<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Sağlık Personeli Haber</title>
    <link>https://www.saglikpersonelihaber.net</link>
    <description>personel sağlık ile sağlık bakanlığı güncel hemşire, hekim ve maaş haberlerine en hızlı bir şekilde ulaşabilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2019. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 06:29:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum İzni Düzenlemesi Sonrası Genelge Çağrısı: ‘Uygulama Birliği Sağlanmalı’]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/dogum-izni-duzenlemesi-sonrasi-genelge-cagrisi-uygulama-birligi-saglanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/dogum-izni-duzenlemesi-sonrasi-genelge-cagrisi-uygulama-birligi-saglanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğum sonrası analık izni süresini 16 haftadan 24 haftaya çıkaran düzenleme, 1 Mayıs 2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni uygulama, kamu kurumlarında görev yapan anneler açısından önemli bir hak genişlemesi olarak değerlendirilirken, düzenlemenin sahada nasıl uygulanacağına ilişkin bazı belirsizlikler de gündeme geldi.</p>

<p><strong>“Bakanlık idarelere yol gösterici genelge yayımlamalı”</strong></p>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kamu idarelerine yönelik açıklayıcı bir genelge yayımlamasının gerekli olduğu vurgulandı. Analık izninin uzatılmasına ilişkin düzenlemenin hayata geçmesiyle birlikte, farklı kurumlarda farklı uygulamaların ortaya çıkmaması için sürecin açık ve yazılı şekilde tanımlanması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Bu çerçevede yayımlanacak bir genelgenin, hem uygulama birliğini sağlayacağı hem de doğum yapan annelerin hak kaybı yaşamadan işlemlerini daha kolay yürütmesine katkı sunacağı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Başvuru tarihleri ve kapsam netleşmeli</strong></p>

<p>Düzenlemeye ilişkin en temel soru işaretlerinden birinin başvuru süreleri olduğu ifade ediliyor. Özellikle “iş günü” kavramı esas alınarak başvuru başlangıç ve bitiş tarihlerinin açık şekilde belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Ayrıca hangi tarihten sonra doğum yapan personelin geçiş hükmü kapsamındaki ek analık izninden yararlanabileceğinin de net bir şekilde açıklanmasının, kurumlar arasında farklı yorumların önüne geçeceği değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Sözleşmeli personelin durumu da açıklığa kavuşturulmalı</strong></p>

<p>Uygulamadaki belirsizlik yaratan başlıklardan bir diğeri ise sözleşmeli personelin bu haktan yararlanıp yararlanamayacağı konusu oldu. Kamu kurumlarında farklı statülerde görev yapan çalışanlar açısından doğum izni düzenlemesinin kapsamının açık biçimde ortaya konulması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu konudaki netlik ihtiyacının, hem personelin beklentilerini karşılamak hem de idarelerin işlemlerini doğru şekilde yürütmek açısından önemli olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Ek 8 haftalık iznin başlangıcı tartışma konusu</strong></p>

<p>Analık iznine eklenen 8 haftalık sürenin hangi tarihten itibaren başlatılacağı da açıklama bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte hali hazırda doğum izninde bulunan personel açısından bu sürenin nasıl hesaplanacağı konusunda yazılı ve sade bir açıklamaya ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.</p>

<p>Bu hesaplamanın açık biçimde yapılmaması halinde, aynı durumda bulunan personel için farklı kurumlarda farklı uygulamaların ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Aylıksız izinde olanlar için süreç netleştirilmeli</strong></p>

<p>1 Mayıs 2026 itibarıyla aylıksız izin kullanan personelin, ek 8 haftalık analık izninden yararlanmak istemesi halinde nasıl bir işlem yapacağı da açıklığa kavuşturulması istenen konular arasında bulunuyor. Bu kişilerin yeniden başvuru yapıp yapmayacağı, izin statülerinin nasıl değiştirileceği ve sürecin hangi usulle işletileceği konusunda net bilgilendirme yapılmasının faydalı olacağı belirtiliyor.</p>

<p><strong>“Yazılı ve sade açıklama mağduriyeti önler”</strong></p>

<p>Değerlendirmelerde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 24 haftalık toplam süreyi henüz doldurmamış olan personel için ek iznin nasıl uygulanacağının da genelgede açıkça gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Bu konuda sade, anlaşılır ve yazılı bir açıklamanın hem çalışanlar hem de kamu idareleri açısından süreci kolaylaştıracağı ifade edildi.</p>

<p><strong>Amaç hem annelerin hakkını korumak hem uygulama birliğini sağlamak</strong></p>

<p>Uzmanlar ve çalışan temsilcileri, doğum izni süresinin uzatılmasının önemli bir sosyal hak olduğunu ancak bu hakkın sahada sorunsuz uygulanabilmesi için yol gösterici idari düzenlemelerin şart olduğunu belirtiyor. Bakanlık tarafından yayımlanacak kapsamlı bir genelgenin, hem annelerin evlatlarıyla daha fazla zaman geçirmesine imkan tanıyacağı hem de kurumlar arasında uygulama birliği sağlayacağı görüşü öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/dogum-izni-duzenlemesi-sonrasi-genelge-cagrisi-uygulama-birligi-saglanmali</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/dogum-izni-genelge.jpg" type="image/jpeg" length="32269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Politikalarına Eleştiri: ‘Kamunun Temel Sorunları Çözülmeden Bu Yaklaşım Anlaşılmıyor’]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/saglik-politikalarina-elestiri-kamunun-temel-sorunlari-cozulmeden-bu-yaklasim-anlasilmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/saglik-politikalarina-elestiri-kamunun-temel-sorunlari-cozulmeden-bu-yaklasim-anlasilmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık alanına ilişkin yapılan değerlendirmede, kamu sağlık hizmetlerinde çözüm bekleyen çok sayıda temel sorun bulunduğu halde farklı alanlara öncelik verilmesinin anlaşılır olmadığı savunuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıklamada, personel istihdamından aile sağlığı merkezlerinin fiziki koşullarına, ilaç erişiminden sağlık harcamalarına kadar birçok başlıkta kamunun ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>“Atama ihtiyacı sürerken personel alımları yetersiz kaldı”</strong></p>

<p>Değerlendirmede, sağlık meslek gruplarında personel ihtiyacının devam etmesine rağmen kamuya yeterli düzeyde atama yapılmadığı belirtildi. Özellikle son personel alım sürecinde duyurulan 35 bin kişilik kadronun iki ayrı döneme bölünerek uygulanmasının, sahadaki ihtiyaç karşısında yetersiz kaldığı ifade edildi.</p>

<p>Bu durumun, hem sağlık çalışanlarının iş yükünü artırdığı hem de hizmet sunumunda aksamaları beraberinde getirdiği görüşü dile getirildi.</p>

<p><strong>Aile Sağlığı Merkezleri için kamu binası eleştirisi</strong></p>

<p>Açıklamada öne çıkan bir diğer başlık ise Aile Sağlığı Merkezleri oldu. Sağlık Bakanlığı’nın daha önce yıllık 1000 ASM hedefi ortaya koyduğuna dikkat çekilerek, buna rağmen çok sayıda merkezin halen kamuya ait binalara taşınmadığı ifade edildi.</p>

<p>ASM’lerin fiziki altyapısına ilişkin bu tablonun, birinci basamak sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir ve kamusal bir modelin güçlendirilmesi açısından soru işaretleri doğurduğu belirtildi.</p>

<p><strong>“ASM çalışanlarına kamu kadrosu verilmedi”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan çalışanların statü sorunlarının da devam ettiği vurgulandı. Açıklamada, ASM personeline kamu kadrolarının verilmemesinin çalışanlar açısından önemli bir belirsizlik ve güvencesizlik yarattığı savunuldu.</p>

<p>Bu durumun, yalnızca çalışan hakları bakımından değil, birinci basamak sağlık sisteminin geleceği açısından da önemli bir sorun alanı oluşturduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>Yetim ilaçlara erişim sorunu gündemde</strong></p>

<p>Sağlık politikalarına yönelik eleştiriler arasında ilaç erişimi de yer aldı. Ruhsatlı 65 yetim ilaçtan yalnızca birine erişilebildiği belirtilerek, özellikle nadir hastalıklarla mücadele eden hastalar açısından bu durumun ciddi mağduriyet yarattığı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, ilaç erişiminin sağlık hizmetinin en temel unsurlarından biri olduğu ve bu alandaki eksikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p><strong>Kişi başına ilaç harcamasında OECD farkı</strong></p>

<p>Değerlendirmede, kişi başına ilaç harcamaları üzerinden de karşılaştırma yapıldı. OECD ortalamasının 570 dolar seviyesinde olduğu, Türkiye’de ise bu rakamın 131 dolar düzeyinde kaldığı ifade edilerek, kamu sağlık harcamalarındaki yetersizliğin bu alanda da açık biçimde görüldüğü savunuldu.</p>

<p>Bu farkın, vatandaşın ilaca erişimi ve tedavi seçenekleri bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gösterge olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>“Kamunun bunca sorunu varken ticari yaklaşım anlaşılmıyor”</strong></p>

<p>Açıklamanın genel çerçevesinde, kamunun sağlık alanında çözüm bekleyen bu kadar çok sorunu bulunurken ticari nitelik taşıdığı öne sürülen bazı yaklaşımların öncelik haline getirilmesinin doğru olmadığı ifade edildi.</p>

<p>Eleştirilerde, sağlık politikalarının merkezinde kamu yararının, sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarının ve vatandaşın hizmete erişiminin yer alması gerektiği savunuldu.</p>

<p><strong>Gelirin kullanım alanı da eleştiri konusu oldu</strong></p>

<p>Yapılan değerlendirmede, elde edilen gelirin kamu sağlık hizmetine değil sağlık turizmine aktarılacağının belirtilmesinin de ayrı bir tartışma yarattığı ifade edildi. Bu tercihin, mevcut sorunlar karşısında kamu yararı açısından anlaşılır bulunmadığı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, sağlık alanında kaynak kullanımında önceliğin kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, personel açığının giderilmesi, birinci basamağın desteklenmesi ve ilaç erişiminin artırılması olması gerektiği görüşü öne çıktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/saglik-politikalarina-elestiri-kamunun-temel-sorunlari-cozulmeden-bu-yaklasim-anlasilmiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/saglik-alanina-elestiri.jpg" type="image/jpeg" length="68901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cerrahi Serviste Dinlenme Odasına Tepki: ‘Bu Koşullar Sağlık Çalışanına Yakışmıyor’]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/cerrahi-serviste-dinlenme-odasina-tepki-bu-kosullar-saglik-calisanina-yakismiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/cerrahi-serviste-dinlenme-odasina-tepki-bu-kosullar-saglik-calisanina-yakismiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[5 Ocak Devlet Hastanesi Cerrahi Servisi’nde sağlık çalışanlarına ayrılan hemşire dinlenme odasının fiziki koşulları, çalışma ortamlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık çalışanlarının yoğun ve fedakârca yürüttüğü hizmete rağmen, dinlenmeleri için ayrılan alanların yetersizliği dikkat çekti.</p>

<p><strong>Penceresiz oda, nemli tavan, kullanılamayan çekyatlar</strong></p>

<p>İddiaya göre hemşire odasında penceresiz alan, nem ve küf tutmuş tavan ile kullanılamaz durumdaki dinlenme çekyatları gibi ciddi sorunlar bulunuyor. Sağlık çalışanlarının, zorlu nöbetler arasında nefes alması gereken bu alanların mevcut haliyle dinlenmeye elverişli olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Ayrıca bu koşulların yalnızca konfor meselesi değil, aynı zamanda sağlık ve hijyen açısından da risk oluşturduğu vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Başvurular yapıldı, çözüm bekleniyor</strong></p>

<p>Konuya ilişkin daha önce sözlü ve yazılı başvurular yapıldığı, ancak buna rağmen somut bir çözüm üretilmediği ifade edildi. Sağlık çalışanları, defalarca iletilen taleplere rağmen dinlenme alanlarının iyileştirilmemesinin kabul edilemez olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Bu durumun, çalışan motivasyonunu ve hizmet kalitesini de doğrudan etkilediği dile getiriliyor.</p>

<p><strong>“Ne dinlenmek mümkün ne sağlıklı çalışmak”</strong></p>

<p>Cerrahi serviste görev yapan sağlık personeli, bu tür fiziki koşullarda gerçek anlamda dinlenmenin mümkün olmadığını savunuyor. Yoğun mesai, uzun nöbet saatleri ve yüksek iş yükü altında çalışan personelin, uygun olmayan ortamlarda dinlenmeye zorlanmasının hem çalışan sağlığını hem de iş verimini olumsuz etkilediği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Yetkililere çağrı</strong></p>

