PERSONEL SAĞLIĞIN YENİ TWİTTER HESABINI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Konuşulamayan Yara: Sağlıkçılar Arasında Anestezik İlaç Bağımlılığı

BBC Türkçe’de yer alan araştırmada, bir anestezi doktoru üzerinden yapılan değerlendirme sonuçları paylaşıldı. Sağlık çalışanlarının pandemi döneminde narkotik ilaçlara karşı bağımlılıklarının geliştiği öne sürüldü.

Sağlık 25.10.2022, 21:33 26.10.2022, 02:55 Cansu Polat

Tükenmişlik, Sağlıkçılara şiddet gibi bağımlılık nedeni olabilecek faktörlerin Pandemi döneminde arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Keziban Uçar Karabulut araştırmaya dair izlenimlerini paylaştı.

“İlacı hastane dolabından alan ben değildim, başka bir (sağlıkçı) arkadaşım almıştı. Çantasından çıkardığı ilacı anlatmaya başladı, sonra hepimiz kullandık. Bu ilaçların bir kısmının depresyon gibi tedavilerde de kullanıldığını bildiğim için, mantıklı gelmişti…”

Anestezi doktoru Berke, ilk defa uyuşturucu amaçlı anestezik ilaç kullandığı anı böyle anlatıyor. Genç doktor o dönem, ciddi bir “depresyon ve tükenmişlik sendromu” yaşadığını söylüyor.

BBC Türkçe’nin araştırması, Berke gibi pek çok sağlık çalışanının hastane envanterindeki narkotik ilaçlara bağımlılık geliştirdiğini ortaya koyuyor.

Pandemi öncesinde acil servis çalışanları özelinde yapılan bir araştırma, 2009-2019 yılları arasında en az 50 ölüm olduğunu gösteriyor.

Araştırmayla ilgili BBC Türkçe’ye konuşan Doç. Dr. Keziban Uçar Karabulut; tükenmişlik, sağlıkçılara şiddet gibi bağımlılık nedeni olabilecek faktörlerin pandemi döneminde arttığını aktarıyor.

Haber üzerine çalıştığımız Haziran 2022 ve Ekim 2022 arasında anestezi, acil servis ve yoğun bakım bölümlerinde çalışan en az 6 sağlık çalışanı daha ölü bulundu.

Konuştuğumuz sağlık profesyonelleri, çalışma şartlarının bu sorunu derinleştirdiği konusunda hemfikir.

Ocak 2022’de aşırı doz nedeniyle hayatını kaybeden hemşire Emel Yüce’nin annesi, "Bu bir kanayan yara" diyor ve ekliyor:

“Bu bir (mesleki) rahatsızlık olarak kabul edilmeli. Bu rahatsızlığa neden olan sebepler ise ağır çalışma koşulları…”

Ne kadar yaygın?

Sağlık çalışanları arasındaki anestezik ilaç bağımlılığı özellikle yoğun bakımlar, acil servislerde daha yaygın görülüyor.

Uzmanlar, anestezik maddelere erişimin görece daha kolay olduğu bu branşlarda daha fazla bağımlılık geliştirildiğini değerlendiriyor.

Eski Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) Direktörü Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Ne kadar kolay bir maddeye erişebilirseniz, o kadar çok onu deneme, kullanma ve sonra da onun bağımlısı olma şansınız fazla oluyor. Kişi bir kez maddeyle karşı karşıya geldikten sonra işimiz çok zorlaşıyor” diyor.

Türkiye’de sağlık çalışanları arasında anestezik madde bağımlılığının ne kadar yaygın olduğuna dair resmi veri bulunmuyor.

Bu araştırma kapsamında konuştuğumuz çok sayıda uzman ise “sesli konuşulamayan” bu sorunun giderek yaygınlaştığı görüşünde.

BBC Türkçe’ye konuşan ilgili bölümlerden sağlık profesyonelleri, bağımlılık nedeniyle çalışma arkadaşlarını kaybettiklerini anlattı.

Acil Tıp Uzmanları Derneği’nin (ATUDER) sağlık çalışanları arasında anestezik madde bağımlılığına yoğunlaşan, “Acil Servis Çalışanlarında Madde Bağımlılığı ve Öz Kıyım Riski” raporuna göre ise 2009-2019 arasında aşırı doz ilaç sebebiyle 50 sağlık çalışanı odasında ölü bulundu.

BBC Türkçe’nin Ekim-Haziran 2022 arasında yaptığı medya taraması, “anestezi, acil servis ya da yoğun bakım” branşlarında çalışan en az 6 sağlık çalışanın daha şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor.

