İdare, söz konusu uyarının sözlü bir ikaz olduğunu belirtse de, Kamu Denetçiliği Kurumu bu işlemin yazılı olarak bildirildiğini ve başvurana tebliğ edildiğini, dolayısıyla yazılı bir işlem olduğunu değerlendirdi. Bu bağlamda, yazılı ikazın disiplin cezası gibi hüküm doğurmasa da, ilgili mevzuatla korunan hukuki hakları zedeleyebileceğini ve disipline ilişkin mevzuatın amacına uygun olmadığını belirtti. Bu nedenle, ikaz yazısının kanuni dayanağı olmadığı ve hukuka aykırı olduğu kanaatine varıldı.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve emsal tavsiye kararlarını birlikte değerlendirerek, söz konusu uyarı yazısının kanuni dayanağı olmadığını ve hukuka aykırı olduğunu belirledi. Bu doğrultuda, idari işlemin geçmişe dönük olarak hüküm ve sonuçlarını kaldıracak şekilde geri alınması gerektiği kanaatine vardı.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI: 2024/5824-S.24.9159

BAŞVURU NO : 2024/4925

KARAR TARİHİ : 28/05/2024

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1)  ....Sendikası tarafından üye Uzm. Dr. ... adına Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; Çanakkale ...Hastanesi Başhekimliğinin 11.03.2024 tarih ve E- -  sayılı ''Dikkatinize'' konulu yazısı ile tesis edilen işlemin iptali talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2)    Kurumumuzun bilgi ve belge isteme yazısına cevaben gönderilen Çanakkale Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 09/05/2024 tarihli ve E---sayılı yazısı ve eklerinde;

2.1)    Başvuran hakkında iş bırakma eylemi nedeniyle soruşturma yapıldığı, bunun neticesinde kendisine uyarma cezasının verilmesinin teklif edildiği, bu uyarma cezasının disiplin amiri tarafından düşürüldüğü ve herhangi bir cezai işlem uygulanmadığı,

Başvurana dikkatinize konulu bir sözlü uyarı yazısı verildiği, bunun cezai bir hüküm olmadığı ve özlük dosyasına işlenmediği,

2.3)    Yapılan sözel uyarının bedeni ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının en temel insan hakkı olduğunun ve hangi sebep ve gerekçe ile olursa olsun bu hakkın ihlalinin kabul edilemeyeceğinin hizmetin her safhasında daima göz önünde bulundurulması gerekliliği ile hasta mağduriyeti yaşanmaması konusunda daha hassas ve özenli olunması hususunda yapılan hatırlatma niteliğinde bir yazı olduğu ve bu yazının hukuki sonuç doğurmayacağı,belirtilmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

8)  Başvuran, ikaz yazısının geri alınmasını talep etmektedir.

9) Başvuru konusuna ilişkin olarak İdare tarafından yapılan açıklamada; söz konusu ikaz yazısının cezai bir hüküm niteliğinde olmadığından ve özlük dosyasına işlenmediğinden bahisle, başvuranın talebi hakkında bir işlem yapılamayacağı belirtilmiştir.

10)    657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinde disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin düzenlendiği; anılan maddenin (A) bendinde "uyarma" cezasının, memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi şeklinde izah edildiği görülmektedir. Kamu personeline ilişkin disiplin hukukunda en alt ceza olarak öngörülen “uyarma” cezasının uygulanamayacağı hallerde "cezai mahiyette olmamak üzere yazı ile ikaz edilmeye" dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve isnat edilen fiiller nedeniyle "yazı ile ikaz" şeklinde bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, uyarma cezasının ancak usulüne uygun yapılacak bir soruşturma/inceleme sonucu yetkili disiplin amirince verilebileceği açıktır.

11)    Danıştay 12. Dairesinin E:2007/4720, K:2010/1065 sayılı Kararında; “Davacının tutum ve davranışlarında daha dikkatli ve tutarlı davranması hususunda ikaz edilmesine ilişkin işlem her ne kadar disiplin cezası niteliği taşımasa da, davacının özlük dosyasına konulması karşısında davacı hakkında davalı idarenin takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde dikkate alınması olasılığı karşısında; davacının hukuki durumuna ciddi etkiler yapabileceği görüldüğünden söz konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olduğu açıktır.” ifade edilmiştir.