<p>Sağlık çalışanları, insani ve hijyenik çalışma koşullarının bir lüks değil, temel ihtiyaç olduğunu vurgulayarak yetkilileri göreve çağırdı. Dinlenme alanlarının sağlık çalışanlarının emeğine ve insan onuruna uygun hale getirilmesi gerektiği belirtilirken, sorunun daha fazla gecikmeden çözüme kavuşturulması istendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/cerrahi-serviste-dinlenme-odasina-tepki-bu-kosullar-saglik-calisanina-yakismiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/hemsire-dinlenme-odasina-tepki.jpg" type="image/jpeg" length="97640"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Harvard Öncülüğündeki Araştırma Gündem Oldu: Yapay Zekâ Acil Serviste Bazı Tanı Görevlerinde Doktorları Geçti]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/harvard-onculugundeki-arastirma-gundem-oldu-yapay-zeka-acil-serviste-bazi-tani-gorevlerinde-doktorlari-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/harvard-onculugundeki-arastirma-gundem-oldu-yapay-zeka-acil-serviste-bazi-tani-gorevlerinde-doktorlari-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıkta yapay zekânın rolüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendiren dikkat çekici bir araştırma yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Harvard Medical School öncülüğünde yürütülen ve <em>Science</em> dergisinde yayımlanan çalışmada, gelişmiş bir yapay zekâ modelinin acil servis senaryolarındaki performansı hekimlerle karşılaştırıldı. Araştırmada, gerçek acil servis hastalarına ait yazılı klinik veriler kullanılarak hem yapay zekâya hem de hekimlere aynı vakalar sunuldu.</p>

<p><strong>Tanı doğruluğunda öne çıkan sonuç</strong></p>

<p>Araştırmaya göre yapay zekâ modeli, acil serviste ilk değerlendirme ve triyaj benzeri metin tabanlı senaryolarda doğru ya da doğruya çok yakın tanıyı yüzde 67 oranında yakaladı. Aynı çalışmada hekimlerin doğruluk oranının yaklaşık yüzde 50 ila 55 bandında kaldığı aktarıldı. Daha ayrıntılı hasta bilgisi sağlandığında ise yapay zekânın başarısının yüzde 82’ye yükseldiği bildirildi.</p>

<p><strong>Araştırma neyi gösteriyor, neyi göstermiyor?</strong></p>

<p>Sonuçlar, özellikle sınırlı bilgiyle hızlı karar verilmesi gereken acil servis ortamlarında yapay zekânın güçlü bir karar destek aracı olabileceğine işaret ediyor. Ancak uzmanlar, bu bulguların “doktorların yerini yapay zekâ alacak” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini açıkça vurguluyor. Çalışma, gerçek hasta başında yürütülen tam klinik muayeneyi değil, ağırlıklı olarak yazılı vaka verileri üzerinden yapılan değerlendirmeleri ölçtü.</p>

<p><strong>Acil servis yalnızca veriden ibaret değil</strong></p>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre acil servis pratiği, yalnızca laboratuvar sonuçları, hasta öyküsü ve şikâyetlerin analizinden oluşmuyor. Hekimler aynı anda hastanın genel görünümünü, solunum biçimini, bilinç durumunu, ağrı ifadesini, ani kötüleşme riskini ve klinik sezgiyi de devreye sokuyor. Bu nedenle yapay zekânın mevcut aşamada hekim yerine geçen bir unsurdan çok, ikinci görüş ve karar desteği sağlayan bir araç olarak görülmesi gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Gelecekteki rol: Rakip değil yardımcı</strong></p>

<p>Araştırmayı değerlendiren uzmanlar, doğru kullanıldığında yapay zekânın tanı ihtimallerini genişletebileceğini, gözden kaçabilecek hastalıkları hatırlatabileceğini ve yoğun acil servis ortamında hekimin karar sürecini destekleyebileceğini belirtiyor. Bununla birlikte güvenlik, etik sorumluluk, hasta mahremiyeti ve hatalı yönlendirme risklerinin dikkatle ele alınması gerektiği de vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sağlıkta yeni dönem tartışması</strong></p>

<p>Harvard öncülüğündeki bu çalışma, yapay zekânın sağlık alanında hızla güçlendiğini ortaya koyarken, insan hekimin klinik sorumluluğunun ve sahadaki sezgisinin halen merkezde kalmaya devam ettiğini gösterdi. Araştırma, yapay zekânın acil serviste doktorların rakibi değil, doğru denetim ve uygun kullanım halinde güçlü bir yardımcısı olabileceği yönündeki görüşleri güçlendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/harvard-onculugundeki-arastirma-gundem-oldu-yapay-zeka-acil-serviste-bazi-tani-gorevlerinde-doktorlari-gecti</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/yapay-zeka-teshisi.jpg" type="image/jpeg" length="61108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Reyap Hastanesi Rekor Bedelle El Değiştirdi]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/reyap-hastanesi-rekor-bedelle-el-degistirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/reyap-hastanesi-rekor-bedelle-el-degistirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bulunan Reyap Hastanesi’nin satış ihalesi sonuçlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kapalı zarf ve açık artırma yöntemiyle gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklifi veren Daviva Grup, 561 milyon lira artı KDV bedelle hastanenin yeni sahibi oldu.</p>

<p>Faaliyetleri daha önce “Yenidoğan Çetesi” soruşturması kapsamında durdurulan hastane için yürütülen ihale süreci, sağlık sektöründe geniş yankı uyandırdı. Özellikle satış bedelinin büyüklüğü, ihaleyi sağlık yatırımları açısından dikkat çekici hale getirdi.</p>

<p><strong>Rekabet son aşamaya kadar sürdü</strong></p>

<p>İhale sürecinde tekliflerin birbirine oldukça yakın olması dikkat çekti. Daviva Grup’un 561 milyon lira artı KDV’lik teklifi ihaleyi kazanırken, Vatan Hastanesi 560 milyon liralık teklif ile ikinci sırada kaldı.</p>

<p>Son aşamaya kadar süren rekabet, söz konusu sağlık yatırımının sektörde ne kadar güçlü bir ilgi gördüğünü de ortaya koydu.</p>

<p><strong>Satış sadece bina değil, tüm sağlık altyapısını kapsıyor</strong></p>

<p>Edinilen bilgilere göre satış, yalnızca hastane binasının devrini içermiyor. İhale kapsamında hastane ruhsatı, tüm medikal ekipmanlar ve sağlık hizmetlerinde kullanılan teknik altyapının da yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Bu yönüyle Reyap Hastanesi’nin satışı, sıradan bir mülkiyet devrinden çok daha fazlası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür işlemlerin tam kapsamlı sağlık yatırımı niteliği taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Daviva Grup sağlık yatırımlarında büyümeyi sürdürüyor</strong></p>

<p>İhaleyi kazanan Daviva Grup’un, son dönemde sağlık sektöründe attığı adımlarla öne çıktığı görülüyor. Özellikle diyaliz alanındaki faaliyetleriyle bilinen grubun, sağlık hizmetleri alanındaki yatırım ağını giderek genişlettiği ifade ediliyor.</p>

<p>Şirketin daha önce de 2025 yılında, yine “Yenidoğan Çetesi” soruşturması kapsamında kapatılan hastanelerden biri olan Avcılar Hospital’ı yaklaşık 600 milyon lira bedelle satın aldığı biliniyor. Reyap Hastanesi alımıyla birlikte grubun sektördeki genişleme hamlesi daha da görünür hale geldi.</p>

<p><strong>Diyaliz alanındaki büyüme dikkat çekiyor</strong></p>

<p>Daviva Sağlık Grubu’nun son yıllarda gerçekleştirdiği satın almalar, özellikle diyaliz hizmetleri alanında önemli bir ölçeğe ulaştığını gösteriyor. Grup, 2023 ve 2024 yıllarında Alman iştirakleri olan D.med Healthcare ile Fresenius Medical Care Nephrocare’in Türkiye’deki diyaliz merkezi operasyonlarının tamamını devralmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu satın almalar sonrasında Daviva Diyaliz’in 19 ilde 53 merkeze ulaştığı, 1.300’ün üzerinde çalışanla hizmet verdiği ve yaklaşık 9 bin hemodiyaliz hastasına ulaştığı belirtiliyor. Ayrıca 900’den fazla hastaya evde diyaliz hizmeti sunduğu ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Küresel ölçekte ilk 10 hedefi güçlendi</strong></p>

<p>Şirketin 2025 yılı verilerine göre, kurumsal ölçeğiyle dünyanın en büyük 10 diyaliz zinciri arasına girdiği kaydediliyor. Reyap Hastanesi’nin satın alınması da bu büyüme stratejisinin yeni halkası olarak görülüyor.</p>

<p>Sağlık sektöründe son dönemde yaşanan bu büyük ölçekli satın almalar, özel hastaneler alanında yeniden yapılanma ve sermaye hareketliliği tartışmalarını da beraberinde getiriyor.</p>

<p><strong>Gözler hastanenin yeni dönemine çevrildi</strong></p>

<p>Satışın tamamlanmasının ardından gözler şimdi Reyap Hastanesi’nin yeni dönemde nasıl yapılandırılacağına çevrildi. Hastanenin hangi branşlarda hizmet vereceği, mevcut altyapının nasıl kullanılacağı ve yeni yatırım planlarının nasıl şekilleneceği merak konusu oldu.</p>

<p>Reyap Hastanesi’nin el değiştirmesi, yalnızca Çorlu ve Tekirdağ için değil, özel sağlık sektöründeki yatırım eğilimleri açısından da dikkatle izlenen gelişmeler arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/reyap-hastanesi-rekor-bedelle-el-degistirdi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/reyap-devlet-hastanesi.jpg" type="image/jpeg" length="48918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KDK’den Sağlık Bakanlığı’na Tavsiye: Fazla Mesai Karşılığı İzin Kullandırılmalı]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/kdkden-saglik-bakanligina-tavsiye-fazla-mesai-karsiligi-izin-kullandirilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/kdkden-saglik-bakanligina-tavsiye-fazla-mesai-karsiligi-izin-kullandirilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), bir devlet hastanesinde görev yapan güvenlik görevlisinin fazla mesai karşılığında hak ettiği izinlerin kullandırılmamasını hakkaniyete aykırı buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurum, söz konusu izin hakkının işçiye tanınması yönünde Sağlık Bakanlığı’na tavsiye kararı verdi.</p>

<p>Başvuruya konu olayda, sürekli işçi kadrosunda görev yapan güvenlik görevlisinin daha önce çalıştığı hastanedeki 2019-2021 dönemine ilişkin fazla çalışmaları, İşçi Uyuşmazlık Komisyonu kararıyla değerlendirildi. Yapılan tespit sonucunda işçiye, 773 saatlik fazla mesai karşılığında 165 gün izin hakkı verildi.</p>

<p><strong>İş yeri değişince izin hakkı kullandırılmadı</strong></p>

<p>Ancak işçi, kazandığı izinleri kullanmak istediğinde bu kez görev yaptığı hastane yönetimi tarafından talebi uygun bulunmadı. Bunun üzerine güvenlik görevlisi, fazla çalışma karşılığında doğan izin hakkının kullandırılması, bunun mümkün olmaması halinde ise fazla mesai ücretinin güncel tutarlar üzerinden hesaplanarak ödenmesi talebiyle KDK’ye başvurdu.</p>

<p>Başvuruyu inceleyen Kamu Denetçiliği Kurumu, işçinin fazla çalışmasına dayalı olarak kazandığı izin hakkının açık biçimde ortaya konulduğunu belirterek, bu hakkın fiilen kullandırılması gerektiği sonucuna vardı.</p>

<p><strong>KDK: Hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı</strong></p>

<p>KDK kararında, kamu idarelerinin işlem ve uygulamalarında tutarlı davranmasının hukuk devleti ilkesinin temel gerekliliklerinden biri olduğu vurgulandı. Aynı Bakanlığa bağlı iki farklı hastanede çalışan işçinin, sırf iş yeri değişikliği nedeniyle daha önce kazanılmış izin hakkından yararlandırılmamasının hukuka aykırı olduğu ifade edildi.</p>

<p>Kararda, bu yaklaşımın kamu yönetiminde birlik, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığı değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p><strong>“İzin tercih edilmişse idare bunu kullandırmak zorunda”</strong></p>