Sağlık çalışanlarının daha çok meslek kaynaklı tükenmişlik sendromu sebebiyle ya da fiziksel ağrılarını dindirmek, uzun nöbetlerde uyanık kalabilmek ya da sonrasında uyuyabilmek gibi fizyolojik ihtiyaçlarla anestezik ilaçlara yönelebildiği kaydediliyor.

Peki, sağlıkçıların anestezik madde bağımlılığı geliştirmesinin mesleki sebepleri ne? Bir sağlıkçı anestezik bir ilaca bağımlı olduktan sonra nasıl destek alabilir?

'Hiç beklemediğim kişiler bu ilaçları denedi'

Hastaların tedavisinde kullanılan anestezik ilaçlara erişimin kolaylığı, sağlıkçıların bağımlılığında önemli bir etkiye sahip.

Anestezi doktoru Uğur, anestezik ilaçları nasıl uyuşturucu amaçlı kullandığını anlatırken, hastanede “hiç beklemediği insanların bile” bu ilaçları denediğini, hatta yüksek bağımlılık geliştirdiğini anlatıyor:

“Sonuçta bunlar sürekli kullandığın (anestezik) ajanlar, sürekli elinin altında… Evinde bile duruyor olabilir. Tadını merak edip kullananlar bile oluyor.”

Uğur başlarda anestezik ilaçları kullanmaktan kaçındığını ancak diğer sağlıkçı arkadaşlarının kullandığını gördükten sonra kendisinin de başladığını söylüyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal da şöyle açıklıyor:

“Her gün elimizin altında her türlü ilaç vardır. Bu ilaçların bir kısmı ise bağımlılık potansiyeli olan, uyutucu, keyif verici ilaçlardır ki bunların başında narkotik/opioid dediğimiz ağrı kesici ve anestezik maddeler gelir.

“Birçok branşa göre bunlara ulaşımımız çok daha kolaydır. Çözümsüzlüklerin olabildiği yoğun bir stres ortamı ve bu çözümsüzlüklerde başvurabileceğiniz, geçici çare olarak görebileceğiniz ilaçlar…”

ATUDER raporunda, bazı bağımlı sağlıkçıların hastalık ağrılarını dindirmek amacıyla kullandıkları ilaçlara hızlı bir şekilde bağımlılık geliştirdiği kaydediliyor.

Doç. Dr. Keziban Uçar Karabulut, “Bir bağımlı sağlık çalışanı, kendisine uygulanan ilacın anında ağrısını kesip gevşemesine sebep olmasından sonra bu ilaçlarla tanışmıştı” diyor.

Uzmanlara göre damardan kullanılan anestezik ajanlar, diğer uyuşturuculara göre çok daha hızlı ve yüksek bir bağımlılık yaratıyor ve bu durum sağlıkçılar için oldukça büyük bir risk.

Prof. Ünal, “İlacı bir şekilde hastaya kullanılmış gibi gösterip, aslında kendisi için stoklayan meslektaşlarımız oldu. Bir kısmı aşırı dozdan öldü, bir kısmı meslekten çıkartıldı” diyor.

Tükenmişlik sendromu, merak duygusu ve aşırı stresli iş hayatı…

Sağlıkçıların anestezik madde bağımlılığına gösterdiği sebepler arasında; maddeye erişimin kolaylığı, tükenmişlik hissi, yoğun ders çalışma/iş hayatı içerisinde hayatı kaçırma hissi ve merak duygusu gösteriliyor.

Doktor Uğur, “TUS gibi bir sınava hazırlanırken uzun süre sıkıcı bir hayat yaşadıysam, bu durum beni sonrasında uyuşturucu kullanmaya itiyor. Hayatıma renk katmam lazım gibi geliyor” diyor.

Yaşamla ölüm arasında anestezistlerin devreye girdiğini söyleyen Doktor Berke ise hayatındaki “aşırı stres” sebebiyle anestezik madde kullanmaya başladığını söylüyor.

Genç doktor, hastalarına sürekli kullandığı anestezik maddeye duyduğu merak ve tükenmişlik sendromu birleştiğinde neler yaşadığını şöyle anlatıyor:

“Her gün bir sürü hasta uyutuyorum ama hiçbirinin (ilacın) insandaki etkisini tam bilmiyorum. Bazıları anestezi altındayken gülüyor, eğleniyor… Bu ilaçların insanlardaki etkisini gördükten sonra çok merak ediyorsunuz.

