Devlet Memurları Konfederasyonu ve Genç Sağlık Sendikası Genel Başkanı Osman Kaya, mevcut maaş artışlarının memurları enflasyon karşısında korumakta yetersiz kaldığını savundu.
Eylül ayında aylık enflasyon yüzde 1,84, yıllık enflasyon ise yüzde 29,73 olarak açıklandı. Verilerin ardından değerlendirmelerde bulunan Kaya, enflasyon rakamlarının kamu çalışanlarının günlük yaşamındaki ekonomik kayıplara doğrudan yansıdığını söyledi.
“Her puan memurun bütçesinden eksilen gelir”
Açıklanan enflasyon oranlarının yalnızca istatistiksel veriler olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kaya, artan hayat pahalılığının memurun mutfak harcamalarından kredi kartı kullanımına kadar birçok alanda hissedildiğini ifade etti.
Kaya, maaşlarda yapılan artışların kısa süre içerisinde fiyat artışları karşısında etkisini kaybettiğini savunarak, çalışanların alım gücünün korunması için mevcut sistemin yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
“Enflasyon farkı zam değildir”
Kamu çalışanlarına ödenen enflasyon farkının yeni bir maaş artışı olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Kaya, bunun geçmiş aylarda yaşanan alım gücü kaybının gecikmeli telafisi olduğunu söyledi.
Kaya, “Memura verilen enflasyon farkı bir zam değildir. Son altı ayda enflasyona karşı kaybedilen alım gücünün gecikmiş ve eksik bir telafisidir” ifadelerini kullandı.
Toplu sözleşmeyle belirlenen altı aylık zamların enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde kısa sürede eridiğini ileri süren Kaya, maaşların fiyat artışlarına karşı daha sık korunması gerektiğini dile getirdi.
Yoksulluk sınırı ile memur maaşı arasındaki farka dikkat çekti
Kaya, yaptığı açıklamada dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırının 121 bin 786 TL, açlık sınırının ise 37 bin 388 TL seviyesinde olduğunu belirtti.
En düşük memur maaşının 70 bin 224 TL olduğunu ifade eden Kaya, memur gelirinin dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının altında kaldığını söyledi.
Kaya, kamu çalışanlarının maaşlarında rakamsal artış yaşansa da temel tüketim giderlerindeki yükseliş nedeniyle satın alma gücünün aynı ölçüde artmadığını savundu.
Aylık enflasyon farkı önerisi
Memurların kira, fatura, eğitim ve gıda giderlerinin her ay arttığını hatırlatan Kaya, maaşları koruyacak mekanizmanın da altı aylık dönemler yerine aylık olarak işletilmesini önerdi.
Kaya, enflasyonun maaş artışını geçtiği her ay oluşan farkın hesaplanarak bir sonraki ay kamu çalışanlarının ücretlerine yansıtılması gerektiğini söyledi.
Vergi dilimi ve tek kalem maaş talebi
Kaya’nın gündeme getirdiği talepler arasında geçmiş dönemlerde oluşan reel gelir kayıplarının telafi edilmesi, maaşlara refah ve büyüme payı eklenmesi de yer aldı.
Vergi dilimlerindeki yükseliş nedeniyle yıl içerisinde çalışanların net maaşlarının düşmesine son verilmesini isteyen Kaya, kamu personeli için emekliliğe de yansıyacak tek kalem ve güvenceli bir ücret sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Kaya, kamu çalışanlarının beklentisinin geçici iyileştirmeler değil, emeğin karşılığını veren ve satın alma gücünü koruyan kalıcı bir ücret sistemi olduğunu ifade ederek, memurların ekonomik taleplerinin dikkate alınması çağrısında bulundu.