<p>KDK, fazla çalışmanın karşılığında ücret yerine izin kullanmayı tercih eden işçinin bu iradesinin sonuç doğurması gerektiğine dikkat çekti. Kararda, işçinin fazla mesai karşılığını ücret yerine izin olarak seçmesinin, idareye de bu izni makul süre içinde fiilen kullandırma yükümlülüğü yüklediği belirtildi.</p>

<p>Aksi yönde bir uygulamanın, işçinin hem ücret alacağından vazgeçmiş olması hem de izin hakkından yararlanamaması sonucunu doğuracağına işaret edildi. Kurum, böyle bir sonucun hakkaniyetle bağdaşmayacağını kaydetti.</p>

<p><strong>Sağlık Bakanlığı’na tavsiye kararı gönderildi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvurunun ardından Kamu Denetçiliği Kurumu, Sağlık Bakanlığı’na tavsiye kararı ileterek işçinin 165 günlük izin hakkının kullandırılması yönünde adım atılmasını istedi. Karar, fazla mesai karşılığında doğan izin haklarının uygulanması konusunda emsal niteliği taşıyabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Fazla mesai ve izin hakkı yeniden gündemde</strong></p>

<p>KDK’nin kararı, kamu kurumlarında fazla çalışma karşılığında doğan hakların nasıl uygulanacağına ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı. Özellikle aynı kamu sistemi içinde çalışan personelin, kurum değişikliği nedeniyle kazanılmış hak kaybına uğratılmaması gerektiği yönündeki vurgu dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/kdkden-saglik-bakanligina-tavsiye-fazla-mesai-karsiligi-izin-kullandirilmali</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 23:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/kdk-saglik-bakanligi-karar.jpg" type="image/jpeg" length="96064"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil Serviste Rekor Başvuru: Türkiye 1. Sırada Geliyor]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/acil-serviste-rekor-basvuru-turkiye-1-sirada-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/acil-serviste-rekor-basvuru-turkiye-1-sirada-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de acil servislere yapılan başvuru sayısı, sağlık sistemindeki en dikkat çekici göstergelerden biri olmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2023 yılında hastanelerin acil servislerine 150 milyon 523 bin 406 başvuru yapıldı. Bu tablo, acil servis kullanımının nüfusa oranla son derece yüksek seyrettiğini ortaya koydu.</p>

<p><strong>Türkiye için “çok yüksek kullanım” uyarısı</strong></p>

<p>Acil servis yoğunluğuna ilişkin akademik değerlendirmelerde de Türkiye’nin nüfusuna oranla acil servisi en yoğun kullanan ülkeler arasında yer aldığı vurgulanıyor. Konuya ilişkin 2024 tarihli bir çalışmada, Türkiye’deki başvuru düzeyinin uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve bunun hizmet kalitesi, çalışan yükü ve hasta güvenliği açısından ciddi sorunlar doğurduğu belirtildi.</p>

<p><strong>Peki neden bu kadar yüksek?</strong></p>

<p>Uzmanlara göre yüksek başvurunun birkaç temel nedeni var. Bunların başında birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanan sınırlılıklar geliyor. Kaynak yetersizliği, müdahale kapasitesinin sınırlı görülmesi, güven eksikliği ve memnuniyetsizlik gibi etkenlerin hastaları acil servise yönelttiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bir diğer neden ise poliklinik ve randevu sistemine erişimde yaşanan sorunlar. Çalışmalarda, randevu bulamama, ayaktan sağlık hizmetlerinde ilgi eksikliği algısı ve daha hızlı sonuç alma isteğinin vatandaşları acil servise ittiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>24 saat açık ve ücretsiz olması başvuruyu artırıyor</strong></p>

<p>Türkiye’de acil sağlık hizmetlerinin günün her saati erişilebilir olması ve acil hizmetlerin ücretsiz sunulması da başvuru sayısını artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Özellikle kolay ulaşılabilirlik, hastaların acil olmayan durumlarda bile acil servisi ilk başvuru noktası olarak görmesine yol açabiliyor.</p>

<p><strong>Asıl yükü aciller çekiyor</strong></p>

<p>Ortaya çıkan tablo, acil servislerin yalnızca gerçek acil vakalara değil, sistemde başka yerde çözüm bulamayan çok geniş bir hasta grubuna da hizmet verdiğini gösteriyor. Bu durum hem sağlık çalışanlarının iş yükünü artırıyor hem de gerçek acil hastaların hizmete daha zor ulaşmasına neden olabiliyor.</p>

<p><strong>Sebep ne?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bence temel neden tek bir başlık değil. En büyük etkenler şunlar: aile hekimliği ve poliklinik erişiminin her ihtiyacı karşılamaması, randevu sıkıntısı, acilin 7/24 açık ve daha hızlı sonuç alınan yer olarak görülmesi, bir de ücretsiz ve kolay ulaşılır olması. Yani sorun sadece “vatandaş acile gereksiz gidiyor” meselesi değil; sağlık sisteminde acili mecburi çıkış kapısına çeviren yapısal bir tablo var.</p>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HHVlrgsWkAA2d38?format=jpg&amp;name=large" / width="860" height="505"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/acil-serviste-rekor-basvuru-turkiye-1-sirada-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/acil-servis-basvuru.jpg" type="image/jpeg" length="28457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8 Haftalık İlave Doğum İzni İçin Başvuru Süreci Başladı]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/8-haftalik-ilave-dogum-izni-icin-basvuru-sureci-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/8-haftalik-ilave-dogum-izni-icin-basvuru-sureci-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğum izni süresinin uzatılmasına ilişkin yeni düzenleme kapsamında, belirli şartları taşıyan annelere 8 haftalık ilave analık izni hakkı tanındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Buna göre, 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla mevcut doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden henüz 24 hafta geçmemiş olan anneler bu haktan yararlanabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hangi doğum tarihleri kapsama giriyor?</strong></p>

<p>Düzenlemenin kapsamı, doğum tarihine göre netleşti. Buna göre, 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan anneler, diğer şartları da taşımaları halinde 8 haftalık ek doğum izni imkanından faydalanabilecek.</p>

<p>Bu tarihten önce doğum yapanlar ise düzenleme kapsamı dışında kalacak.</p>

<p><strong>Başvuru için 10 iş günü süresi var</strong></p>

<p>İlave analık izninden yararlanmak isteyen çalışan annelerin, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından 10 iş günü içinde görev yaptıkları kuruma başvuruda bulunmaları gerekiyor. Başvurunun süresi içinde yapılması, ek izin hakkının kullanılabilmesi açısından kritik önem taşıyor.</p>

<p><strong>Amaç annelerin doğum sonrası sürecini desteklemek</strong></p>

<p>Yeni uygulama ile annelerin doğum sonrası dönemde bebekleriyle daha uzun süre ilgilenebilmesinin önü açılırken, çalışma hayatı ile aile yaşamı arasındaki dengenin de güçlendirilmesi hedefleniyor. 8 haftalık ilave izin hakkı, özellikle doğum izni süresi yeni sona eren anneler açısından önemli bir destek olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Gözler kurumlara yapılacak başvurularda</strong></p>

<p>Düzenleme kapsamına giren anneler için şimdi gözler başvuru sürecine çevrildi. Çalışanların hak kaybı yaşamaması için doğum tarihi ve süre şartlarını dikkatle inceleyerek, başvurularını belirlenen süre içinde kurumlarına iletmeleri gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/8-haftalik-ilave-dogum-izni-icin-basvuru-sureci-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 21:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/dogum-izni-basvuru.jpg" type="image/jpeg" length="15629"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memişoğlu’ndan e-Nabız’daki yeni hizmete dikkat çeken vurgu]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/memisoglundan-e-nabizdaki-yeni-hizmete-dikkat-ceken-vurgu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/memisoglundan-e-nabizdaki-yeni-hizmete-dikkat-ceken-vurgu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Eczacı Çözüm Kongresi’nde yaptığı konuşmada, kısa süre önce e-Nabız üzerinden devreye alınan “İlacım Nerede?” uygulamasına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memişoğlu, yeni sistem sayesinde vatandaşların reçetelerinde yer alan ilaçların hangi eczanelerde bulunduğunu anlık olarak görebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Vatandaşın ilaca erişimi dijital ortamda kolaylaşıyor</strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, uygulamanın vatandaşların ilaç temin sürecini daha hızlı ve kolay hale getirdiğini ifade etti. Reçetede yer alan ilacın hangi eczanede bulunduğunun sistem üzerinden görülebilmesinin, özellikle zaman kaybını azaltan önemli bir kolaylık sunduğunu vurguladı.</p>

<p>Bu dijital adımın, sağlık hizmetlerinde erişilebilirliği artıran yeniliklerden biri olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>“Vatandaş memnuniyetini artırıyor”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında yeni uygulamanın hasta memnuniyetine katkısına da değinen Memişoğlu, sistemin vatandaşların eczane arama sürecini kolaylaştırdığını söyledi. Memişoğlu, dijital sağlık hizmetlerinin günlük yaşamı kolaylaştıran yönünün bu uygulamada da açık şekilde görüldüğünü ifade etti.</p>

<p><strong>Eczanelerin hizmet kapasitesi daha görünür hale geliyor</strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, “İlacım Nerede?” uygulamasının yalnızca vatandaşlara değil, eczanelere de katkı sunduğunu belirtti. Sistem sayesinde eczanelerin hizmet kapasitesinin dijital platformda daha görünür hale geldiğini kaydeden Memişoğlu, bu durumun sağlık hizmeti sunumunda daha etkin bir yapı oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>Eczacı Çözüm Kongresi’nde dijital sağlık mesajı</strong></p>

<p>Eczacı Çözüm Kongresi’nde katılımcılara hitap eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık sisteminde dijitalleşmenin önemine işaret ederek, vatandaş odaklı uygulamaların yaygınlaştırılmasının sürdürüleceği mesajını verdi. Yeni uygulamanın hem sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırması hem de eczacılık hizmetlerini dijital alanda desteklemesi bakımından dikkat çekici bir adım olduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/memisoglundan-e-nabizdaki-yeni-hizmete-dikkat-ceken-vurgu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/memisoglu.jpg" type="image/jpeg" length="40585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hemşireden Maaş ve Çalışma Koşulları Çıkışı: 'Hastanenin Her Yükü Bizim Omzumuzda']]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/hemsireden-maas-ve-calisma-kosullari-cikisi-hastanenin-her-yuku-bizim-omzumuzda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/hemsireden-maas-ve-calisma-kosullari-cikisi-hastanenin-her-yuku-bizim-omzumuzda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir hemşirenin maaşlar ve çalışma koşullarına ilişkin yaptığı değerlendirmeler, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunları bir kez daha gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıklamada, hemşirelerin üstlendiği görevlerin yalnızca hasta bakımıyla sınırlı olmadığı, sağlık sisteminin birçok alanında aktif sorumluluk taşıdığı vurgulandı.</p>

<p><strong>“Aldığımız maaş yaptığımız işe göre çok az”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hemşire, yaptığı açıklamada mevcut ücretlerin üstlenilen görev ve sorumluluklarla kıyaslandığında yetersiz kaldığını belirtti. Hemşirelik mesleğinin hastane işleyişinde merkezi bir rol oynadığını ifade eden sağlık çalışanı, verilen emeğin maaşlara yeterince yansımadığını dile getirdi.</p>

<p><strong>“Yeri geliyor doktor, sekreter, teknik servis oluyoruz”</strong></p>

<p>Açıklamada, hemşirelerin görev tanımının çoğu zaman sınırlarının ötesine geçtiğine dikkat çekildi. Gün içinde farklı alanlarda sorumluluk üstlenmek zorunda kaldıklarını belirten hemşire, zaman zaman doktor, sekreter ya da teknik servis personeli gibi birçok farklı görevi aynı anda yerine getirdiklerini söyledi.</p>

<p>Bu durumun, hem iş yükünü artırdığı hem de mesleki yıpranmayı derinleştirdiği ifade edildi.</p>

<p><strong>“Hemşire sadece tedavi değil, manevi destek de veriyor”</strong></p>

<p>Hemşirelik hizmetinin yalnızca tıbbi uygulamalarla sınırlı olmadığına işaret eden sağlık çalışanı, hasta ve hasta yakınlarıyla kurulan iletişimin de mesleğin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Hemşirelerin gerektiğinde yalnızca bakım veren değil, aynı zamanda manevi destek sunan bir rol de üstlendiğini belirten hemşire, sağlık hizmetinin insani boyutunun çoğu zaman hemşireler üzerinden yürüdüğünü kaydetti.</p>

