Kamu-Sen, Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan Kamuda Tasarruf Genelgesi’ne karşı harekete geçti. Sendika, personel servislerinin kaldırılması, lojman kiralarının artırılması ve kamuya alınacak personel sayısının sınırlandırılması gibi kararlara tepki gösterdi.

Toplu sözleşme Hakları Tehlikede

Kamu-Sen yetkilileri, genelge ile getirilen düzenlemelerin, toplu sözleşme ile elde edilen hakların ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirtti. Sendika, bu hakların bir kararname ile kaldırılamayacağını vurgulayarak, düzenlemelerin iptali için dava açtıklarını duyurdu.

Servisler ve Lojman Kiraları Gündemde

Tasarruf genelgesinin en çok tepki çeken maddelerinden biri, kamu personeline yönelik servis hizmetlerinin kaldırılması oldu. Ayrıca, lojman kiralarındaki artış da kamu çalışanlarının tepkisini çekti. Bu düzenlemelerin çalışanların yaşam standartlarını olumsuz etkilediği ve çalışma koşullarını zorlaştırdığı ifade edildi.

Kamu Personeli Alımları Kısıtlanıyor

Genelgede yer alan bir diğer tartışmalı konu ise kamuya alınacak personel sayısının sınırlandırılması oldu. Kamu-Sen, bu kısıtlamaların kamu hizmetlerinde aksamalara yol açabileceğini ve mevcut personelin iş yükünü artıracağını belirtti.

Önder Kahveci: "Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Giderek Düşüyor" Önder Kahveci: "Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Giderek Düşüyor"

Yargı Süreci Başladı

Kamu-Sen, bu düzenlemelerin iptali için hukuki yollara başvurduğunu ve davayı yargıya taşıdığını açıkladı. Sendika, kamu çalışanlarının haklarını korumak adına mücadeleye devam edeceklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Tepki Çekti: Kamu-Sen'den Sert İtiraz

17 Mayıs’ta Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, kamu çalışanlarının haklarını kısıtlayan maddeleri nedeniyle sendikaların tepkisini çekmeye devam ediyor. Türkiye Kamu-Sen, genelgeye dair itirazlarını kamuoyuyla paylaştı.

Sendikaların Tepkisi Artıyor

Genelgenin yayınlanmasının ardından sendikaların tepkileri giderek artıyor. Kamu-Sen, bu düzenlemelerin kamu çalışanlarının haklarını ihlal ettiğini ve çalışanların yaşam standartlarını düşürdüğünü dile getiriyor. Sendika, bu kararların gözden geçirilmesini talep ederken, hukuki yollara başvurarak iptal için dava açtı.

‘Toplusözleşmeye’ Darbe

Servis hizmetlerine yönelik olarak alınmış toplusözleşme kararlarının da böyle bir çalışma ile iptal ediliyor olması, sendikacılık ve toplusözleşme ilkelerine aykırı bir durum olarak toplu sözleşmenin özerkliğini yok etmek anlamı taşıyacaktır. 

Toplusözleşme ile alınan kararların idari keyfiyetle iptal edilmesi, örgütlenme özgürlüğüne ve toplusözleşme hakkına darbe vurmak anlamına gelmektedir. Böyle bir karar, diğer toplusözleşme hükümlerinin de iptal edilebilmesinin önünü açacaktır. 

Son yıllarda ev kiralarında meydana gelen fahiş artışlar, kamu görevlilerinin büyükşehirlerde ve tatil beldelerinde çalışmalarını imkânsız hale getirmiştir. Birçok yerde ev kiraları maaşın üzerindedir. 

Kamu lojmanları ise nispeten kolaylık yaratmaktadır. Bu kiraların rayiç bedel üzerinden değerlendirilecek olması kamu hizmetlerinin tamamen aksamasına yol açacak, beklenen etkiyi yaratamayacaktır. 

Halen yürürlükte olan toplusözleşme ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararları, personel servisleri, seyahat kartları, giyim yardımları gibi Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ne konu olan pek çok hususa ilişkin, kanun gücünde hükümler içermektedir. Kanun hükmündeki kararların normlar hiyerarşisine aykırı bir biçimde genelgeler ya da yönetmelikler yoluyla kaldırılması hukuka aykırı bir durumdur. 

Tasarruf Bahanesiyle Esneklik

Türkiye Kamu-Sen’den yapılan açıklamada, “Esnek ve kısmi çalışma, bilinen anlamıyla güvencesiz istihdam ve çalışılan süreye bağlı olarak ödenen düşük ücretleri ifade etmektedir. Kamu personel rejiminin, anayasanın 128. maddesine uygun olarak kamu hizmetlerinin asli ve sürekli devlet memurları ve diğer kamu görevlileri eliyle gördürülmesine dayandırılması gerekmektedir. Esnek ve kısmi zamanlı çalışma, kamu hizmetlerinin aksamasına da yol açacak bir sistemdir. Özellikle güvencesiz istihdama yol açacak, çalışan yoksulluğunu artıracak düşük ücrete dayalı kısmi ve esnek çalışma modellerinden uzaklaşılması kamu hizmetlerinin etkili ve verimli bir biçimde sunulması için vazgeçilmez unsurdur” dendi.