca büyük ve etkili bir meslek grubuna rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hemşirelerin temsili yok denecek kadar az. Sağlık sisteminin omurgasını oluşturan bir meslek grubunun, karar alma süreçlerinde yeterince yer bulamaması önemli bir eksiklik olarak öne çıkıyor.
Sahadan gelen ses politikaya yansımıyor
Gelişmiş sağlık sistemlerine sahip ülkelerde, sağlık politikalarının belirlenmesinde sahada çalışan profesyonellerin katkısı büyük önem taşıyor. Çünkü uygulamanın içinden gelen bilgi, ihtiyaçları ve sorunları en gerçekçi biçimde ortaya koyuyor. Temsil eksikliği ise saha deneyiminin yasa ve politika süreçlerine yeterince taşınamamasına yol açıyor.
Daha adil ve güçlü bir sistem için temsiliyet şart
Yüz binlerce hemşirenin emeğiyle ayakta duran bir sağlık sisteminde, hemşirelerin yalnızca hizmet sunan değil, aynı zamanda söz sahibi olan aktörler arasında bulunması gerekiyor. Daha adil, daha gerçekçi ve sürdürülebilir sağlık politikalarının yolu, bu büyük meslek grubunun karar mekanizmalarında da güçlü biçimde temsil edilmesinden geçiyor.