<p><strong>Çalışma koşulları yeniden tartışılıyor</strong></p>

<p>Bu açıklamalar, hemşirelerin çalışma şartları, görev yükü ve ücret politikalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Sağlık hizmetinin sürekliliğinde kritik rol üstlenen hemşirelerin, artan sorumluluklarına rağmen ekonomik ve mesleki anlamda yeterince desteklenmediği yönündeki görüşler, sahadan gelen değerlendirmelerle daha görünür hale geliyor.</p>

<p><strong>Hemşirelerin emeği için yeni düzenleme çağrısı</strong></p>

<p>Sağlık çalışanlarının sahadaki çok yönlü rolüne dikkat çeken bu değerlendirmeler, hemşirelik mesleğinin yalnızca sayı olarak değil, haklar ve temsil bakımından da güçlendirilmesi gerektiği yönündeki çağrıları artırıyor. Özellikle maaşların iş yüküne uygun hale getirilmesi, görev tanımlarının netleştirilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talepleri sağlık gündemindeki yerini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/hemsireden-maas-ve-calisma-kosullari-cikisi-hastanenin-her-yuku-bizim-omzumuzda</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/yorgun-hemsire.jpg" type="image/jpeg" length="71561"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum İzni 24 Haftaya Çıkarıldı: Yeni Düzenleme Resmi Gazete’de Yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/dogum-izni-24-haftaya-cikarildi-yeni-duzenleme-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/dogum-izni-24-haftaya-cikarildi-yeni-duzenleme-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararnameyle, kamu ve özel sektörde çalışan anneleri ilgilendiren doğum izni süresinde önemli bir artışa gidildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni düzenlemeyle birlikte doğum izni, doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya yükseltildi.</p>

<p>Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte çalışan annelerin analık izni haklarında yeni dönem başladı.</p>

<p><strong>Doğum sonrası izin süresi uzatıldı</strong></p>

<p>Düzenlemenin en dikkat çeken yönü, doğum sonrası ücretli izin süresinin genişletilmesi oldu. Daha önce toplam 16 hafta olarak uygulanan doğum izni, yeni kararla 24 haftaya çıkarıldı. Böylece annelere, doğum sonrası süreçte bebekleriyle daha uzun süre ilgilenebilme imkanı tanındı.</p>

<p>Yeni uygulamanın hem anne sağlığı hem de çocuk gelişimi açısından önemli bir adım olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Yeni doğum yapan annelere ek izin imkanı</strong></p>

<p>Düzenleme yalnızca bundan sonra doğum yapacak anneleri değil, yakın dönemde doğum izni sona ermiş olan çalışanları da kapsıyor. Buna göre, belirli şartları taşıyan anneler doğum izni sürelerini 24 haftaya tamamlama hakkından yararlanabilecek.</p>

<p>Bu kapsamda en kritik kriter, doğum tarihinden itibaren geçen sürenin 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftayı henüz doldurmamış olması olarak açıklandı. Bu şartı sağlayan annelerin başvuru yapmaları halinde 8 haftaya kadar ek analık izni kullanabileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Başvuru detayları Bakanlık tarafından duyurulacak</strong></p>

<p>Ek izin hakkından yararlanmak isteyen çalışan annelere ilişkin başvuru usulü ve teknik ayrıntıların, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın resmi internet sitesi üzerinden paylaşılacağı bildirildi. Başvuru sürecinin nasıl işleyeceği, hangi belgelerin isteneceği ve izin hakkının nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntıların Bakanlık açıklamasıyla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>Doğum öncesi çalışma süresinde de değişiklik yapıldı</strong></p>

<p>Yeni düzenleme, doğum öncesinde çalışılabilecek süreye ilişkin uygulamayı da değiştirdi. Sağlık durumu uygun olan anne adaylarının, doğumdan önce görevine devam edebileceği süre 3 haftadan 2 haftaya indirildi. Böylece doğumdan sonra kullanılabilecek izin süresi de 1 hafta daha artırılmış oldu.</p>

<p>Bu değişiklikle, annelerin doğum sonrası dönemde daha uzun süre izinli kalabilmesinin önü açıldı.</p>

<p><strong>Babalık izninde kamu-özel sektör eşitliği</strong></p>

<p>Kararname yalnızca anneleri değil, babaları da ilgilendiren bir düzenleme içerdi. Buna göre özel sektörde çalışan babaların izin süresi de kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkarıldı. Böylece babalık izninde kamu ve özel sektör arasındaki süre farkı ortadan kaldırılmış oldu.</p>

<p>Bu adımın, doğum sonrası aile içi destek sürecini güçlendirmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>Koruyucu ailelere de izin hakkı tanındı</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte koruyucu aile olacak çalışanlara da 10 gün izin hakkı getirildi. Bu uygulamanın, çocukların yeni aile ortamına uyum sürecini desteklemesi ve koruyucu aile sistemini teşvik etmesi amaçlanıyor.</p>

<p><strong>Çalışma hayatında yeni dönem</strong></p>

<p>Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleme, doğum ve aile yaşamına ilişkin izin haklarında kapsamlı bir değişikliği beraberinde getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/dogum-izni-24-haftaya-cikarildi-yeni-duzenleme-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/resmi-gazete-3.jpg" type="image/jpeg" length="11334"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil Serviste Serum Müdahalesi Faciayla Sonuçlandı: Hasta Görme Yetisini Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/acil-serviste-serum-mudahalesi-faciayla-sonuclandi-hasta-gorme-yetisini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/acil-serviste-serum-mudahalesi-faciayla-sonuclandi-hasta-gorme-yetisini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İddiaya göre, acil serviste tedavi altına alınan bir hastaya takılan serumun akış hızı, hasta yakınları tarafından sağlık görevlilerinin bilgisi dışında artırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tedavi sürecine izinsiz yapılan bu müdahalenin, ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı öne sürüldü.</p>

<p><strong>İlacın kontrollü verilmesi gerekiyordu</strong></p>

<p>Edinilen bilgilere göre, hastaya uygulanan ilacın belirli bir hızda ve kontrollü şekilde verilmesi gerekiyordu. Ancak serumun akış hızının dışarıdan müdahaleyle artırılması sonucu, ilacın yan etkilerinin ağırlaştığı belirtildi. Bu durumun, hastada geri dönüşü son derece ağır bir tabloya neden olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>Hasta görme yetisini yitirdi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olayın ardından hastanın görme yetisini kaybettiği bildirildi. Tedaviye yönelik bilinçsiz müdahalenin, hastanın sağlık durumunda ciddi ve kalıcı hasara yol açtığı değerlendirilirken, yaşanan olay sağlık uygulamalarında yetkisiz müdahalenin ne kadar tehlikeli olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p><strong>Sağlık uzmanlarından uyarı</strong></p>

<p>Uzmanlar, hastane ortamında uygulanan tedavilere hasta yakınlarının ya da üçüncü kişilerin kesinlikle müdahale etmemesi gerektiğini vurguluyor. Serum, ilaç ve tıbbi cihazların kullanımında yapılacak en küçük değişikliğin bile ağır sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekilirken, tüm tedavi sürecinin yalnızca sağlık personelinin kontrolünde yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/acil-serviste-serum-mudahalesi-faciayla-sonuclandi-hasta-gorme-yetisini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/serum-faciasi.jpg" type="image/jpeg" length="79515"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktora İntibakında 'Meslek Şartı' Tartışması]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/doktora-intibakinda-meslek-sarti-tartismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/doktora-intibakinda-meslek-sarti-tartismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu personelinin doktora ve tıpta uzmanlık eğitimine bağlı intibak işlemlerinde uygulanan “meslekle ilgili alan” şartı, memurlar arasında eşitsizlik yarattığı gerekçesiyle yeniden tartışma konusu oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36/A-9 maddesinde yer alan düzenleme, yükseköğrenim üstü eğitim alan memurlara derece ve kademe ilerlemesi imkanı tanırken, doktora eğitiminin yalnızca “meslekleriyle ilgili öğrenim dallarında” yapılmış olması şartını arıyor.</p>

<p>Bu durumun, özellikle farklı kurumlarda aynı nitelikteki doktora programlarının farklı şekilde değerlendirilmesine yol açtığı ve uygulama birliğini zedelediği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Lisansüstü eğitim teşvik ediliyor, ancak kapsam sınırlı kalıyor</strong></p>

<p>Mevcut mevzuata göre, memurluğa girmeden önce ya da memuriyet sırasında yükseköğrenim üstü tıpta uzmanlık belgesi alanlar ile meslekleriyle ilgili alanda doktora yapan memurlara bir derece yükselmesi veriliyor. Yüksek lisans yaparak bir kademe ilerlemesinden yararlanan personelin, daha sonra doktora yapması halinde ise iki kademe ilerlemesi öngörülüyor.</p>

<p>Kamu personel rejiminde lisansüstü eğitimin teşvik edilmesi, hem bireysel gelişimi destekleyen hem de kamu hizmetinin niteliğini artırmayı amaçlayan önemli bir mekanizma olarak değerlendiriliyor. Ancak doktora intibakında alan sınırlamasının sürmesi, bu teşvikin kapsayıcılığına yönelik eleştirileri beraberinde getiriyor.</p>

<p><strong>“Meslekle ilgili alan” ifadesi belirsizlik yaratıyor</strong></p>

<p>Tartışmanın merkezinde, kanunda yer alan “meslekleriyle ilgili öğrenim dallarında” ibaresi bulunuyor. Bu ifadenin açık ve objektif bir tanım içermemesi nedeniyle, aynı doktora programının bir kurumda intibaka esas kabul edilirken başka bir kurumda reddedilebildiği ifade ediliyor.</p>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre, bu belirsizlik hem idari işlemlerde öngörülebilirliği azaltıyor hem de personel açısından ciddi mağduriyetlere neden oluyor. Aynı niteliklere sahip kamu görevlileri arasında farklı uygulamaların ortaya çıkması ise eşitlik ilkesi bakımından sorunlu görülüyor.</p>

<p><strong>Genel idare hizmetleri sınıfında sorun daha belirgin</strong></p>

<p>Söz konusu durumun, teknik hizmetler, sağlık hizmetleri ya da avukatlık gibi mesleğe dayalı kadro unvanı bulunan sınıflarda nispeten daha kolay yorumlandığı belirtiliyor. Ancak görev tanımı daha genel nitelikte olan genel idare hizmetleri sınıfında çalışan personel açısından bu ölçütün çok daha sorunlu hale geldiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu sınıfta görev yapan memurların doktora yaptığı alanların “meslekle ilgili” sayılıp sayılmayacağı, çoğu zaman kurumların yorumuna bırakılıyor. Bu da aynı eğitim geçmişine sahip personelin farklı idari sonuçlarla karşılaşmasına yol açıyor.</p>

<p><strong>Kamu yönetiminde disiplinler arası bilgi ihtiyacı öne çıkıyor</strong></p>

<p>Değerlendirmelerde, günümüz kamu yönetiminin artık yalnızca klasik görev tanımlarıyla açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir yapıya dönüştüğü vurgulanıyor. Dijitalleşme, veri analitiği, stratejik planlama, insan kaynakları yönetimi, hukuk, ekonomi, eğitim yönetimi ve sosyal politika gibi alanların, kamu hizmetinin bütününü etkileyen disiplinler haline geldiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle memurların yalnızca unvanlarıyla doğrudan örtüşen alanlarda değil, farklı disiplinlerde de doktora yapmasının kamu kurumlarına önemli katkı sunduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre bu katkı, her zaman doğrudan görev tanımıyla sınırlı olmasa da kurumsal kapasite, analitik düşünme ve karar alma süreçlerinin kalitesi açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Akademik özgürlük ve kariyer planlaması da etkileniyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut düzenlemenin yalnızca intibak işlemlerinde değil, kamu personelinin akademik tercihleri üzerinde de sınırlayıcı etki yarattığı belirtiliyor. Memurların, derece ve kademe ilerlemesinden yararlanabilmek için yalnızca kadro unvanına uygun alanlara yönelmek zorunda kaldığı, bunun da akademik özgürlüğü daralttığı ifade ediliyor.</p>

<p>Bu durumun aynı zamanda yükseköğretime katılım motivasyonunu da düşürdüğü, personelin kariyer planlamasında daha sınırlı tercihlere yönelmesine neden olduğu kaydediliyor. Oysa farklı alanlarda alınan lisansüstü eğitimlerin kamu yönetiminde yenilikçi bakış açılarını güçlendirebileceği savunuluyor.</p>

