Bakanlığın, atama süreçlerine belirli bir standart kazandırmak ve net bir takvim oluşturmak istediği ifade ediliyor. Amaç, atama bekleyen adayların belirsizlikten kurtulması ve planlarını öngörülebilir bir takvime göre yapabilmesi.
Sendikalar ve Dernekler Süreci Zorluyor
Bakanlık üzerinde şu anda sendikalar ve meslek derneklerinden gelen yoğun bir istihdam baskısı bulunuyor. Özellikle büyük bir sendikanın hemşirelik kadroları için aktif bir çalışma yürüttüğü, İstanbul ağırlıklı kontenjan taleplerini içeren dosyaları ilgili mercilere sunduğu belirtiliyor.
Bunun yanında, ön lisans düzeyinde bir branş derneğinin de kendi alanlarına daha fazla kontenjan ayrılması için temaslarını artırdığı, hatta bu branş özelinde başka bir bakanlıkla da görüş alışverişi yapıldığı iddia ediliyor.
14 Mart Beklentisi ve Konuşulan Rakamlar
14 Mart Tıp Bayramı’nda bir atama müjdesi gelip gelmeyeceği belirsizliğini koruyor. Önümüzde yaklaşık bir aylık bir süreç bulunurken, kulislerde bu tarihte resmi bir açıklama yapılmayacağı yönünde değerlendirmeler ağır basıyor.
Kulislerde telaffuz edilen toplam istihdam sayısının 50 bin civarında olduğu ifade ediliyor. Planlamanın;
-
2026’nın ilk merkezi atamasında 12 bin sağlık personeli ve 3 bin işçi,
-
Aralık ayında ise 2026 KPSS puanıyla 35 bin kişilik ikinci bir atama
şeklinde yapılabileceği konuşuluyor. Özellikle ön lisans düzeyindeki üç branşın, önceki yıllara göre daha yüksek kontenjan alacağı iddia ediliyor.
Bakanın Mesajları, Sahanın İhtiyacı
Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda yıl sonunun işaret edilmesi, adaylar arasında soru işaretlerine neden oluyor. Ancak kulis değerlendirmelerinde, siyasette takvimlerin sık sık değişebildiği ve daha önce “atama yapılmayacak” denmesine rağmen kısa süre içinde ilanlara çıkıldığı örnekler hatırlatılıyor.
Sahadaki personel ihtiyacının bu kadar belirgin olduğu bir ortamda, uzun süre hiç atama yapılmaması ihtimalinin düşük olduğu görüşü dile getiriliyor.
Bekleyen Adaylar Kendi Yolunu Çiziyor
Atama bekleyen kitlenin büyük bölümünü 24–30 yaş aralığındaki bireyler oluşturuyor. Bu grubun kendi hayatına dair kararları alabilecek olgunlukta olduğu vurgulanırken, kimsenin adaylara “çalış” ya da “çalışma” dayatması yapma hakkı olmadığı ifade ediliyor.
Kimi aday evlilik planı yapıyor, kimi KPSS hazırlığını sürdürüyor, kimi ise yurt dışı seçeneklerini değerlendiriyor. Sonuçta herkesin kendi tercihinin sorumluluğunu taşıdığı belirtiliyor.