Yıl boyunca sağlık kuruluşlarına yapılan 1 milyarı aşkın başvurunun yaklaşık yüzde 41’i aile hekimliklerinde gerçekleşti.

Verilere göre Türkiye’de 2025 yılında toplam 232 bin 315 hekim görev yaptı. Sağlık kuruluşlarına yapılan toplam başvuru sayısı ise 1 milyar 138 milyon 60 bin 185 olarak kayıtlara geçti.

2026 Ambulans Ücretleri Belli Oldu: Hava Ambulansında Saatlik Bedel 318 Bin TL’yi Aşıyor
2026 Ambulans Ücretleri Belli Oldu: Hava Ambulansında Saatlik Bedel 318 Bin TL’yi Aşıyor
İçeriği Görüntüle

Bu başvuruların 466 milyon 327 bin 428’i aile hekimliklerinde gerçekleşti. Başka bir ifadeyle sağlık sistemine yapılan her 100 başvurunun yaklaşık 41’i birinci basamakta karşılandı.

30 bin aile hekimliği birimine 466 milyon başvuru

2025 yılı verilerine göre Türkiye genelinde 30 bin 6 Aile Hekimliği Birimi bulunuyor.

Toplam başvuru sayısı birim sayısına bölündüğünde, bir Aile Hekimliği Birimi başına yıllık ortalama yaklaşık 15 bin 500 başvuru düşüyor.

Bu rakam, aile hekimliği sisteminin günlük sağlık hizmetlerindeki ağırlığını ortaya koyarken, iş yükünün yalnızca hasta muayenelerinden oluşmadığına da dikkat çekiyor.

Aile hekimleri yalnızca muayene yapmıyor

Aile hekimliği hizmetlerinde hasta muayenesinin yanında çok sayıda koruyucu ve takip edici sağlık hizmeti de yürütülüyor.

Bebek ve çocuk izlemleri, gebelik takibi, aşılama, kronik hastalıkların izlenmesi, hipertansiyon ve diyabet kontrolleri, kanser taramaları, reçete ve rapor işlemleri ile gerektiğinde hastaların üst basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesi bu görevlerin başında geliyor.

Dolayısıyla aile hekimliğindeki iş yükünü yalnızca “günlük bakılan hasta sayısı” üzerinden değerlendirmek, hizmetin önemli bir bölümünü dışarıda bırakıyor.

Başvuru sayısı arttıkça hastaya ayrılan süre tartışılıyor

Rakamların ortaya çıkardığı temel tartışmalardan biri de hasta başına ayrılabilen süre.

Birinci basamağın amacı yalnızca hastayı hızlı biçimde muayene etmek değil; sağlık sorununu erken dönemde tespit etmek, kronik hastalıkları izlemek, gereksiz tetkik ve sevkleri azaltmak ve koruyucu sağlık hizmetlerini sürdürülebilir biçimde vermek.

Başvuru sayısının yükselmesi ancak personel, zaman ve fiziki imkanların aynı oranda artırılmaması durumunda ise bu hizmetlerin niteliğinin etkilenebileceği değerlendiriliyor.

“Yüzde 13 hekim, yüzde 40 başvuru” hesabına dikkat

Aile hekimliği birimi sayısının doğrudan aile hekimi sayısı olarak kabul edildiği yaklaşık bir hesaplamada, 30 bin civarındaki birim toplam hekim sayısının yaklaşık yüzde 13’üne karşılık geliyor.

Bu kaba karşılaştırmada sistemdeki başvuruların yaklaşık yüzde 41’inin birinci basamakta karşılandığı görülüyor.

Ancak bu oran yorumlanırken Aile Hekimliği Birimi sayısının fiilen görev yapan hekim sayısıyla her durumda bire bir örtüşmeyebileceği ve hastane hekimlerinin verdiği hizmetlerin niteliğinin birinci basamaktan farklı olduğu göz önünde bulundurulmalı.

Buna rağmen 466 milyonu aşan başvuru sayısı, aile hekimliğinin sağlık sistemindeki merkezi rolünü açık biçimde gösteriyor.

Birinci basamak yalnızca “giriş kapısı” değil

Sağlık politikalarında aile hekimliğinin, hastaların sağlık sistemine ilk başvuru noktası olması kadar koruyucu sağlık hizmetlerinin merkezinde yer alması da önem taşıyor.

Bu nedenle birinci basamakta yeni görev ve sorumluluklar planlanırken yalnızca hizmet sayısının değil; aile hekimlerinin nüfus yükünün, hasta başına ayırabildiği sürenin, yardımcı sağlık personeli imkanlarının ve çalışma koşullarının da dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.

2025 verilerinin ortaya koyduğu tablo net: Türkiye’de sağlık hizmetlerine yapılan başvuruların çok önemli bir bölümü aile hekimliklerinde karşılanıyor. Bu da birinci basamağın yalnızca sağlık sisteminin giriş kapısı değil, sistemin ana taşıyıcı unsurlarından biri olduğunu gösteriyor.