Özellikle üst düzey kamu görevlilerinin görevleri devam ederken yüksek tutarlı ticari yatırımlara sahip olabilmesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28’inci maddesinin kapsamının yeniden değerlendirilmesi yönündeki görüşleri artırdı.
Soruşturma kapsamında eski Kültür ve Turizm Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı İhsan Çimen’in de tutuklanan kişiler arasında bulunduğu kamuoyuna yansıdı. Çimen’in bakanlıktaki görevi sırasında bazı yatırım fonlarında ve şirketlerde pay sahibi olduğuna ilişkin bilgiler de yayımlandı. Soruşturmanın devam ettiği, tutuklama kararının suçun kesinleştiği anlamına gelmediği önem taşıyor.
657 sayılı Kanun memura neyi yasaklıyor?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28’inci maddesi, memurların tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyetlerde bulunmasını ve ticaret ya da sanayi kuruluşlarında görev almasını sınırlandırıyor.
Buna karşılık anonim veya limited şirkette yalnızca pay sahibi olmak, yönetim ve temsil yetkisi bulunmaması koşuluyla farklı değerlendirilebiliyor.
Danıştay kararlarında da memurun limited şirkette kanuni temsilci veya yönetici konumunda olmaksızın ortak olmasına ilişkin değerlendirmeler bulunuyor. Anonim şirketlerde yalnızca kurucu ortak sıfatının da tek başına 657 sayılı Kanun’un 28’inci maddesindeki yasak kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin Danıştay içtihadı mevcut.
Tartışmanın merkezinde çıkar çatışması var
Son gelişmelerin ardından tartışma, bir memurun şirket ortağı olup olamayacağından çok, sahip olduğu yatırım ile yürüttüğü kamu görevi arasında çıkar çatışması bulunup bulunmadığı noktasında yoğunlaşıyor.
Özellikle ihale, mali yönetim, denetim, ruhsatlandırma veya düzenleme yetkisine sahip kamu görevlilerinin görev alanlarıyla bağlantılı şirketlerde önemli paylara sahip olması halinde daha sıkı bildirim ve denetim mekanizmalarının uygulanması gerektiğini savunan görüşler bulunuyor.
Bu kapsamda 657 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinin yeniden düzenlenmesi, belirli büyüklüğün üzerindeki şirket ortaklıkları için bildirim veya izin mekanizması oluşturulması gibi öneriler gündeme getiriliyor.
“Pasif ortaklık” düzenlemesi değişsin önerisi
Tartışmaya konu olan öneriler arasında, kamu görevlilerinin halka açık olmayan anonim ve limited şirketlerdeki ortaklıklarına daha sıkı sınırlamalar getirilmesi de bulunuyor.
Bu görüşü savunanlar, memurun yalnızca şirketin yöneticisi olup olmadığına bakılmasının yeterli olmadığını; sahip olunan payın büyüklüğü, şirketin faaliyet alanı ve kamu görevlisinin görev ve yetkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Borsa İstanbul’da işlem gören hisseler ve yatırım fonları gibi bireysel yatırım araçlarının ise farklı kurallara tabi tutulabileceği belirtiliyor.
DDK da fon işlemlerini incelemeye aldı
Fon piyasalarında yaşanan gelişmelerin ardından Devlet Denetleme Kurulu da harekete geçti.
DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yatırım fonlarının işlemleri ve bu alandaki denetim faaliyetlerinin mevzuata uygunluğuna ilişkin inceleme ve denetim çalışmalarına başlandığını 29 Eylül 2026’da açıkladı.
İnceleme kapsamında hazırlanacak raporların gerekli görülmesi halinde ilgili idari ve adli makamlara gönderileceği bildirildi.
Gözler memur mevzuatında olası değişikliklerde
Yaşanan gelişmeler, kamu görevlilerinin ticari faaliyetleri, şirket ortaklıkları ve çıkar çatışması kurallarının yeniden tartışılmasına neden oldu.
Mevcut mevzuatta anonim ve limited şirketlerde yalnızca pay sahibi olma ile şirketi yönetme veya temsil etme arasında hukuki ayrım bulunurken, tartışmanın bundan sonraki aşamasında ortaklığın büyüklüğü ve kamu görevinin niteliğine göre yeni sınırlamalar getirilip getirilmeyeceği merak konusu.
Şu aşamada 657 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde bu yönde kesinleşmiş yeni bir düzenleme bulunmuyor. Gündeme getirilen yasak, bildirim ve izin modelleri ise mevzuat değişikliğine yönelik görüş ve öneri niteliği taşıyor.