“Bir tükenmişlik vardı üzerimde tam o süreçte. Uzun süredir bunu hissediyordum. Bitmiş gibi hissediyordum. Beraber kullandığım sağlıkçı arkadaşlarımda da aynı sürecin olduğuna eminim.”

Genç doktor, ayda 8-9 gece nöbet tuttuğunu ve ertesi günün mesaisiyle birlikte 36 saat hastanede kaldığını söylüyor.

Ardından evine gittiğinde tek isteğinin ‘"uyumak" olduğunu söyleyen Berke, bazen yemek bile yemeden, bir sonraki mesaiye kadar uyuduğunu anlatıyor:

“Evden iki gün önce çıkmıştım diyorsun, bir anda uyanıyorsun ve iki gün sonrasındasın. Bir anda zaman algını da yitiriyorsun. Vücudun da kendisini toparlayamıyor tam olarak aslında.”

Berke’ye göre bu döngü, sağlık çalışanlarını hem fizyolojik hem de ruhsal olarak tükenmişliğe itiyor.

Dr. Karabulut ise tükenmişlik sendromu ve sağlıkçılara şiddet gibi bağımlılık nedeni olabilecek faktörlerin pandemi döneminde arttığını belirtiyor.

Psikiyatrist Prof. Dilbaz, bir hekimin tükenmişliğini “anestezik madde kullanma aşamasına gelmeden” ortadan kaldırmak gerektiğini kaydediyor.

'Anestezik madde kullanımı eğilimi artabilir'

Tükenmişlik sendromu yaşayan sağlık çalışanlarının giderek arttığını gözlemleyen Prof. Ünal, mevcut koşulların sağlıkçıların anestezik madde kullanımını da artırabileceğini düşünüyor.

Prof. Ünal, sağlıkçılar arasındaki bu sorunun sesli konuşulması gerektiğini söyleyerek, “İlk önce böyle bir problem olduğunu ortaya koymamız gerekiyor. Gizli kapılar ardında kalarak hiçbir şeyi çözemeyiz” diyor.

Ünal, hastane içerisinde bağımlı bir sağlık çalışanına karşı geleneksel “abi-abla/kardeş-arkadaş” yaklaşımıyla destek sunmanın etkili bir yöntem olmayacağını söylüyor:

“Mesleğe yeni başlamış birisi olsaydım, abi kardeş olarak işi halletmeye çalışırdım. Yapma derdim, çoluğun-çocuğun var. Ama süreç içerisinde yaşadıklarım bana şunu gösterdi: Bununla sadece zaman kaybedersiniz.

“Bu kişinin ilaçlara ulaşabilme şartlarının tamamen ortadan kaldıracak şekilde çalışma şartlarının ya da çalışma yerlerinin değiştirilmesi gerekir.”

İlaçların denetimi nasıl yapılıyor?

Peki, hastane envanterindeki ilaçların kötüye kullanılıp kullanılmadığı nasıl denetleniyor?

Bir hastaya narkotik ilaç uygulandığında hangi tüpten kaç doz ve kim tarafından uygulandığı, yazılı bir şekilde kayıt altına alınıyor.

Prof. Ünal, “Diyelim ki bir ampulün yarısını kullandınız, kalan diğer yarısı için imha tutanağı tutmak zorundasınız” diyor.

Fakat kâğıt üzerinde yerine getirilen bu prosedürün, pratikte her zaman kontrol edilemediği değerlendiriliyor.

Bu sebeple uzmanlar, ilk önce sağlık çalışanlarını madde kullanımına yönelten olumsuz koşullarının ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyor.

Doktor Uğur ise özel hastanelerde bu ilaçlara “para” gözüyle bakıldığı için denetimlerinin de daha katı olduğunu ama devlet hastanelerinde bu ilaçların kötüye kullanımını takip etmenin zorlaştığını düşünüyor.

'Tamamen bırakmamı engelleyecek birçok etken var'

Doktor Berke’ye göre de hastaneden uyuşturucu amaçlı anestezik ilaç temin etmek, "sokaktan" uyuşturucu temin etmekten “daha güvenli” olabiliyor:

“Medikal bir uyuşturucuyla dışarıdan alınan uyuşturucu arasında kalite farkı var. Hastanedeki anestezik maddeler, ilaç şirketlerinin laboratuvarlarda ürettikleri, yüzde yüz verimli ürünler.