12)  Danıştay 12. Dairesinin E:2020/5194, K:2021/991 sayılı Kararında; İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 23/06/2016 tarihli ve E:2013/194, K:2016/4153 sayılı bozma kararına uyularak; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinde disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin düzenlendiği, anılan maddenin (A) bendinde, “uyarma” cezasının, “memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.” şeklinde tanımlanarak en alt ceza olarak öngörüldüğü, en alt cezanın uygulanamayacağı hallerde “cezai mahiyette olmamak üzere yazı ile ikaz edilmeye” dair bir düzenlemeye yer verilmediği görüldüğünden, davacı hakkında isnat edilen fiiller nedeniyle “yazı ile ikaz” şeklinde işlem tesis edilmesine hukuken olanak bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmesini onadığı görülmektedir.

13) Anayasa Mahkemesi de şikayet konusu ile benzer konuda bireysel başvuru yolu (2015/13108) ile verdiği kararında; kamu görevlilerinin yazılı olarak ikaz edilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu tip işlemlerin esasen bir disiplin cezası niteliği taşımamakla birlikte söz konusu işlemlerin idarenin kamu görevlisi hakkında takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde (taltif/ceza/atama/görevlendirme/terfi gibi) dikkate alınabileceğinden hukuki durumunu etkileyebileceğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Devlet Memuruna Sosyal Medya Cezası Yargıdan Döndü! Devlet Memuruna Sosyal Medya Cezası Yargıdan Döndü!

14) Ayrıca Kurumumuza aynı konuda (ikaz yazılarının iptali talebi ile) yapılmış olan 2017/1645, 2021/13154, 2023/679, 2023/5641 ve 2023/5899 numaralı başvurular hakkında Kurumumuzca verilen Tavsiye Kararlarında, yazılan ikaz yazılarının hukuka uygun olmadığı değerlendirilerek, geri alınması hususunda ilgili idarelere tavsiyede bulunulmuştur.

15)  İdare hukukunda idari işlemlerin geri alınması idare mahkemesi tarafından verilen idari işlemin iptali kararı ile aynı sonucu doğurmakta olup; idari işlem hiç tesis edilmemiş gibi geçmişe dönük olarak bütün hüküm ve sonuçları ortadan kaldırır. Hukuka aykırı olarak tesis edilen idari işlemler de geri alma yaptırımına tabidir.

16)  Her ne kadar İdarece söz konusu uyarma yazısının sözlü ikaz olduğu belirtilse de; bu işlemin yazı ile bildirildiği ve başvurana tebliğ edilerek hukuk âleminde sonuç doğuran yazılı bir işlem olduğu, dolayısıyla bunun sözlü bir ikaz olmadığı değerlendirilmektedir. Yazılı ikaz kararları her ne kadar disiplin cezası gibi hüküm doğurmasa da ilgili mevzuat ile koruma altına alınan hukuki hakları zedeleyebilecek; ayrıca yine disipline ilişkin mevzuatta bir kademe alt ceza uygulanması hükmü ile hedeflenen amacın matuf olmamasına sebep olacaktır. Dolayısıyla ikaz yazısı işleminin kanuni dayanağı olmaması nedeni ile hukuka aykırı olduğu değerlendirilmektedir.

17)  Yukarıdan beri anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve Kurumumuzun emsal tavsiye kararları birlikte değerlendirildiğinde; ikaz yazısı verilmesi işleminin kanuni dayanağı olmaması nedeni ile hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş olup; söz konusu idari işlemin, geçmişe dönük olarak hüküm ve sonuçlarını kaldıracak şekilde geri alınması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18)    İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; İdarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19)    6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Çanakkale İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvurana yazılan ikaz yazısının geri alınması hususunda Sağlık Bakanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sağlık Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın başvurana ve Sağlık Bakanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi'nce karar verildi.