<p><strong>Çözüm önerisi: İbarenin mevzuattan çıkarılması</strong></p>

<p>Tartışmaların odağındaki öneri ise 657 sayılı Kanun’un 36/A-9 maddesinde yer alan “meslekleriyle ilgili öğrenim dallarında” ibaresinin mevzuattan çıkarılması. Bu değişiklikle birlikte, doktora yapan tüm memurlara alan ayrımı yapılmaksızın derece ve kademe ilerlemesi verilmesinin önü açılabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Böyle bir düzenlemenin, hem kurumlar arasındaki farklı uygulamaları sona erdireceği hem de daha objektif, denetlenebilir ve öngörülebilir bir sistem oluşturacağı belirtiliyor.</p>

<p><strong>Eşitlik ve hukuki güvenlik vurgusu</strong></p>

<p>Önerilen değişikliğin hayata geçirilmesi halinde, aynı nitelikteki doktora eğitimlerinin farklı kurumlarda farklı değerlendirilmesinden kaynaklanan eşitsizliklerin giderileceği savunuluyor. Ayrıca idari işlemlerde subjektif yorumlara dayalı farklı uygulamaların önüne geçileceği, kamu personelinin akademik gelişiminin daha geniş bir çerçevede teşvik edileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Disiplinler arası bilgi birikiminin kamu hizmetine daha güçlü şekilde yansıtılmasının da bu değişikliğin önemli sonuçlarından biri olacağı belirtiliyor.</p>

<p><strong>Kamu hizmetinin niteliği açısından da önemli görülüyor</strong></p>

<p>Sonuç olarak, kamu personelinin doktora intibakında uygulanan alan sınırlamasının kaldırılmasının yalnızca çalışan hakları bakımından değil, kamu hizmetinin kalitesinin artırılması açısından da önemli bir adım olacağı ifade ediliyor. Eşitlik, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yapılacak olası bir mevzuat değişikliğinin, kamu personel rejiminde uzun süredir tartışılan bir soruna çözüm getirebileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/doktora-intibakinda-meslek-sarti-tartismasi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/05/doktor-intikabi.jpg" type="image/jpeg" length="44548"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile Hekimliği Yönetmeliğinde Yeni Dönem: Şiddet Uygulayan Hastanın Kaydı Başka Bir Birime Alınacak]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/aile-hekimligi-yonetmeliginde-yeni-donem-siddet-uygulayan-hastanin-kaydi-baska-bir-birime-alinacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/aile-hekimligi-yonetmeliginde-yeni-donem-siddet-uygulayan-hastanin-kaydi-baska-bir-birime-alinacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, 9 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzenlemeyle aile hekimliği sisteminde hizmet sunumu, fiziki şartlar, personel yerleştirmeleri ve sağlıkta şiddet başta olmak üzere birçok başlıkta değişikliğe gidildi.</p>

<p><strong>Sağlıkta şiddete karşı kayıt değişikliği düzenlemesi</strong></p>

<p>Yeni yönetmeliğin en dikkat çeken başlıklarından biri, aile hekimi ya da aile sağlığı çalışanına yönelik şiddet olaylarında uygulanacak kayıt değişikliği oldu. Düzenlemeye göre, şiddet olayının adli ya da mülki idare makamlarınca belgelendirilmesi halinde, şiddet uygulayan kişinin kaydı mevcut aile hekiminden alınacak. Bu kişinin kaydı öncelikle farklı bir aile sağlığı merkezine aktarılacak; ikametine yakın başka bir merkez bulunmaması halinde ise aynı aile sağlığı merkezinde kayıtlı nüfusu en düşük olan aile hekimine yönlendirilecek.</p>

<p><strong>Amaç hem çalışanı korumak hem hizmeti sürdürmek</strong></p>

<p>Bakanlığa ilişkin bilgilendirmede, düzenlemenin kamu hizmetinin kesintisiz ve etkin biçimde yürütülmesi ile vatandaşın sağlık hizmetine aksamadan erişmesinin hedeflendiği belirtildi. Aynı çerçevede aile sağlığı merkezlerinin “kamu sağlık kuruluşu” niteliği açık biçimde vurgulanırken, hizmet mekanlarına ilişkin asgari fiziki şartlar da güncellendi. Ortak kullanılan malzemelerin aile sağlığı merkezine ait olduğu hükmü de netleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Aile hekimliği sisteminde yeni görev ve uygulamalar</strong></p>

<p>Yönetmelikte, aile hekimlerinin görev tanımında da bazı değişiklikler yapıldı. Buna göre aile hekimleri, vekalet veya görevlendirme halinde sorumlu oldukları birimin tüm işlemlerini yürütmekle yükümlü olacak. Ayrıca Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslara göre uzaktan sağlık hizmeti sunulmasına da açık hüküm getirildi.</p>

<p><strong>Askerlik ve doğum sonrası dönüşte öncelik netleştirildi</strong></p>

<p>Düzenleme, aile hekimi olarak görev yaparken askerlik ya da doğum nedeniyle uygulamadan ayrılan hekimlerin sisteme dönüş sürecine de açıklık getirdi. Buna göre, belirli şartları taşıyan hekimlerin yeniden yerleştirme sürecinde bir defaya mahsus öncelik hakkından nasıl yararlanacağı daha açık biçimde düzenlendi. Bakanlık bilgilendirmesinde, bu değişikliğin uygulamadaki farklı yorumları önlemek amacıyla yapıldığı ifade edildi.</p>

<p><strong>ASM’lerde oda kriteri değişti</strong></p>

<p>Aile sağlığı merkezlerinin fiziki yapısına ilişkin kriterlerde de güncelleme yapıldı. Yeni düzenlemeyle, “aşılama ve bebek-çocuk izlemleri odası” ile “gebe izlem ve üreme sağlığı odası” için ilave oda şartı her dört hekim yerine her beş hekim için aranacak. Bakanlık, bu değişiklikle kullanılmayan alanların sisteme daha verimli kazandırılmasını amaçladığını belirtti.</p>

<p><strong>Uygulamanın sahadaki etkisi izlenecek</strong></p>

<p>Yönetmelik, aile hekimliği hizmetlerinde uygulama birliğini güçlendirmeyi ve çalışan güvenliğini artırmayı hedefliyor. Ancak sağlıkta şiddetle mücadelede bu tür idari düzenlemelerin tek başına yeterli olup olmayacağı, önümüzdeki dönemde sahadaki uygulamalar ve yeni değerlendirmelerle daha net ortaya çıkacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/aile-hekimligi-yonetmeliginde-yeni-donem-siddet-uygulayan-hastanin-kaydi-baska-bir-birime-alinacak</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/04/aile-hekimligi-yonetmeligi-yeni-donem.jpg" type="image/jpeg" length="93236"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi Ve Emekli Haklarında 24 Yıllık Dönüşüm Yeniden Gündemde]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/isci-ve-emekli-haklarinda-24-yillik-donusum-yeniden-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/isci-ve-emekli-haklarinda-24-yillik-donusum-yeniden-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de son 24 yılda işçi ve emekli haklarına yönelik yapılan düzenlemeler, çalışma hayatının en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>30 Nisan 2026 itibarıyla yapılan değerlendirmelerde, 2002’den bu yana hayata geçirilen 24 ayrı düzenlemenin emekçilerin sosyal ve ekonomik yaşamı üzerindeki etkileri yeniden gündeme taşındı.</p>

<p>Kıdem tazminatı, emeklilik yaşı, asgari ücret, sosyal güvenlik uygulamaları ve iş güvenliği gibi pek çok alanda yapılan değişikliklerin, çalışma hayatında önemli bir dönüşüm yarattığı ifade ediliyor. Ancak bu adımların sahadaki karşılığı konusunda farklı değerlendirmeler yapılıyor.</p>

<p><strong>Düzenlemeler geniş bir alanı kapsadı</strong></p>

<p>Son 24 yılda yapılan düzenlemelerin yalnızca ücret politikalarıyla sınırlı kalmadığı, sosyal güvence sisteminden emeklilik şartlarına kadar geniş bir alanı etkilediği belirtiliyor. Özellikle çalışanların haklarının yasal zeminde güçlendirilmesi, sosyal koruma mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve iş yaşamına ilişkin yeni uygulamaların devreye alınması, bu dönemin öne çıkan başlıkları arasında gösteriliyor.</p>

<p>2020 sonrasındaki adımların ise daha çok pandemi sonrası ekonomik ve sosyal etkileri azaltmaya dönük bir çerçevede şekillendiği değerlendiriliyor. Bu süreçte hem çalışanların hem de emeklilerin gelir düzeyini korumaya yönelik çeşitli düzenlemeler yapıldığı ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Satın alma gücü tartışması sürüyor</strong></p>

<p>Yapılan düzenlemelerin önemli bir bölümünün doğrudan işçi ve emeklilerin gelir düzeyine etki ettiği belirtilse de, ekonomik göstergeler nedeniyle beklenen sonucun her alanda tam anlamıyla alınamadığı görüşü öne çıkıyor. Özellikle yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve döviz kuru hareketliliği nedeniyle maaş ve ücretlerde yapılan artışların zaman zaman kısa sürede etkisini yitirdiği değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu çerçevede, emekli maaşları ve ücret artışlarının kağıt üzerinde önemli görünmesine rağmen, günlük yaşamda alım gücünü aynı ölçüde koruyamadığı yönünde yorumlar yapılıyor. Uzman değerlendirmelerinde, bazı dönemlerde yapılan zamların enflasyon karşısında yetersiz kaldığı görüşü dile getiriliyor.</p>

<p><strong>İş sağlığı ve güvenliğinde dikkat çeken gelişme</strong></p>

<p>Çalışma hayatında öne çıkan bir başka başlık ise iş sağlığı ve güvenliği alanında yapılan düzenlemeler oldu. Denetimlerin artırılması, işverenlerin sorumluluklarının daha belirgin hale getirilmesi ve cezai yaptırımların güçlendirilmesiyle birlikte iş kazalarının azaltılması yönünde önemli adımlar atıldığı ifade ediliyor.</p>

<p>Yapılan değerlendirmelerde, özellikle son yıllarda iş güvenliği alanında daha sıkı uygulamalara geçilmesinin olumlu sonuçlar verdiği belirtiliyor. İş kazalarının geçmiş yıllara kıyasla düşüş göstermesinde, mevzuat değişiklikleri kadar denetim mekanizmalarının daha etkin çalışmasının da rol oynadığı vurgulanıyor.</p>

<p><strong>Kayıt dışı istihdam ve sendikal haklar öne çıkıyor</strong></p>

<p>Buna karşın uzmanlar, işçi ve emekli hakları alanında atılan adımların yeterli olduğunu söylemek için erken olduğu görüşünde. Özellikle kayıt dışı istihdamın hâlâ önemli bir sorun olmaya devam ettiği, bunun da çalışanların sosyal güvenceye erişimini ve haklarını doğrudan etkilediği ifade ediliyor.</p>

<p>Ayrıca sendikal haklar, örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık gücüne ilişkin alanlarda daha güçlü reformlara ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Çalışma hayatında kalıcı bir iyileşme için yalnızca ücret artışlarının değil, yapısal sorunların da çözülmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p><strong>Kazanımlar var, ancak kalıcı refah için yeni adımlar isteniyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son 24 yılda yapılan düzenlemelerin işçi ve emekliler açısından önemli kazanımlar sağladığı kabul edilse de, sürdürülebilir refahın yalnızca bu adımlarla sağlanamayacağı görüşü öne çıkıyor. Uzmanlara göre, çalışma hayatının daha adil, daha güvenceli ve daha dengeli hale gelmesi için yeni reformlara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>30 Nisan 2026 itibarıyla yapılan genel değerlendirmelerde, işçi ve emekli haklarında atılan adımların önemli bir dönüşüm yarattığı ancak eksik kalan alanların tamamlanması için reform sürecinin devam etmesi gerektiği ifade ediliyor. Çalışma yaşamında bundan sonraki dönemde gözler, özellikle gelir dağılımı, kayıt dışılık ve sosyal güvence başlıklarında atılacak yeni adımlara çevrildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/isci-ve-emekli-haklarinda-24-yillik-donusum-yeniden-gundemde</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/04/isci-ve-emekli-haklari.jpg" type="image/jpeg" length="90538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sahte Engelli Raporuyla Memur Olan Kişinin Görevden Çıkarılması Hukuka Uygun Bulundu]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/sahte-engelli-raporuyla-memur-olan-kisinin-gorevden-cikarilmasi-hukuka-uygun-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/sahte-engelli-raporuyla-memur-olan-kisinin-gorevden-cikarilmasi-hukuka-uygun-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, sahte engelli sağlık kurulu raporuyla kamu görevine atandığı belirlenen bir memurun görevine son verilmesine ilişkin işlemi hukuka uygun buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karar, memuriyete girişte aranan şartların sonradan sağlanmadığının ortaya çıkması halinde idarenin görevine son verme yetkisini bir kez daha gündeme taşıdı.</p>