“Dışarıdan aldığınızda kullandığınız şey ise amatör birisinin yetiştirdiği veya yapmaya çalıştığı şey. Hastaneden alındığı için torbacı vb. gibi hiçbir aracı yok, daha güvenli geliyor. Fakat hastanede yakalanırsanız, doktorluktan men ediliyorsunuz.”

Genç doktor, anestezik maddeleri kullandıktan sonra yavaş yavaş vücudunun çöktüğünü hissettiğini, kronik yorgunluk ve baş ağrısı yaşadığını söylüyor:

“Tamamen bırakmamı engelleyecek birçok etken var. Etrafımda bu kadar kolay erişilebiliyor olması, (kullanımın) çok rutine binmiş olması… Onun dışında bırakmamda beni destekleyecek herhangi bir mekanizma yok.”

'Yetkililerden destek bulamadık'

Ocak ayında aşırı dozdan Ordu’da hayatını kaybeden hemşire Emel Yüce’nin ailesi de kızlarının bağımlılığı süresince yetkililerden destek bulamadıklarını anlatıyor.

Ordu’daki evlerinde buluştuğumuz aile, kızlarının artık “tam bağımlı” olduğu süreçte Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurup yardım istediklerini ama elleri boş döndüğünü söylüyor.

Emel Yüce’nin ölmeden önceki son aylarında artık iş yerinde de kendisine ilaç enjekte ettiğini, bu durumun hastane yönetimi ve diğer iş arkadaşları tarafından da bilindiğini belirtiyorlar.

Anne Gürşen Yüce, kızının bağımlılığını yenmesi için her türlü riski göze alarak yetkililere başvurduğunu ama sonuçsuz kaldığını söyleyerek, “Bir anne olarak daha fazla ne yapabilirdim” diye soruyor.

Acil Tıp Uzmanları Derneği’nden (ATUDER) Doç. Dr. Keziban Uçar Karabulut, bağımlı sağlık çalışanlarının rehabilitasyonları konusunda, “Biz kendimize göre farklı protokoller oluşturduk ama bu resmi bir protokol değil” diyor.

Sağlık çalışanları arasındaki bağımlılığın genel toplumdakinden çok daha az olduğunu söyleyen Karabulut, sağlık çalışanlarının nadiren yardım talebinde bulunduğunu anlatıyor:

“Acil serviste çalışanlar arasındaki psikolojik problemlerin çok arttığı görüyoruz. Bu da ister istemez ilaç bağımlılığına sürüklüyor. Sağlık çalışanlarına karşı şiddetin de bu eğilimi artırdığını söyleyebiliriz.

“İşimi ve toplumdaki saygınlığımı kaybederim, hor görülür ve uzaklaştırılırım… Bu kaygılar öne çıktığı için tedaviyi reddediyorlar.”

Kamunun sorumluluğu ne?

Tüm bağımlı ve tanık anlatımları, sağlık çalışanlar arasındaki anestezik madde bağımlılığının meslek kaynaklı sorunlardan etkilendiğini ortaya koyuyor.

Tükenmişlik sendromu, yoğun ve stresli geçen bir öğrencilik ve iş hayatı, anestezik maddeye erişimin kolaylığı, sağlıkta şiddet, toplumda itibarsızlaştırılma, yıldan yıla eriyen maaşlar ve maddi imkansızlıklar…

BBC Türkçe bu bağlamda Sağlık Bakanlığı’na, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının anestezik madde kullanımına etkileri ve bağımlı sağlık çalışanlarının rehabilitasyonu için bir protokol olup olmadığıyla ilgili olarak şu soruları yöneltti:

Tükenmişlik sendromu ve anestezik maddeye erişimin görece kolay olması gibi meslek kaynaklı sebeplerle, sağlık çalışanlarında gelişen anestezik madde bağımlılığı ne kadar yaygın?

Sağlık çalışanlarının anestezik madde bağımlılığını engelleyecek ya da bu durumdaki sağlık çalışanlarını tedavi edecek bir resmi protokol var mı?

Ağrısını dindirmek ya da uzun çalışma/nöbet saatlerinde ayakta kalabilmek için kullandığı ilaçlara bağımlılık geliştiren bir sağlık çalışanı, kamuda nasıl destek arayabilir?

Emel Yüce’nin ailesinin dile getirdiği iddiaları da yönelttiğimiz Bakanlık, herhangi bir açıklama yapmadı.

Haberde halen aktif kamu görevinde olan doktorların isimleri değiştirilmiştir.

Yorumlar (1)
fedi 2 ay önce
ambulans kazalarıda ayrı bir yara