Eski Hazine Müsteşarı Dr. Mahfi Eğilmez katıldığı bir canlı yayın programında kamu idarecilerinin şatafatına göndermede bulunarak “Mercedes’ten inmiyorlar” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin ekonomik gelişmeleri hakkında Yeni Ekonomi 21. Yüzyıla Doğru Özgü Yaklaşımlar kitabıyla çok kritik bilgiler veren Dr. Mahfi Eğilmez, Türkiye’de gerçek enflasyonun %125 olduğunu söyledi.

Enflasyonun düşmesi için 2 unsura dikkat çekti

Eski Hazine Müsteşarı ve akademisyen Dr. Mahfi Eğilmez, Oksijen TV'de Güzem Yılmaz Ertem'in sunduğu programda, son yayımlanan "Yeni Ekonomi - 21. Yüzyıla Özgü Yaklaşımlar" kitabının içeriğini aktararak Türkiye'nin ekonomik gelişmeleri hakkında önemli bilgiler paylaştı. Eğilmez, faiz konusunda net bir görüş belirttiği programda, enflasyonun düşürülmesi için iki önemli unsura dikkat çekti.

“Aynı ürün aynı fiyata alınamıyor”

"Faiz, enflasyonun üzerine çıkarılmalı, yapısal reformlar hemen uygulanmalı" diyen Eğilmez, Hazine müsteşarlığı döneminden çarpıcı örnekler verdi. Türkiye'deki tüketim sorununa dair de konuşan Mahfi Hoca, şunları söyledi: "Evimde lavabo bozuldu. İçinde plastik aksamlar vardı. Kendim tamir etmek istedim. Gittim bir iş yerine 500 TL fiyat verdi. Bana pahalı geldi. Başka bir yere girdim 350 TL fiyat verdi. Bu fiyata daha bulamam düşüncesiyle iki tane aldım. İnsanlar artık aldıkları üründen aynı fiyata alamayacağı düşüncesiyle birkaç tane alıyor. Önce bunu aşmalıyız."

Mahfi Eğilmez'in özetle ifade ettiği düşünceler şunlardı: "Çin'den alıp Türkiye'ye model ekonomisi uygulamak olabilir. Elbette, bu mümkün olabilir. Ancak, bilimsel prensiplerden sapmadan bu işi yapmak gerekiyor. 'Faiz sebep, enflasyon sonuçtur' gibi basit ifadelerle konulara girmemiz yanlış olur. Bu yaklaşım bizi gereksiz ve anlamsız bir yere sürükler. Bir kere bu yola girdik mi, geri dönüşü zor olur ve uzun sürebilir. Sonra da maalesef, önümüze 800 milyar dolarlık bir fatura çıkabilir. Üstelik eksi 65 milyar dolar rezervle. Faiz oranlarını yanlış belirlediğinizde, üretimi durdurabilirsiniz.

Ak Parti Sözcüsü Çelik'ten İl Başkanlarının İstifası ve Görev Değişiklikleri Açıklaması Ak Parti Sözcüsü Çelik'ten İl Başkanlarının İstifası ve Görev Değişiklikleri Açıklaması

Türkiye bu konuda ne yaptı?

Faiz oranını enflasyonun altında belirledi, ve hala aynı yöntemi sürdürüyor. Bu, insanların davranışlarını etkiledi. Faiz düşük olduğunda insanlar tasarruflarını harcamaya yöneliyorlar. Ülkede enflasyonun yüzde 70-80 hatta gerçekte yüzde 125 olduğu bir ortamda, bankada yüzde 45 veya yüzde 50 faizle para tutmak insana zarar veriyor. Peki, insanlar ne yapacak? Kendini korumak için mal alacak. Bu durum, inanılmaz bir tüketim artışına yol açtı. Paranız varsa ikinci veya üçüncü evinizi alırsınız, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan insanlar evlerini şampuan ve deterjan depolarına dönüştürür. Bu döngüyü kırmak için önce gerçekle yüzleşmeliyiz. Gerçek nedir? Yüzde 125 enflasyon. Tamam, kardeşim, faiz oranlarını buraya getireceğiz. Bunu yaparsak, diğer meselelere zaman ayırabileceğiz. Ama eğer yapmazsak, maalesef böyle boğulup gideriz."

“Kural koyanlar kendisi tasarruf etmiyor”

Mahfi Eğilmez temel düşüncelerini şu sözlerle sürdürdü: "Sadece Merkez Bankası'nın faiz artırması tek başına sorunları çözemez. Bu yanına bir şeyler eklemen gerekiyor. Yapısal reform denilen şeyleri yavaş yavaş uygulamaya koymalısın, böylece dünya 'Bu ülke doğru yolda, buraya yatırım yapılabilir' der ve bir miktar para gelir. Kamunun harcamaları bütçe açığında çok yüksek. Bir ülkede kurallar insanlar için konuluyorsa öncelikle kural koyanlar bu kurallara uymalıdır. Kural koyanlar tasarruf etmeleri konusunda çağrı yapıyorlar. Fakat kendileri bunu yapmıyorlar. Kamu harcamaları inanılmaz derecede yüksek.

Ben 1997'de Hazine müsteşarıydım ve kullandığım araba bir Renault'tu. Devlet tarafından tahsis edilen bir araçtı. Şimdi en basit il müdürlerine bakıyorsun, altlarında Mercedesler, Audiler var. Bu döngüden çıkamayız. Sonuç olarak, topladığın vergiyi harcıyorsun. Her yer böyle. Eğer başkanlık sisteminde devam edeceksen, 150 milletvekili yeterlidir. Meclis'in eski etkisi yok zaten... Neden 600 kişiye bu maaşları veriyoruz?"