Çiftçioğlu, mevzuatta yer alan rücu mekanizmasının uygulamada yeterince işletilmediğini savunarak altı maddelik çözüm önerisi sundu.
Milli Gazete’de yayımlanan “Yanlış Kararın Faturası Neden Hazineye Kalıyor?” başlıklı köşe yazısında konuyu değerlendiren Çiftçioğlu, hatalı idari kararı veren yönetici ile bu kararın mali sonucunu üstlenen tarafın çoğu zaman farklı olduğunu belirtti.
Çiftçioğlu’na göre, hukuka aykırı işlem nedeniyle açılan davanın idare aleyhine sonuçlanması halinde vekâlet ücreti ve yargılama giderleri kurum bütçesinden ödenirken, kararı veren veya onaylayan yöneticiler açısından çoğu zaman herhangi bir mali sorumluluk doğmuyor.
“Hatalı kararı verenle faturayı ödeyen farklı”
Çiftçioğlu, yazısında görev tanımında bulunmayan bir yükümlülüğü yerine getirmediği gerekçesiyle disiplin cezası verilen bir kamu çalışanını örnek gösterdi.
Personelin itirazının reddedilmesinin ardından açılan davada mahkemenin cezayı hukuka aykırı bularak iptal ettiğini aktaran Çiftçioğlu, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin ise idare tarafından karşılandığına dikkat çekti.
Asıl tartışmanın davanın sonuçlanmasından sonra başladığını savunan Çiftçioğlu, hukuka aykırı işlemi tesis eden veya onaylayanların çoğu zaman herhangi bir maddi ya da idari sonuçla karşılaşmadığını ifade etti.
Anayasa ve kanunlardaki rücu hükümlerine dikkat çekti
Sorunun mevzuat eksikliğinden değil, uygulamadan kaynaklandığını belirten Çiftçioğlu; Anayasa’nın 129’uncu maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 12 ve 13’üncü maddeleri ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesine işaret etti.
Çiftçioğlu, söz konusu düzenlemelerde kamu görevlilerinin kusurundan doğan zararların belirli şartlarda ilgilisine rücu edilmesine imkân tanındığını belirterek, hukuka aykırı işlemler nedeniyle kamu bütçesinden yapılan ödemelerin de bu açıdan incelenmesi gerektiğini savundu.
“Ölçülmeyen zarar yönetilemez”
İdare aleyhine sonuçlanan davalarda dosya başına önemli miktarlarda yargılama gideri ve vekâlet ücreti oluşabildiğini ifade eden Çiftçioğlu, bu tutarların ülke genelinde ciddi bir kamu maliyetine dönüşebileceğini ileri sürdü.
Çiftçioğlu, idarelerin kaybettiği personel davalarının sayısı ve bu davalar nedeniyle kamu bütçesinden yapılan toplam ödemelerin düzenli şekilde kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti.
Konunun yalnızca mali yönünün bulunmadığını vurgulayan Çiftçioğlu, hukuka aykırı disiplin cezaları, görevlendirmeler ve yer değişikliklerinin çalışanların aile hayatı, sağlığı ve çalışma motivasyonu üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabildiğini ifade etti.
Altı maddelik çözüm önerisi
Çiftçioğlu, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin güçlendirilmesi amacıyla altı başlıkta düzenleme yapılmasını önerdi.
Buna göre, idare aleyhine kesinleşen ve kamu bütçesinden ödeme yapılmasını gerektiren personel davalarında hukuk ve iç denetim birimlerince zorunlu kusur incelemesi yapılması gerektiğini savundu.
İyi niyetli yorum farklılıklarında doğrudan sorumluluk yüklenmemesi gerektiğini belirten Çiftçioğlu, açık mevzuat ihlali veya yerleşik yargı kararlarına rağmen aynı uygulamada ısrar edilmesi halinde rücu mekanizmasının işletilmesini önerdi.
Rücu işlemini başlatmayan yetkililerin de kamu zararı açısından değerlendirilmesini isteyen Çiftçioğlu, idare aleyhine sonuçlanan personel davalarının sayısı ve ödenen tutarların faaliyet raporlarında açıklanması gerektiğini kaydetti.
Ayrıca yöneticilerin iptal edilen işlem sayısının atama ve görevde kalma süreçlerinde dikkate alınmasını, davayı kazanan personele yönelik olası misilleme işlemlerinin ise ağırlaştırıcı kusur kapsamında değerlendirilmesini önerdi.
“Rücu tehdit değil, güvence”
Çiftçioğlu, rücu mekanizmasının hukuka uygun hareket eden kamu yöneticileri açısından bir tehdit olarak görülmemesi gerektiğini savundu.
Hesap verebilirliğin kamu yönetiminin itibarını güçlendireceğini belirten Çiftçioğlu, önerilerinin yöneticileri hedef almak yerine keyfi ve hukuka aykırı işlemlerin önlenmesine yönelik olduğunu ifade etti.
Çiftçioğlu, yazısında hesap verebilirliğin yöneticiyi zayıflatmadığını, aksine kararların meşruiyetini ve kamu kurumlarına duyulan güveni güçlendirdiğini vurguladı.