<p>Dosyaya konu olayda, Bitlis’te 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulu’nda yardımcı hizmetler sınıfında hizmetli kadrosunda görev yapan kişinin, engelli kadrosundan atanmasına esas olan sağlık kurulu raporunun sahte olduğu tespit edildi. Bunun üzerine ilgili kişi hakkında tesis edilen görevden çıkarma işlemi yargıya taşındı.</p>

<p><strong>İlk derece mahkemesi ve istinaf farklı değerlendirdi</strong></p>

<p>Yargı sürecinin ilk aşamalarında, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı. İlk derece mahkemesi, davacı hakkında yürütülen adli soruşturmada “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verilmesini ve idari süreçte yer alan bazı yazışmaları dikkate alarak işlemin iptaline karar verdi.</p>

<p>İstinaf incelemesinde de benzer yönde bir değerlendirme yapıldı. Özellikle Van Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gönderilen ve ilk yazının sehven iletildiğini belirten resmi yazıya dikkat çekilerek, davacının raporuna ilişkin çelişkili bir durum bulunduğu kanaatine varıldı.</p>

<p><strong>Savcılık kararı, raporun gerçek olduğu anlamına gelmedi</strong></p>

<p>Ancak dosyada yer alan adli soruşturma ayrıntıları, sürecin seyrini değiştirdi. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada her ne kadar “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verilmiş olsa da bu karar, raporun sahte olmadığı anlamına gelmedi.</p>

<p>Aksine soruşturma dosyasında, raporun aldatma kabiliyetinin düşük olduğu ve basit bir incelemeyle sahteliğinin anlaşılabileceği gerekçesiyle ceza soruşturması yönünden suçun unsurlarının oluşmadığı belirtildi. Yani ceza soruşturmasında verilen karar, belgenin gerçekliğini değil, ceza hukuku bakımından oluşan şartları değerlendirdi.</p>

<p><strong>Kriminal inceleme: Belge tamamen sahte</strong></p>

<p>Danıştay’ın kararında belirleyici unsurlardan biri de Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından hazırlanan uzmanlık raporu oldu. Bu raporda, davacının atamasına esas teşkil eden engelli sağlık kurulu belgesinin tamamen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetine sahip bulunduğu tespitine yer verildi.</p>

<p>Böylece raporun yalnızca tartışmalı ya da eksik değil, doğrudan sahte olduğuna ilişkin teknik inceleme sonucunun dosyada açık biçimde bulunduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>Adli Tıp raporu da şartların taşınmadığını ortaya koydu</strong></p>

<p>Yüksek yargının değerlendirmesinde yalnızca belgenin sahteliği değil, davacının memuriyete girişte aranan temel koşulları sağlayıp sağlamadığı da incelendi. Dosyada yer alan Adli Tıp raporuna göre, kişinin engelli memur kadrosuna atanabilmesi için gerekli olan en az yüzde 40 engel oranını, atama tarihinde taşımadığı belirlendi.</p>

<p>Bu tespit, memuriyet statüsüne girişte gerekli objektif şartın en başından itibaren mevcut olmadığını ortaya koydu. Danıştay da kararında tam olarak bu noktaya dikkat çekti.</p>

<p><strong>Danıştay: Hukuk dışı kazanım korunamaz</strong></p>

<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, memuriyete alınma şartlarından birinin taşınmadığının sonradan anlaşılması halinde, bu statünün korunamayacağını vurguladı. Kararda, aksi yönde verilecek bir kararın hukuk dışı şekilde elde edilmiş bir kamu statüsünün korunması sonucunu doğuracağı ifade edildi.</p>

<p>Kurul, hem sahte rapor tespiti hem de gerekli engel oranının bulunmadığının belirlenmesi karşısında, ilgili kişinin görevine son verilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğuna hükmetti.</p>

<p><strong>657 sayılı Kanun’a dayandırıldı</strong></p>

<p>Görevden çıkarma işleminin dayanağını ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi oluşturdu. Söz konusu hüküm, memuriyete giriş şartlarını taşımadığı sonradan anlaşılan kişilerin görevlerine son verilebilmesine imkan tanıyor.</p>

<p>Danıştay da somut olayda, davacının atama için gerekli şartı taşımadığının ortaya çıkması nedeniyle bu hükmün uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vardı.</p>

<p><strong>Karar, kamuya girişte belge güvenliğini yeniden gündeme taşıdı</strong></p>

<p>Karar, kamu görevine girişte sunulan belgelerin doğruluğu ve atama şartlarının titizlikle denetlenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle engelli kadroları gibi özel statüye dayalı atamalarda, hem belge güvenliği hem de objektif kriterlerin doğru şekilde incelenmesi gerektiği vurgulanmış oldu.</p>

<p>T.C.</p>

<p>DANIŞTAY</p>

<p>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Esas No: 2025/1197</p>

<p>Karar No: 2025/3071</p>

<p>İSTEMİN KONUSU:</p>

<p>... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p>YARGILAMA SÜRECİ:</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Dava konusu istem:</p>

<p>Bitlis ili, 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulunda yardımcı hizmetler sınıfında hizmetli unvanı ile görev yapan davacının, engelli kadrosuna yapılan atamasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iptal edilmesine ilişkin Bitlis Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:</p>

<p>...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davacının, atanmaya esas teşkil eden engelli sağlık kurulu raporunun, Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimliğinin ... tarih ve ... sayılı, mezkur raporun aslına rastlanmadığı yolundaki yazısı uyarınca sahte olduğu kabul edilerek görevine son verilmiş ise de, Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimliğinin anılan yazısında; söz konusu sağlık kurulu raporunun anılan hastane tarafından düzenlenmediğinin değil, rapor aslının hastanenin arşiv kayıtlarında bulunamadığının belirtildiği, buna rağmen idarece bu durum, sağlık raporunun anılan hastane tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğu şeklinde kabul edilerek işlem tesis edildiği, ancak söz konusu raporun doğru olup olmadığının tespiti amacıyla, raporda ismi geçen doktorlara ait imzaların gerçekliği ve rapora imza atan personelin gerçekten o tarihte anılan hastanede görevli olup olmadıkları araştırılmadığı gibi bu işlemleri yapan personelin bilgisine de başvurulmadığı, ayrıca rapor tarihi ve öncesinde davacının hastane giriş kayıtları, raporda üstü çizili kimlik numarasının kime ait olduğu, söz konusu kişi tarafından raporda geçen tarihlerde anılan hastaneye başvuruda bulunulup bulunulmadığı hususlarının da araştırılmadığı, bir başka ifadeyle söz konusu raporun sahte olduğuna yönelik olarak anılan rapor üzerinde ve raporu düzenlediği iddia edilen personel hakkında hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığı, davacının engel durumunun ispatı için 05/06/2018 tarihinde Tatvan Devlet Hastanesine başvurması üzerine %57 oranında özürlü olduğu yönünde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunun dosyaya sunulduğu dikkate alındığında; sahte olduğu iddia edilen raporda belirtilen teşhisler de göz önünde bulundurularak davacının rapor tarihi itibariyle gerçekte engelli olup olmadığı hususunda gerekli araştırmalar yapılmadan ve raporun sahteliği ortaya konulmadan, davalı idare tarafından eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği anlaşıldığından, sadece raporun aslının bulunmadığından bahisle söz konusu raporun sahte olduğu kabul edilerek davacının atamasının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:</p>

<p>... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Daire kararının özeti:</p>

<p>Danıştay Onikinci Dairesinin 22/10/2024 tarih ve E:2021/4699, K:2024/4453 sayılı kararıyla; ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, atamaya esas teşkil eden engelli sağlık kurulu raporunun aldatma kabiliyetini haiz olmadığı, basit bir araştırmayla sahteliğinin anlaşılacağı belirtilerek, suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle davacının beraatine karar verilmiş ise de; gerek, beraat kararında aldatma kabiliyeti olmasa da raporun sahteliğinin tespit edildiği, gerekse, yargılama sırasında davacının atamaya esas teşkil eden sağlık kurulu raporu üzerinde, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarınca yapılan inceleme neticesinde alınan 25/12/2018 tarihli uzmanlık raporunda belgenin külliyen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun belirtildiği, diğer bir ifadeyle yaptırılan uzman incelemesi sonucunda raporun sahteliğinin ortaya konulduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti:</p>

<p>... Bölge İdare Mahkemesi ...dari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararıyla; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin...tarih E:..., K:...sayılı kararı ile kaldırıldığı, kaldırma kararında; "Tatvan Devlet Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda sanığın %49 oranında engelli olduğunun belirtildiği, aynı hastanenin yazısı ile bu sağlık kurulu raporunun hastane arşivinde aslına rastlanılmadığının ancak hastanın 17/06/2009 tarihinde sağlık kurulu raporu girişinin olduğunun belirtildiği, sanık hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine soruşturma başlatıldığı, Bitlis Devlet Hastanesinden alınan ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda ise sanığın %57 oranında engelli olduğunun tespit edildiği, yine Bitlis Devlet Hastanesinden alınan ... tarih ve ... nolu sağlık kurulu raporunda ise sanığın %28 oranında engelli olduğunun belirtildiği ve dosya içerisinde sanığın farklı oranlarda engelli olduğunu belirtir 3 adet sağlık kurulu raporu olduğunun anlaşılması karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından tüm sağlık kurulu raporlarının tetkiki ile birlikte Adli Tıp kurumuna gönderilerek sanığın 2009 yılı engel oranı ile güncel engel oranının ne olduğunun ve bir engel durumu var ise yıllar arasında bu engel oranının değişiklik gösterip göstermeyeceğinin sorulması ve toplanan delillere göre hukuki durumunun tespit edilmesi gerekmesine rağmen eksik incelemeye göre karar verildiği" gerekçesine yer verildiği ve ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tespit ve değerlendirmelerin ceza mahkemesi kararının kaldırılmasına dair Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki tespitlerle uyumlu olduğu, ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle, istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:</p>

<p>Davalı idare tarafından, davacının memuriyete atanmasına esas teşkil eden sağlık kurulu raporuna hastane arşivinde rastlanmadığı ve raporda yer alan "..." protokol numarasının başka bir hastaya ait olduğunun tespit edildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararında dahi raporun aldatma kabiliyeti bulunmasa bile sahteliğinin açıkça ortaya konulduğu, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen uzmanlık raporu ile belgenin külliyen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun bilimsel olarak kanıtlandığı, idari işlemin sebep ve konu unsurlarını oluşturan raporun sahte olmasının, işlemi kanuna aykırı ve hukuken sakat hale getirdiği, bu nedenle, hukuka aykırı dayanağa istinaden tesis edilen atama işleminin iptaline yönelik ısrar kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:</p>

<p>Davacı tarafından, resmi belgede sahtecilik suçundan hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği ve ceza mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu, belgede sahtecilik ve iğfal kabiliyeti hususundaki takdir yetkisinin münhasıran mahkemeye ait olduğu, dolayısıyla mahkeme emrindeki kolluk biriminin raporunun, mahkeme hükmüne üstün tutulamayacağı, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı raporunda, iddia edilenin aksine, belgenin "külliyen sahte" olduğuna dair bir ifadenin yer almadığı, raporun sonuç kısmında belgenin aksi ispat edilene kadar muteber kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, atama iptali sürecinde şahsi başvurusuyla aldığı %57 engel oranını gösteren 02/07/2018 tarihli raporun gerçek engel durumunu kanıtladığı ve bu raporun Danıştay tarafından hiç tartışılmadığı, atamaya esas teşkil eden belgelerin doğruluğunu teyit etme yükümlülüğünün idareye ait olduğu ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin davacı aleyhine yorumlanamayacağı, Danıştayın benzer mahiyetteki dosyalarda verdiği lehe kararlarla çelişerek eşitlik ilkesini ihlal edildiği ve kesinleşmiş beraat kararının dikkate alınmamasının Anayasa Mahkemesi içtihatları uyarınca hak ihlali teşkil ettiği savunulmaktadır.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ:</p>

<p>Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p>İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p>MADDİ OLAY:</p>

<p>Bitlis ili, 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulunda yardımcı hizmetler sınıfında hizmetli kadrosunda görev yapan davacı hakkında; 2015 yılı EKPSS yerleştirme sonuçlarına göre engelli kontenjanından atanmasına esas teşkil eden sağlık kurulu raporunun sahte olduğu yönündeki iddialar nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının... tarih ve ...sayılı Makam Oluru ile inceleme-soruşturma başlatılmıştır.</p>

