657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36/A-9 maddesinde yer alan düzenleme, yükseköğrenim üstü eğitim alan memurlara derece ve kademe ilerlemesi imkanı tanırken, doktora eğitiminin yalnızca “meslekleriyle ilgili öğrenim dallarında” yapılmış olması şartını arıyor.
Bu durumun, özellikle farklı kurumlarda aynı nitelikteki doktora programlarının farklı şekilde değerlendirilmesine yol açtığı ve uygulama birliğini zedelediği belirtiliyor.
Lisansüstü eğitim teşvik ediliyor, ancak kapsam sınırlı kalıyor
Mevcut mevzuata göre, memurluğa girmeden önce ya da memuriyet sırasında yükseköğrenim üstü tıpta uzmanlık belgesi alanlar ile meslekleriyle ilgili alanda doktora yapan memurlara bir derece yükselmesi veriliyor. Yüksek lisans yaparak bir kademe ilerlemesinden yararlanan personelin, daha sonra doktora yapması halinde ise iki kademe ilerlemesi öngörülüyor.
Kamu personel rejiminde lisansüstü eğitimin teşvik edilmesi, hem bireysel gelişimi destekleyen hem de kamu hizmetinin niteliğini artırmayı amaçlayan önemli bir mekanizma olarak değerlendiriliyor. Ancak doktora intibakında alan sınırlamasının sürmesi, bu teşvikin kapsayıcılığına yönelik eleştirileri beraberinde getiriyor.
“Meslekle ilgili alan” ifadesi belirsizlik yaratıyor
Tartışmanın merkezinde, kanunda yer alan “meslekleriyle ilgili öğrenim dallarında” ibaresi bulunuyor. Bu ifadenin açık ve objektif bir tanım içermemesi nedeniyle, aynı doktora programının bir kurumda intibaka esas kabul edilirken başka bir kurumda reddedilebildiği ifade ediliyor.
Uzman değerlendirmelerine göre, bu belirsizlik hem idari işlemlerde öngörülebilirliği azaltıyor hem de personel açısından ciddi mağduriyetlere neden oluyor. Aynı niteliklere sahip kamu görevlileri arasında farklı uygulamaların ortaya çıkması ise eşitlik ilkesi bakımından sorunlu görülüyor.
Genel idare hizmetleri sınıfında sorun daha belirgin
Söz konusu durumun, teknik hizmetler, sağlık hizmetleri ya da avukatlık gibi mesleğe dayalı kadro unvanı bulunan sınıflarda nispeten daha kolay yorumlandığı belirtiliyor. Ancak görev tanımı daha genel nitelikte olan genel idare hizmetleri sınıfında çalışan personel açısından bu ölçütün çok daha sorunlu hale geldiği ifade ediliyor.
Bu sınıfta görev yapan memurların doktora yaptığı alanların “meslekle ilgili” sayılıp sayılmayacağı, çoğu zaman kurumların yorumuna bırakılıyor. Bu da aynı eğitim geçmişine sahip personelin farklı idari sonuçlarla karşılaşmasına yol açıyor.
Kamu yönetiminde disiplinler arası bilgi ihtiyacı öne çıkıyor
Değerlendirmelerde, günümüz kamu yönetiminin artık yalnızca klasik görev tanımlarıyla açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir yapıya dönüştüğü vurgulanıyor. Dijitalleşme, veri analitiği, stratejik planlama, insan kaynakları yönetimi, hukuk, ekonomi, eğitim yönetimi ve sosyal politika gibi alanların, kamu hizmetinin bütününü etkileyen disiplinler haline geldiği belirtiliyor.
Bu nedenle memurların yalnızca unvanlarıyla doğrudan örtüşen alanlarda değil, farklı disiplinlerde de doktora yapmasının kamu kurumlarına önemli katkı sunduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre bu katkı, her zaman doğrudan görev tanımıyla sınırlı olmasa da kurumsal kapasite, analitik düşünme ve karar alma süreçlerinin kalitesi açısından büyük önem taşıyor.
Akademik özgürlük ve kariyer planlaması da etkileniyor
Mevcut düzenlemenin yalnızca intibak işlemlerinde değil, kamu personelinin akademik tercihleri üzerinde de sınırlayıcı etki yarattığı belirtiliyor. Memurların, derece ve kademe ilerlemesinden yararlanabilmek için yalnızca kadro unvanına uygun alanlara yönelmek zorunda kaldığı, bunun da akademik özgürlüğü daralttığı ifade ediliyor.
Bu durumun aynı zamanda yükseköğretime katılım motivasyonunu da düşürdüğü, personelin kariyer planlamasında daha sınırlı tercihlere yönelmesine neden olduğu kaydediliyor. Oysa farklı alanlarda alınan lisansüstü eğitimlerin kamu yönetiminde yenilikçi bakış açılarını güçlendirebileceği savunuluyor.
Çözüm önerisi: İbarenin mevzuattan çıkarılması
Tartışmaların odağındaki öneri ise 657 sayılı Kanun’un 36/A-9 maddesinde yer alan “meslekleriyle ilgili öğrenim dallarında” ibaresinin mevzuattan çıkarılması. Bu değişiklikle birlikte, doktora yapan tüm memurlara alan ayrımı yapılmaksızın derece ve kademe ilerlemesi verilmesinin önü açılabileceği ifade ediliyor.
Böyle bir düzenlemenin, hem kurumlar arasındaki farklı uygulamaları sona erdireceği hem de daha objektif, denetlenebilir ve öngörülebilir bir sistem oluşturacağı belirtiliyor.
Eşitlik ve hukuki güvenlik vurgusu
Önerilen değişikliğin hayata geçirilmesi halinde, aynı nitelikteki doktora eğitimlerinin farklı kurumlarda farklı değerlendirilmesinden kaynaklanan eşitsizliklerin giderileceği savunuluyor. Ayrıca idari işlemlerde subjektif yorumlara dayalı farklı uygulamaların önüne geçileceği, kamu personelinin akademik gelişiminin daha geniş bir çerçevede teşvik edileceği değerlendiriliyor.
Disiplinler arası bilgi birikiminin kamu hizmetine daha güçlü şekilde yansıtılmasının da bu değişikliğin önemli sonuçlarından biri olacağı belirtiliyor.
Kamu hizmetinin niteliği açısından da önemli görülüyor
Sonuç olarak, kamu personelinin doktora intibakında uygulanan alan sınırlamasının kaldırılmasının yalnızca çalışan hakları bakımından değil, kamu hizmetinin kalitesinin artırılması açısından da önemli bir adım olacağı ifade ediliyor. Eşitlik, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yapılacak olası bir mevzuat değişikliğinin, kamu personel rejiminde uzun süredir tartışılan bir soruna çözüm getirebileceği belirtiliyor.