“Tabandan gelen sorulara karşı, habere cevap vermek yerine haber ajanslarına ihtarname göndermekle yetindiler. Bu ihtarnameler, iddialara yönelik somut cevaplar yerine kelime oyunları ve tehditlerle doluydu.” diyen iddiaların sahibi Yıldırım DEMİRCİ dün yeni bir köşe yazısı yayımladı.

İddiaların Cevapsız Kalması ve İhtarname

27 Haziran 2024 tarihli ihtarnamede, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği ve gerçek dışı ithamlarda bulunduğu belirtilen haberle ilgili, hangi bilgilerin yanlış olduğu somut bir şekilde açıklanmadı.

Erdoğan Çakmak’tan Hukuksal Yüzsüzlük Eleştirisi Erdoğan Çakmak’tan Hukuksal Yüzsüzlük Eleştirisi

Bu durum, muhatapların niçin sessiz kaldığı ve iddialara neden cevap vermediği sorularını gündeme getirdi.

İhtarnamede, mülkiyet hakkı vurgulanırken, Ege sahillerindeki yüksek fiyatlı yazlık konutların sendikacılar tarafından çok düşük bedellerle alındığı iddialarına değinilmedi. Bu durum, Anayasa'nın 35. maddesindeki "Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." ifadesiyle çeliştiği belirtildi.

Kooperatif İddiaları

Haberde, Memur-Sen'in kurduğu kooperatiflerden değil, Memur-Sen’e bağlı Bayındır Memur-Sen ile ilişkili Paraf Konut Yapı Kooperatifi ve türevlerinden bahsedildiği belirtildi. Bayındır Memur-Sen'in yönetiminde ve kooperatif kurucuları arasında Ali Yalçın'ın oğlu ve diğer üst düzey sendika yöneticilerinin yer aldığı ifade edildi. Bu bilgilerin tamamının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nden alındığı vurgulandı.

Basın Özgürlüğü ve Gerçeklerin Gizlenmesi

Memur-Sen’in ihtarnameler göndererek basının en temel görevi olan kamuoyunun bilgiye erişim hakkını engellemeye çalıştığı ve haber yazarını ceza ve tazminat davalarıyla tehdit ettiği iddia edildi. Anayasamızın 26. maddesinde ve uluslararası sözleşmelerde basın özgürlüğünün güvence altına alındığı hatırlatıldı. Memur-Sen yöneticilerinin, lehlerine çıkan yargı kararlarını sosyal medyada zafer edasıyla paylaşırken, aleyhlerine çıkan yargı kararlarını görmezden geldiği belirtildi.

Hukuka Saygı ve Sendika Üyeleri

Eğer hukuka saygı gösterilseydi, işten çıkarılan ve yargıda haklı bulunan büro emekçileri işlerine iade edilirdi. Ayrıca, kurucu üyenin yargı kararı sonrası sendika üyeliğinin devam etmesine rağmen teşkilat buluşmalarına davet edilmediği ve sendika mesajlarının hala gönderilmediği vurgulandı. Yüce Kitabımızın Maide suresinin 8. ayet-i kerimesinde belirtildiği üzere, "Kininiz, öfkeniz, hırsınız, kızgınlığınız ve nefretiniz sizi adaletten saptırmıştır." ifadeleriyle, adalet anlayışının sorgulanması gerektiği belirtildi.

Rant ve Mülkiyet İddiaları

İhtarnamede, sendikacıların Ege sahillerindeki lüks konutları düşük bedellerle edinmesi de eleştirildi. Kuşadası Marin Panorama Konakları'ndan sadece 1 milyon TL’ye ve dört yıl vadeyle alınan konutların, gerçek değerlerinin çok altında olduğu belirtildi. Bu durumun rant elde etme olarak değerlendirildiği ve Anayasa'nın 35. maddesi ile çeliştiği ifade edildi.

Sendika Yönetimi ve Adalet Anlayışı

Sendika yöneticilerinin lehlerine olan yargı kararlarını büyük bir zafer gibi sunarken, aleyhlerine olan kararları göz ardı ettikleri ve hukuka saygısızlık yaptıkları iddia edildi. Büro emekçilerinin işten çıkarılması ve yargı kararına rağmen işlerine iade edilmemesi, sendikanın adalet anlayışını sorgulattı. Ayrıca, kurucu üyenin teşkilat buluşmalarına davet edilmemesi ve sendika mesajlarının gönderilmemesi, sendikanın adalet ve hukuka bakış açısının sorgulanmasına neden oldu.

[email protected]

Yıldırım DEMİRCİ

Kaynaklar:

Öğrenmen Sitemiz

Kamudan Haber