<p>Soruşturma sürecinde Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimliğinin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı engelli sağlık kurulu raporunun aslına hastane arşivinde yapılan geniş kapsamlı taramalarda rastlanılmadığı, mezkur protokol numarasının sistem kayıtlarında başka bir şahsa ait olduğu ve raporun ilgili hastane tarafından düzenlenmediği bildirilmiştir.</p>

<p>Söz konusu soruşturma neticesinde, anılan hastane yazısı dikkate alınarak, davacının atanmasına esas teşkil eden engelli sağlık kurulu raporunun ilgili hastane tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğunun anlaşıldığından bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması" şartının gerçekleştiği gerekçesiyle, Bitlis Valiliğinin ...tarih ve ... sayılı işlemi ile davacının görevine son verilmiş, bunun üzerine anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>

<p>İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p>A. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu:</p>

<p>Madde 48: Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır: ... A) Genel şartlar: ... 7. 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak. B) Özel şartlar: ... 2. Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak.</p>

<p>Madde 53: Kurum ve kuruluşlar bu Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır. % 3'ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (yurtdışı teşkilat hariç) toplam dolu kadro sayısı dikkate alınır.</p>

<p>Engelliler için sınavlar, ilk defa Devlet memuru olarak atanacaklar için açılan sınavlardan ayrı zamanlı olarak, engelli kontenjanı açığı bulunduğu sürece engel grupları ve eğitim durumları itibarıyla sınav sorusu hazırlanmak ve ulaşılabilirliklerini sağlamak suretiyle merkezi olarak yapılır veya yaptırılır.</p>

<p>...</p>

<p>Engellilerin memurluğa alınma şartlarına, merkezi sınav ve yerleştirmenin yapılmasına, eğitim durumu ve engel grupları dikkate alınarak kura usulü ile yapılacak yerleştirmelere, engellilerin görevlerini yürütmelerinde hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceğine, kamu kurum ve kuruluşlarınca engelli personel istihdamı ile ilgili istatistiksel verilerin bildirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşü alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.</p>

<p>Madde 98: Devlet memurlarının; ... b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; ... hallerinde memurluğu sona erer.</p>

<p>B. Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik (RG: 07/02/2014 - 28906):</p>

<p>Madde 4: (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; ... ç) Engelli: Doğuştan veya sonradan; bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yetenekleri bakımından engel oranının yüzde kırk veya üzerinde ve çalışabilir durumda olduğunu mevzuat hükümlerine göre alınacak sağlık kurulu raporu ile belgeleyenleri, ... ifade eder.</p>

<p>Madde 15: ... (4) Gerçeğe aykırı belge verdiği veya beyanda bulunduğu tespit edilenlerin atamaları yapılmaz, atamaları yapılmış ise iptal edilir, bu kişiler hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır. Gerçeğe aykırı belge verdikleri veya beyanda bulundukları tespit edilen adaylar hakkında yapılacak işlemler, atama başvuru formunda kamu kurum ve kuruluşları tarafından yazılı olarak belirtilir.</p>

<p>C. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu:</p>

<p>Madde 49: ... 2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay'a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.</p>

<p>Madde 50: ... 5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi halinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur.</p>

<p>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, devlet memurlarının memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi, Devlet memurluğunu sona erdiren sebepler arasında düzenlenmiştir. Engelli personel atamalarında, ilgili mevzuat uyarınca en az %40 oranında engel durumunu gösterir sağlık kurulu raporuna sahip olunması, memuriyete giriş için temel bir "özel şart" niteliğindedir.</p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; davacının ...tarih ve ... sayılı engelli sağlık kurulu raporuna istinaden hizmetli kadrosuna atandığı, ancak yapılan teyit çalışmaları sonucunda bahse konu raporun Tatvan Devlet Hastanesi arşivinde bulunmadığı, ... protokol numarasının aslında N.A. isimli başka bir şahsa ait olduğu ve rapor üzerindeki T.C. kimlik numarasının elle değiştirildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>İdare Mahkemesince, davalı idarenin yalnızca raporun hastane arşivinde bulunmadığından hareketle işlem tesis ettiği, rapordaki imzaların gerçekliğinin, doktorların o tarihte görev yapıp yapmadığının ve hastane giriş kayıtlarının yeterince araştırılmadığı, davacının süreç içerisinde aldığı yeni raporlarla engel durumunu ispatladığı, dolayısıyla idarenin "eksik inceleme" ile işlem tesis ettiği gerekçelerine yer verilmiş; Bölge İdare Mahkemesi ise, davacı hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan verilen beraat kararının, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin 30/12/2021 tarihli kararıyla bozulduğunu ve anılan ceza yargılamasına ilişkin bozma kararında yer alan; "davacının farklı tarihlerde aldığı raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti gerektiği" yönündeki değerlendirmelerin, İdare Mahkemesinin "eksik inceleme" gerekçesiyle uyumlu olduğunu belirterek ilk kararında ısrar etmiştir.</p>

<p>Ancak idari yargılama usulünde geçerli olan "re'sen araştırma ilkesi" uyarınca, idari işlemin sıhhatine ilişkin şüphelerin varlığı halinde, yargı yerinin bu eksikliği idareye rücu ederek değil, maddi gerçeği bizzat ortaya koyacak araştırma ve bilirkişi incelemeleriyle gidermesi asıldır. İdarenin işlem tesis ederken yaptığı incelemenin derinliği ne olursa olsun, yargılama aşamasında ulaşılan somut ve teknik bulguların, işlemin sebep unsuru yönünden kesin bir kanaat oluşturması durumunda, artık "eksik inceleme" gerekçesiyle iptal kararı verilmesi usul ekonomisine ve idari yargı denetiminin amacına uygun düşmeyecektir.</p>

<p>Ceza yargılamasındaki sürece bakıldığında ise; bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile davacının beraatine karar verildiği görülmektedir. Söz konusu beraat kararının gerekçesinde; "her ne kadar Adli Tıp Kurumunca sanığın 2009 yılında da engel oranının %40'ın altında olduğu belirtilmiş ise de, mahkememizce yapılan gözlemde sanığa ait ... sayılı rapor ile diğer raporlar arasında düzenleniş ve yazı itibariyle benzer olmaları, sanık hakkında soruşturmada daha yüksek oranda engel oranı belirlemesi yapılmış olması nedenleri itibariyle sanık hakkındaki engel oranı farklılıklarının tıbbi görüş farklılıklarından doğmuş olabileceği, bunun sanık tarafında sahte içerik olarak düzenlendiğini göstermeyeceği, ...İdare Mahkemesi ... E., ...K. Sayılı kararı ile sanık hakkındaki atama işleminin iptaline dair idari işlem hakkında iptal kararı vermesi, raporun aslının hastanede bulunmamasının veya aynı numarada iki ayrı kişiye ait raporun sanığın kusurundan kaynaklı olup olmadığının belirsiz olduğu, bahsi geçen idari dava uyarınca Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından düzenlendiği belirtilen, müracaat tarihi 17.06.2009, rapor tarihi ise 23.06.2009 olan ... sayılı engelli sağlık kurulu raporunda yer alan (sanığa ait kimlik numarasının yanında yazan ve üstü çizili olan) T.C. kimlik numarası ile raporda belirtilen tarihlerde hastaneye başvuruda bulunan hastanın olup olmadığının, ayrıca bahsi geçen engelli sağlık kurulu raporunda yer alan tarihlerde davacı tarafından hastaneye başvuru yapılıp yapılmadığının sorulduğu, ara karara cevaben sunulan 20.12.2018 yazıda, ara kararda belirtilen kimlik numarası ile 23.06.2009 tarihinde özürlü sağlık kurulu raporu için E.K. tarafından hastaneye başvuruda bulunulduğunun belirtildiği ve E.K.'ya ait hasta bilgi formları ile ... tarih ve ... sayılı engelli sağlık kurulu raporunun bir örneğinin sunulduğu, aynı zamanda yazı ekinde sanık tarafından 17.06.2009 tarihinde hastaneye başvuru yapıldığına ilişkin hasta bilgi formlarının bir örneğinin gönderildiği, sahte olduğu iddia edilen rapor (... olan ... sayılı) ile E.K.'ya ait rapor (... tarih ve ... sayılı) incelendiğinde, özre ilişkin klinik bulgular, radyolojik tetkikler ve laboratuvar bilgileri ile özür oranının birbirinden farklı olduğunun görüldüğü anlaşılmakla belirtilen nedenlerle sanığın atılı suçları işlediğine dair mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması" hususlarına yer verilmiş olup, bu kararın henüz kesinleşmediği görülmektedir.</p>

<p>Ceza yargılamasında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi ve suçun manevi unsuru (kast) üzerinden yapılan değerlendirme, idari yargıdaki objektif hukuka uygunluk denetiminden tamamen bağımsızdır. Dava konusu işlemin idari yargı denetiminde uyuşmazlığın çözümü, davacının ceza hukuku anlamında kusurlu olup olmadığının ortaya konulması ile değil, atama tarihinde sunduğu belgenin maddi gerçekliği yansıtıp yansıtmadığının ve mevzuatın aradığı %40 engel oranının o tarihte madden mevcut olup olmadığının tespiti ile mümkündür.</p>

<p>UYAP kayıtlarının tetkiki sonucunda dosyaya kazandırılan, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulunun... tarih ve ... sayılı raporunda; davacının hakkındaki tüm adli-tıbbi belgeler ile yapılan muayenesindeki mevcut durumu birlikte değerlendirilmiş, sonuç olarak davacının engel oranının halihazırda ve atama başvurusuna esas alınan raporun tarihi olan 2009 yılında %40 oranının altında olduğu oy birliği ile mütalaa edilmiştir.</p>

<p>Bu durumda; davacının atama aşamasında sunduğu sağlık kurulu raporunun hem şeklen hem de içerik olarak gerçeği yansıtmadığı ve davacının engelli memur kadrosuna atanmak için mevzuatın aradığı "en az %40 engel oranı" şartını atama tarihinde taşımadığı Adli Tıp Raporuyla belirlenmiştir.</p>

<p>Olayda, memuriyet statüsüne girişte gerekli olan objektif şartın (engel oranı) başlangıçtan itibaren mevcut olmadığı anlaşıldığına göre, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi, hukuk dışı edinilmiş statünün korunması sonucunu doğuracaktır.</p>

<p>Bu itibarla, memuriyete alınma şartlarından birini taşımadığı sonradan anlaşılan davacının, 657 sayılı Kanun'un 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık; bu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p>KARAR SONUCU:</p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,</p>

<p>2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,</p>

<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/12/2025 tarihinde, kesin olarak, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.</p>

<p>KARŞI OY</p>

<p>X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin Danıştayca verilen bozma kararına uymayarak eski kararında ısrar edebileceği; 5. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin verdiği ısrar kararının temyiz denetiminin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca yapılacağı kurala bağlanmıştır.</p>

<p>Bir kararın ısrar kararı sayılabilmesi için; temyiz incelemesi sonucunda bozulan önceki kararla aynı sonucu ve aynı gerekçeyi içermesi, bozma kararı çerçevesinde yapılmış yeni bir inceleme ve değerlendirmeye dayanmaması gerekmektedir. Bölge İdare Mahkemesi, bozma kararı üzerine verdiği kararda, bozulan kararındaki sonucu değiştirmemekle birlikte, bu sonucu yeni bir gerekçeye dayandırırsa veya bozma ilamında belirtilen eksiklikleri tamamlayıcı mahiyette yeni deliller ve saptamalar eklerse, bu karar teknik anlamda bir ısrar kararı değil, bozma kararına uyularak verilmiş yeni bir hüküm niteliği taşır.</p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin uyuşmazlığa dair ilk kararında, ... İdare Mahkemesinin "idarenin eksik incelemesi" gerekçesini benimseyerek istinaf istemini reddettiği görülmektedir. Danıştay Onikinci Dairesinin bozma ilamından sonra Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen ve temyizen incelenen kararda ise; bozulan ilk kararda yer almayan, ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesinin 30/12/2021 tarihli kaldırma kararına ve bu kararın içeriğinde yer alan "Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekliliği" yönündeki maddi vakıalara ve saptamalara ilk kez yer verildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Buna göre, Bölge İdare Mahkemesince, bozma kararından sonra oluşan hukuksal süreç (ceza yargılamasındaki gelişmeler ve Adli Tıp Kurumu raporu gerekliliği) dahil edilerek ve bu yeni veriler üzerinden bir değerlendirme yapılarak karar verilmiştir. Anılan kararın, ulaşılan sonuç aynı olsa dahi, içeriği itibarıyla bozulan ilk karardaki gerekçeyi genişleten ve yeni saptamalar içeren bir yapıya sahip olması nedeniyle, ısrar niteliğinde olmayıp bozma kararı üzerine verilen yeni bir hüküm olduğu açıktır.</p>

<p>Belirtilen nedenlerle; ısrar niteliğinde görülmeyen Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesinin Dairesince yapılması gerektiğinden, dosyanın görevli Danıştay Onikinci Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.</p>

<p>KARŞI OY</p>

<p>XX- Dava konusu uyuşmazlık; davacının, engelli kadrosuna atanmasına esas teşkil eden 23/06/2009 tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunun sahteliği iddiasıyla tesis edilen, memurluğunun sona erdirilmesine ilişkin işlemin yargısal denetimine ilişkindir.</p>

<p>İdari yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri olan "re'sen araştırma ilkesi" uyarınca; yargı yerlerinin, uyuşmazlığı çözümlerken maddi vakıayı şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatması ve kararını bu somut verilere dayandırması zorunluluk arz etmektedir. Bu durumda, idari işlemin sıhhatine ilişkin şüphelerin varlığı halinde, yargı yerinin bu eksikliği idareye rücu ederek değil, maddi gerçeği bizzat ortaya koyacak araştırma ve bilirkişi incelemeleriyle gidermesi asıldır.</p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ısrar kararının gerekçesinde, davacının farklı tarihlerde aldığı raporlar arasındaki çelişkilere ve ceza mahkemesindeki bozma ilamına atıf yapıldığı, ancak uyuşmazlığın esasını etkileyebilecek mahiyetteki hususların yeterince araştırılmadığı görülmektedir.</p>

<p>Özellikle, davacının ilk atama tarihinde mevcut olan engel durumunun bilirkişi marifetiyle eksiksiz bir şekilde saptanması gerekirken, Bölge İdare Mahkemesinin, maddi gerçeği tam olarak ortaya koymak yerine, yalnızca mevcut dosyada yer alan ve birbiriyle çelişen idari tespitler ile ceza mahkemesi kararlarındaki değerlendirmeler üzerinden ısrar kararı vermesi, eksik inceleme niteliğindedir.</p>

<p>Bu itibarla; uyuşmazlığın maddi ve hukuki yönlerinin tereddütsüz bir biçimde saptanabilmesi için, gerekli tüm tahkikat işlemlerinin ikmali suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının "eksik inceleme" nedeniyle bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.</p>

<p>KARŞI OY</p>

<p>XXX- ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/sahte-engelli-raporuyla-memur-olan-kisinin-gorevden-cikarilmasi-hukuka-uygun-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/04/sahte-engelli-rapori-alan-memur.jpg" type="image/jpeg" length="98298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi’nde Reçete Skandalı]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/cemil-tascioglu-sehir-hastanesinde-recete-skandali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/cemil-tascioglu-sehir-hastanesinde-recete-skandali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi’nde kurulduğu öne sürülen bir reçete ağı, emniyet birimlerinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda ortaya çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İddiaya göre, organize şekilde hareket eden yapı, hastane üzerinden kurduğu bağlantılarla pahalı ilaç kullanan hastalara yönelik yönlendirme ağı oluşturdu.</p>

<p><strong>Pahalı ilaç kullanan hastaların listesine ulaştıkları öne sürüldü</strong></p>

<p>Soruşturmaya yansıyan bilgilere göre, örgütün yüksek maliyetli ilaç kullanan hastalara ait listeleri ele geçirdiği belirlendi. Bu bilgiler üzerinden hareket eden şüphelilerin, hastalarla önceden bağlantı kurarak belirli eczanelere yönlendirme yaptığı iddia edildi.</p>

<p><strong>Yönlendirme karşılığında yüksek komisyon alındığı iddiası</strong></p>

<p>İddiaların en dikkat çeken boyutlarından biri ise maddi kazanç oldu. Kurulan sistemde, hastaların önceden bağlantı sağlanan eczanelere yönlendirildiği, bunun karşılığında ise örgüt üyelerinin yüksek oranlarda komisyon aldığı öne sürüldü. Böylece hasta reçeteleri üzerinden haksız kazanç elde edildiği iddiası gündeme geldi.</p>

<p><strong>Sağlık sisteminde güven tartışması yeniden alevlendi</strong></p>

<p>Ortaya çıkarılan reçete ağı iddiası, sağlık hizmetlerinde veri güvenliği, hasta mahremiyeti ve etik ihlaller konusunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle hastalara ait bilgilerin nasıl temin edildiği ve bu bilgilerin kimler tarafından kullanıldığı soruları dikkat çekti.</p>

<p><strong>Soruşturma derinleşiyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emniyetin ortaya çıkardığı reçete ağına ilişkin soruşturmanın çok yönlü sürdüğü öğrenildi. Olayın hastane, eczane ve aracı bağlantılarıyla birlikte kapsamlı şekilde incelendiği belirtilirken, kamuoyunda gözler soruşturmanın devamında ortaya çıkacak yeni ayrıntılara çevrildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/cemil-tascioglu-sehir-hastanesinde-recete-skandali</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/04/ilac-cetesi.jpg" type="image/jpeg" length="88967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da 112 İstasyonunda Fare İddiası: Görevlinin Tedavi Altına Alındığı Öne Sürüldü]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/antalyada-112-istasyonunda-fare-iddiasi-gorevlinin-tedavi-altina-alindigi-one-suruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/antalyada-112-istasyonunda-fare-iddiasi-gorevlinin-tedavi-altina-alindigi-one-suruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir 112 Acil Servis İstasyonu’nda nöbet tutan görevlinin, istasyonda bulunduğu sırada fare saldırısına uğradığı iddia edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olayın, görevlinin nöbet esnasında uyuyakaldığı bir anda yaşandığı öne sürüldü.</p>

<p><strong>Isırıldığı belirtilen personel hastaneye kaldırıldı</strong></p>

<p>İddialara göre fare tarafından ısırılan sağlık görevlisi, olayın ardından tedavi altına alındı. Personelin sağlık durumuna ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, yaşanan olayın sağlık çalışanlarının görev yaptığı fiziki koşulları yeniden tartışmaya açtığı belirtildi.</p>

<p><strong>Olayın üzerinin örtülmeye çalışıldığı öne sürüldü</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu olayla ilgili en dikkat çeken iddia ise yaşananların kamuoyundan gizlenmek istendiği yönünde oldu. Olayın kurum içinde kapatılmaya çalışıldığı ve konunun geniş şekilde duyurulmadığı öne sürüldü.</p>

<p><strong>Çalışma koşulları yeniden gündemde</strong></p>

<p>112 acil sağlık hizmetlerinde görev yapan personelin çalışma ortamları, dinlenme alanları ve istasyonların fiziki yeterliliği uzun süredir tartışma konusu olurken, Antalya’daki bu iddia da gözleri bir kez daha acil sağlık istasyonlarının koşullarına çevirdi. Sağlık çalışanlarının güvenli ve hijyenik ortamlarda görev yapmasının zorunlu olduğu vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/antalyada-112-istasyonunda-fare-iddiasi-gorevlinin-tedavi-altina-alindigi-one-suruldu</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/04/112-de-fare-saldirisi.jpg" type="image/jpeg" length="79058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acı Haber Sonrası Hastanede Şiddet: Doktor Ve Sağlık Çalışanları Saldırıya Uğradı]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/aci-haber-sonrasi-hastanede-siddet-doktor-ve-saglik-calisanlari-saldiriya-ugradi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/aci-haber-sonrasi-hastanede-siddet-doktor-ve-saglik-calisanlari-saldiriya-ugradi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İddiaya göre, yaklaşık 10 yıldır kanser tedavisi gören bir kadının yaşamını yitirdiği bilgisini alan yakınları, hastanede doktor ve sağlık görevlilerine saldırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşanan olayın ardından sağlıkta şiddet bir kez daha gündeme geldi.</p>

<p><strong>Doktorun hedef alındığı öne sürüldü</strong></p>

<p>Hastane ortamında yaşanan gerginliğin kısa sürede büyüdüğü, öfkelenen yakınların sağlık çalışanlarına yöneldiği iddia edildi. Olay sırasında özellikle doktorun fiziksel saldırıya maruz kaldığı öne sürülürken, sağlık personelinin büyük panik yaşadığı belirtildi.</p>

<p><strong>Güvenlik görevlisine ilişkin dikkat çeken iddia</strong></p>

<p>Olayla ilgili en çok konuşulan detaylardan biri de güvenlik görevlisinin tutumu oldu. İddiaya göre, saldırı anında görevli güvenlik personeli müdahale etmek yerine olay yerinden uzaklaştı. Bu durum, hastanelerde sağlık çalışanlarının güvenliğinin ne ölçüde sağlandığına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.</p>

<p><strong>Sağlıkta şiddet sorunu yeniden gündemde</strong></p>

<p>Yaşanan olay, sağlık kurumlarında görev yapan personelin maruz kaldığı şiddet riskini bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle hasta yakınlarının yaşadığı öfke ve travmanın, sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel ya da sözlü saldırıya dönüşmesinin kabul edilemez olduğu değerlendirmesi yapılıyor.</p>

<p><strong>Gözler güvenlik önlemlerine çevrildi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olayın ardından hastanelerde güvenlik tedbirlerinin yeterliliği yeniden sorgulanmaya başlandı. Sağlık çalışanları, benzer olayların önüne geçilebilmesi için daha etkili koruma önlemleri alınması ve saldırı anlarında güvenlik personelinin daha aktif sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/aci-haber-sonrasi-hastanede-siddet-doktor-ve-saglik-calisanlari-saldiriya-ugradi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/04/saglik-calisanina-saldiri.jpg" type="image/jpeg" length="69461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Veysi Çeri’den Hemşire Maaşlarına Sert Eleştiri]]></title>
      <link>https://www.saglikpersonelihaber.net/prof-dr-veysi-ceriden-hemsire-maaslarina-sert-elestiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.saglikpersonelihaber.net/prof-dr-veysi-ceriden-hemsire-maaslarina-sert-elestiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk ve ergen psikiyatrisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Veysi Çeri, hemşire maaşlarına ilişkin sosyal medya paylaşımıyla dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>X hesabı üzerinden açıklama yapan Çeri, Türkiye’de sağlık sisteminde öncelikli olarak ele alınması gereken konulardan birinin hemşire ücretleri olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“Bu emeğe bu maaş ayıptır”</strong></p>

<p>Paylaşımında hemşirelerin çalışma koşullarına ve aldıkları ücretlere dikkat çeken Çeri, mevcut maaş düzeyinin sağlık hizmetinin yükünü taşıyan bu meslek grubu açısından yetersiz olduğunu ifade etti. Bir doktor olarak hemşirelerin emeğinin karşılığını bulmadığını düşündüğünü belirten Çeri, bu tablo karşısında utanç duyduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>Sağlık camiasında geniş yankı uyandırdı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Veysi Çeri’nin açıklamaları, sağlık çalışanlarının ücret politikalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Özellikle hemşirelerin yoğun iş temposu, nöbet yükü, hasta sorumluluğu ve artan yaşam maliyetleri karşısında aldığı maaşların yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler, paylaşımın ardından bir kez daha görünür hale geldi.</p>

<p><strong>Hemşirelerin çalışma koşulları yeniden tartışılıyor</strong></p>

<p>Sağlık alanında uzun süredir gündemde olan hemşire maaşları konusu, sahadan gelen değerlendirmelerle sık sık kamuoyunun gündemine taşınıyor. Ağır çalışma koşullarına rağmen ücretlerin beklentileri karşılamadığı yönündeki görüşler, sağlık sistemindeki ücret adaleti tartışmasının önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bir hekimin çıkışı dikkat çekti</strong></p>

<p>Hemşire emeğine ilişkin bu kadar açık ve sert ifadelerin bir hekim tarafından dile getirilmesi, paylaşımın etkisini daha da artırdı. Çeri’nin sözleri, yalnızca sosyal medyada değil, sağlık camiası içinde de geniş yankı buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.saglikpersonelihaber.net/prof-dr-veysi-ceriden-hemsire-maaslarina-sert-elestiri</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikpersonelihabernet.teimg.com/crop/1280x720/saglikpersonelihaber-net/uploads/2026/04/hemsire-maaslari-elestiri.jpg" type="image/jpeg" length="86192"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
